İçeriğe geç

Ay: Nisan 2014

L’inconnu du lac / Göldeki Yabancı

Film 2013 Cannes film festivalinde Eşcinsel Palmiye ödülü almış. Şimdi şöyle bir baktığımda filmin bu ödülü alması normal olarak görüyorum ancak filmin ödül alacak seviyede olduğunu düşünmüyorum. Hikayeyi tam olarak anlamamakla birlikte filmin kurgusuna da anlam verebilmiş değilim. Oyunculukları iyi bulmamakla birlikte filmin en büyük özelliği pornografik olması. yada filmi şöyle özetleyeyim. Karşımızda bir gey pornosu var.

Eşcinsel sineması ne demek anlayamamakla birlikte eğer böyle bir sınıflandırma yapılmışsa aslında filmin belli bir anlam içermesini beklerim. Yani dram, aşk yada aksiyon, komedi yönü ağır olsun. Bu film ise biraz polisiyeye göz kırparken aslında hiç bir türe ait olamıyor. Bol bol gördüğümüz seks sahnelerinin ise filmi desteklediği yok.

Yorum Bırak

Uri Sunhi / Hepimizin Sevgilisi

Bildiğimiz, beğendiğimiz Kore filmlerinin aksine bu film biraz daha Festival filmi kokuyor. Gerek hikayesi, gerek işlenişi, gerekse abartısız oyunculuğu filmin en akılda kalan yönleri. Yönetmenin usule uygun çekim teknikleri ve kamera hareketleri aslında klasik sinema izleyicisi olarak görüntüleri garipsememize neden olsa da bir süre sonra filme alışmamızı sağlıyor.

Film de kullanılan müzikler oldukça başarılı ve tatmin edici. Oyunculuklarda aynı şekilde. Hikaye ve işlenişten dolayı filmde bir başrol var demek zor. Abartısız oyunculuklar bir karakterin öne çıkmasına pek fazla olanak tanımıyor. Tabi buna en büyük sebep hikayenin sakin biz şekilde karakterler arasında paylaştırılmış olması.

Yorum Bırak

Pionér / Öncü

Ünlü Norveç’li yönetmen Erik Skjoldbjærg‘in son filmi olan Pionér / Öncü 80′lı yıllarda Norveç’in, sahil şeridinden uzakta deniz altında ki petrol ve doğal gazını çıkarmak için yapılan çalışmaları anlatıyor. Denizin dibine boruları yerleştirmek için üç gönüllü dalgıç yoğun testlerden geçer. Nihayetinde bu zorlu eğitimler ve testler biter ve gün uygulamaya geçmeye gelir.

Dalgıçlardan Petter ve abisi Knut boruyu monte etmek için denizin dibine dalarlar. Tam o esnada bir kaza yaşanır, Peter kazada kardeşini kaybeder. Denizin altından çıktıktan sonra ise kaza hakkında araştırmaya başlar. İşte bir terslik vardır. Peter kazanın sorumlusunu aramaya başlar ancak kime yaklaşsa bir tuhaflık fark eder.

Yorum Bırak

Philomena / Umudun Peşinde

Philomena bu senin Oscar ödüllerine de dört dalda aday olmuş ve ancak eli boş dönmüş. Ancak Bafta ve Venedik Film festivallerinden ise en iyi senaryo ödülü ile geri dönmüş. Hikaye etkileyici ve sürükleyici ve Martin Sixsmith‘in The Lost Child of Philomena Lee’nin kitabından uyarlanmış. Tabi kitapta gerçek bir hikayeyi anlatıyor. Yazar Martin Sixsmith, Philomena Lee’nin kayıp oğlunu aramaya başlamasını ve bu esnada başından geçenleri kaleme almış aynı şekilde filmde bunu anlatıyor.

Film 1952’de İrlanda’da Philomena adında genç bir kız aşık olur ve hamile kalır. Ancak bundan sonra kendisine yöneltilen bakışlar değişir ve cezasını çekmek için bir manastıra gönderilir. Burada sürekli çalıştırılan genç kız çocuğunu doğurur. Belli zamanlar haricinde çocuğunu görmesi yasaktır. Günün birinde çocuğu evlatlık verilir. Philomena günümüze kadar çocuğunu arar ancak bir türlü ona ulaşamaz.

Yorum Bırak

Nymphomaniac / İtiraf I&II

Dancer in the Dark‘tan sonra  filmlerinin hiç birini kaçırmadım. Bir çoğunu buraya yazmamış olabilirim ama Trier’in gizli hayranlarından biriyim. Gerek teknik açıdan gerekse filmlerinin hikayelerini farklı ve başarılı bulurum. Ancak çok adı geçen ve sansasyon olan Nymphomaniac izlemeden önce beni biraz tereddütte düşürdü. Öyle ki bir önceki filmi Melancholia‘yı çok başarılı bulmuştum. Bu filmin daha çekilmeden hakkında başlayan konuşmalar filmin merakının arttırılması aslında içten içe merak uyandırırken bir o kadarda film hakkında tereddütlere kapılmamı sağlıyordu. Filmi !F kapsamında izleyememiş, ancak sinemaya girme durumlarının konuşulmasına istinaden sinemada izlerim demiştim. Ne yazık ki film sinemada gösterime girmedi. Aslında vizyona girmesini de pek beklediğimi söyleyemeyeceğim. Girseydi bile iki üç sinemada bir iki hafta kalırdı film gösterimde. Tüm Trier filmlerinin Türkiye’deki ömrü bu şekilde olmuştur. Ne kadar doğru bilmem ama benim bu düşüncelerim gibi düşünülerek güya film vizyona sokulmamış.

Yorum Bırak

Araf / Somewhere In Between

Filmi uzun zamandır merak ediyordum ancak bir türkü aklıma getirip izleyememiştim. Hazır festival dolayısıyla fırsat bulmuşken kaçırmayayım dedim. Filmi izlemek isteme sebeplerimin başında filmde ‘ün olması. Kesinini çok sevdiğimden değil de bu film sebebi ile 19. Altın Koza Film Festivalinden ve de 2012 Moskova 2morrow Film Festivalinden ödülle dönmüş olması. Kendisini bir iki dizide görmüş mıy mıy oyunculuğu karşısında Araf’taki oyunculuğu ile nasıl ödül aldığını sorgulamaya başlamıştım. Filmi izlemem tüm merakımı giderdi. Tamam güzel kız ama bu gidişle çok gelecek vaat eden bir oyuncu olduğunu düşünmüyorum.

Filmin yönetmen ve senaristi . Bu kendisinin izlediğim ilk filmi. Pandora’nın Kutusu’na bir çok kez niyetlenmiş ancak izleyememiştim. Bu sebepten dolayı genel bir Yeşim Ustaoğlu film analizi yapamayacağım. Acak filmin en büyük özelliği hikayenin gerçeklik sularında gezmesi. Hikaye bizi çok fazla meraka sürüklememekle beraber, oldukça klasik bir final sunuyor. Filmi bitirip arkasından baktığımda ise aslında bildiğimiz bir şeyden fazlasını söylemediğini görüyoruz. Bu olay o kadar düz anlatılmış ki filmin etkileyici hiç bir yanı yok.

Yorum Bırak

Özür dilerim. Hiç bir zaman senin olamam Aramızda hep başka aşklar olur Romeo ve Juliette , Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun Bir dizi olmaktan…

Yorum Bırak

Groundhog Day / Bugün Aslında Dündü

Festivalin en güzel yanlarından biride eski sevdiğimiz filmleri beyaz perdede izlemek oluyor. Gerçi ben genelde yeni ve tanınmış yönetmenlerin filmlerinden yana tercihimi kullansam da böyle eski filmlere arada mecburiyetten gidiyorum. Mecburiyet dediğim şu sponsor ve ön satışlardan yer kalmaz ise. Tabi bu işten pekte şikayetçi değilim. Sonuçta sinemada eski sadece yeniler yada ilkler izlenir diye bir şey yok.

Aslında Groundhog Day / Bugün Aslında Dündü filmini video kasetler  ve televizyon kalanları başta olmak üzere kaç kez izlediğimi hatırlamıyorum bile. Onlarca kez diyebilirim. Ancak son dönemde izlememiş olacağım ki filmin gidişatını tam olarak hatırlayamadım. Yani olacaklar aklımda ama sıralamalar pek aklıma gelmedi. Yinede filmi keyif alarak izledim.

Yorum Bırak