İçeriğe geç

Ay: Nisan 2009

Twilight

Türkiye’de hatrı sayılır bir haysan kitlesi bulunan Twilight’ın beyaz perde uyarlamasını nihayet izleyebildim. Tabi Stephenie Meyer’in aynı adlı kitabını okumadığım için uyarlama konusunda pek bir…

Yorum Bırak

genel olarak söylediklerimden bir şey anlamadığını söyledi. anlatıklarım ona her ne kadar ilginç gelse de bazı cümlelerimi algılamakta zorlanıyormuş. ne diyebilirim ki? bende bazen kendi…

Yorum Bırak

yılan

ağaç kabuğunun içinde yürürken, önüme çıkan iki adet iri kıyım yılanın karşıma çıkmasıyla gerçek hayata dönmem bir oldu. gördüğüm yılanları tarif etsem “sen hala gerçek…

Yorum Bırak

The Reader – Okuyucu

Stephen Daldry ve David Hare buluşması The Hours‘tan sonra yine başarılı bir filmle çıkmış karşımıza. Bernhard Schlink‘in aynı adlı romanından beyaz perdeye gayet güzl bir şekilde uyarlanmış. Zaten bu iki ismin uyarama filmler konusundaki başarısı yadsınamaz.
The Reader bol ödüllü bir film. Elbette bu ödülleri de hakkıyla alıyor. Gerek oyunculuk, gerek kostüm, gerekse sahne her biri gayet aşarılı. Ancak makyaj konusunda aynı şeyleri söyleyemeyeceğim her güzelin bir kusuru olur deyip bu konudan sıyrılmak istiyorum. Filmde umduğumdan fazla gereksiz sahnelere rastlamadım. Herşey kıvamında ve sürükleyici gidiyordu. Filmin ilk yarısı gereksiz gibibi gözüken sevişme sahneleri ve karakterler arasındaki etkileşim aslında bize genç bir insanın hayatını nelerin ekleyebileceğini gayet  açık bir şekilde veriyordu bize. Bu sahneler boyunca aklıma yer eden cümle ise bir erkek ilk beraber olduğu kadına aşık olur ve ondan kopamaz yönündeydi. Evet bu bir gerçek. Karakterimiz Michael’de bu durumdan nasibini almış hatta olayı biraz daha abartmıştı.
Yorum Bırak

Smart Blogger

  Sevgili Ruyayla bana bir ödül göndermiş sağolsun. Şimdi egoistlik yapıp ödülü kimseye vermeyeceğim ama yapmam gereken bazı şeyler varmış. Ne gibi mi? Mesela bana…

Yorum Bırak

Abone ol