Kalkıp gitmek varsa ahir zaman günlüğü üzerinden Topladığım her şey yanımda dursun Suyu akan, yolu geçen, ellerimizde ceset torbaları Seninki de ben olsun.
Yorum BırakAy: Şubat 2013

Filmin adının Türkçe çevirisinde “Bernienin Suçu Ne?”yi gördüğünüz zaman nasıl bir film acaba diye meraklanıyorsunuz. Baş rol de de Jack Black‘i görünce bu filmin bir komedi olduğunu düşünmeden edemiyorsunuz. Evet film komedi süsü verilmiş bir film. Eğlenceli, akıcı, ancak tatmin edici değil.
Film gerçek bir olaydan esinlenmiş. Bu sebeptendir ki biraz da belgesel tadında çekilmiş. Kasaba sakinleri ile röportajlar yapılmış ve fikirleri alınmış. Film yüzeysel olarakta olsa ahlaki ikilem yaratmaya çalışıyor ancak hikayede pek bir derinlik yok. Hikaye herkes tarafından sevilen, sayılan Bernie’nin, yine herkes tarafından nefret edilen Marjorie Nugent’i öldürmesini konu alıyor. İkilem ise burada vurgulanmaya çalışılmış. Kasaba sakinleri Bernie’nin kurtulmasını isterken çok iyi bir insanda olsa, kötü birini de öldürmüş olsa onu cezalandırmamız gerekir mi?
Yorum Bırakyazmamaktansa bir şeyler yazmak iyidir. Saçma olsa bile.
Yorum Bırak
İzlenmesi oldukça rahat bir filmdi The Sessions. Çeviri Aşk Seansları olunca ilk başlarda karşıma değişik bir aşk filmi çıkacağını düşünmüştüm. Konusunu okuyunca pek fazla yanılmadığımı da gördüm. Ancak hikaye biraz farklı. Hikaye de engellilerin cinsel hayatına değinilmiş.
Film 6 yaşında çocuk felci geçiren gazeteci ve şair Mark O’brien‘ın “On Seeing a Sex Surrogate” adlı makalesinden esinlenerek beyaz perdeye uyarlanmış. Makalede Mark O’brien kendi deneyimlerinden alıntılarla yola çıkmış. Film etkileyici bir konuya sahip olmasına rağmen, çok etkileyici bir film değil. Daha çok düz bir şekilde fazla duygu ve ajitasyon katmadan çekilmiş. Filmde Mark O’brien’ın gündelik hayatına misafir oluyormuşuz edası hakim.
Yorum Bırak
Oldukça eğlenceli bir izlenim ve kurguya sahip bir film Seven Psychopaths. Eğlenceli dediysem de komedi değil elbette. Bildiğiniz düşündüğünüz psikopatlar filmde mevcut. !f İstanbul’da Galalar arsında karşımıza çıktı ve aslında Türkiye’ye çok geç geldiğini düşünüyorum. Şu ana kadar izlediğim en iyi festival filmi diyebilirim Seven Psychopaths için. Yazar, yönetmen, senarist Martin McDonagh‘in ellerinden çıkmış bu işte. Kurgusu sık dokunmuş başarılı bir film.
Öncelikle filmin adının beni yanılttığını söyleyebilirim. Beklediğim yedi psikopat beni tam olarak tatmin etmedi. Filmin ilk yarım saatinde de zaten aksiyon ve psikopatlılık hat safhadayken film iyi yolda beklediğim gibi gidiyor derken birden beni yanıltmaya başladı. Tabi bu yanılma aklımda kurguladığım filmi suya düşürürken karıma apayrı izlenimi zevkli bir film çıkarttı karşıma. İyi kide böyle olmuş demedim desem yalan olur.
Yorum Bırakpazartesiden pazartesiye müzik eklediğim yer oldu ya burası hayırlısı.
Yorum Bırak
Pusher 1996 yapımı aynı isimli filmin yeniden çekilmiş hali. İlk film Nicolas Winding Refn tarafından yazılmış yönetilmiş. Nicolas Winding Refn bu kes ise bu filmin yapımcılığını üstlenmiş. Film bir çok kez yeniden çekilmiş. Başarılı bir kurgusu var. 1996 yapımı ilk filmi izlemedim ama bu kadar çok yeniden yapılması izlemem için neden oluşturdu. Luis Prieto elinden çıkma bu film için de iyi diyebilirim ancak daha iyi olabilirdi. Sanıyorum diğer uyarlamaları da izlediğimde bana aynı tadı verecek ki filmin hala yeniden çekimleri devam etmekte.
Film !f İstanbul kapsamında Karanlık&Köşeli bölümünde gösterildi. Bölüm için gayet uygun bir film olarak görüyorum Pusher’i. Anlatmak istediğini başarılı bir şekilde anlatmış. Kurgu ve diyaloglar güzeli. Daha da güzel olan ise filmin Orbital tarafından yapılan yapılan müzikleriydi. Oyunculuklar gayet başarılıydı. Bilhassa baş rolde görünce şaşırıp sevindiğim Richard Coyle oldu. Kendisinden beklenen performansı başarıyla vermiş.
Yorum Bırak
Serinin ikinci filmi olan Diary of a Wimpy Kid: Rodrick Rules aynı isimli ve Amerika’da çok satan bir çocuk kitabından uyarlanarak yapılmış. Film tam anlamıyla bir çocuk/ergen filmi. Bu sebeptendir ki ben filme pek ısınamadım. Yani aslında film Amerikan çocuk/ergenlerinin (hatta bizde de aynı alt yapı oluşmakta) gündelik sorunlarını iyi bir şekilde anlatmış. Tabi bunlar karikatürize edilmiş.
Karikatürize derken filmdeki çizgi karakterler yani karakterlerin çizgi halleri benim oldukça hoşuma gitti. Keşke filmi normal bir şeklide çekmek yerine bu şekilde bir çizimle animasyon haline geçirselermiş. Filmin uyarlandığı yazılı basım hakkında hiç bir bilgim yok. Bu sebepten dolayı uyarlama konusunda pek yorum yapamayacağım ama sanki karakterler bana pek oturmamış ve yapmacık gibi geldi.
Yorum Bırak