İçeriğe geç

Ay: Kasım 2014

Kedi Özledi

Şimdi yazının başında bu filmi neden izlediğimi açıklayayım. Filmden hiç bir beklentim yoktu bu sebepten dolayı çok fazla hayal kırıklığına uğradığımı söyleyemeyeceğim. Filmi izleme amacım ‘yi görmekti nihayetinde bu benim için yetti. Tabi bunun haricinde diğer kısımlara da değineceğim.

Yorum Bırak

Om Shanti Om

Bir süredir Hint filmi izlememişken bu arayı Om Shanti Om ile sonlandırmak çok büyük keyif oldu benim için. Gerçi bir süredir diyorum ay başında izlemiştim. Tabi şöylede bir durum var. Ben böyle Hint filmlerini izleyince acayip kıl oluyor ve kıskanıyorum. Adamları beğenmeyiz ama bir gerçek var ki adamların yaptıkları işler bizden kat kat iyi.

Yorum Bırak

Maleficent

Malefiz oldukça başarılı bir film. Hikayesi uyarlaması oldukça başarılı ancak yönetim için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Film başka yönetmenlerin elinde daha iyi bir hale gelebilirdi ancak bu haliyle de eğlenceli ve başarılı bir film. Aslında filmin yönetmeni Robert Stromberg‘i bir çok filmden tanıyoruz. Ancak bu isim filmlerdeki özel efektçi (ne desem bilemedim) olarak karşımıza çıkıyor. Bu da tabi Robert Stromberg’in ilk yönetmenlik deneyimi oluyor. Tabi gösel efekt anlamında bu film bu isme emanet edilebilirmiş ama yönetmenlik bakımından edilmeli miymiş pek emin değilim.

Yorum Bırak

Edge of Tomorrow

Film Hiroshi Sakurazaka‘nın “All You Need Is Kill” adlı “light novel”‘ından uyarlanmış. Yönetmen koltuğunda da Doug Liman var. Filmin lanse edilen en ağır topu ise Tom Cruise. Kendisine de Emily Blunt eşlik etmiş. Tabi böyle bir film için Tom Cruise’un artık yaşlanmış olduğunu görüyoruz. Açıkçası nedendir bilmem ama film boyunca Tom Cruise suratı görmek beni sıktı.

Yorum Bırak

7500

Şu yönetmenlerin Holywood sevdası nedir bilemedim arkadaş. Tamam belki sinemada son noktayı yaşayan bir yer hem maddi, hemde yapılan iş olarak ancak, elin uzak doğulusu da bu kültürü tam benimsemeden gidip film yapınca aslında karşımıza pek bir şey çıkmıyor. bu kez kapağı Holywood’a atıp bir şeyler denmeye çalışan isim de Takashi Shimizu. Takashi Shimizu’yu Ju-on, Ju-on 2 gibi filmlerden tanıyoruz. Tamam bu Holywood’da ilk yapımı değil Ju-on serisinin uyarlamasında da kendisini izledik ancak ben uyarlamanın da orijinal yanında iyi olmadığı taraftarıyım.

Yorum Bırak

The Possession of Michael King

Şimdi bu film hakkında ne desem ne anlatsam bilemedim. Film beni çok yordu bunu söylemeliyim yazının başında. Bir yerde artık bitsin dediğimi hatırlıyorum. Bunun sebebi bir yere kadar sıkıcı giderken bir yerden sonrada aksiyonun hiç dinmemesi. Film bir “possession” filmi yani içine şeytan girme filmi. Bu şeytan hep kadınların içine girecek değil ya bu kezde bir erkeğin içine girmiş. Ama öyle dünü bütün etliye sütlüye karışan bir adamın içine değil. Bildiğin gelsinler beni bulsunlar diye kaşınan bir adam Michael King.

Yorum Bırak

Gulyabani

Şu dünyada tırsarak izlediğim karakterlerden biridir Gulyabani. Her ne kadar yeni nesil için pek bir şey ifade etmese de bizim nesil için en büyük korku unsurlarındandır. Daha küçükken Türkiye’inin en iyi korku filmlerinden biri olan Süt Kardeşler’de komedinin tam da ortasında onu görüp nasıl korktuğumu hala hatırlarım. Açıkçası benim için Palyaço (S. King – O ‘IT’) nasıl beni korkutursa Süt Kardeşler içerisinde en fazla iki dakika görünen Gulyabani beni o kadar korkutmuştur. İkisini de pek sevmem. Sanırım şimdi de beni korkutacak iki karakterden biridir Gulyabani. Tabi Gulyabani temelini Süt Kardeşlerle atmış olsam da akabinde, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın orijinal Gulyabani’sini okuyup akabinde TRT’de radyodaki piyeslerini dinlemişliğim var. Biliyorum ki benim yaşıtlarımda da aynı yere sahiptir Gulyabani.

Yorum Bırak

Interstellar

Bir  filmi daha karşımızda. Tabi söz konusu isim Nolan olunca, parmakları çıtırdatıp yazıya öyle başlamanın faydası var. İster istemez yazı bir hayli uzun oluyor. Bunun sebebi belkide Nolan’ın kafa yoracak, beklentiyi zorlayacak işlere adım atması. Interstellar’da bunlardan biri. Şimdi kısa bir yorum yapmak gerekirse, Interstellar beni tatmin etti mi? Evet etti. Ancak filmi izlerken aklımda sürekli Arthur C. Clarke’in Bir Uzay Efsanesi vardı. Hikaye bu seri ile paralel giderken, sosyal medyada film ile ilgili sorulan bir çok soruya Bir Uzay Efsanesini kendime referans göstererek yanıt verdim. Bu yazıda da belki kıyaslamalara gireceğim ancak bu ister istemez olacak. Dedim ya uzun oluyor Nolan yazıları diye, buyurun ilk paragraftan başladık. Yazıya devam ederken baştan söyleyeyim, yazı film hakkında açık seçik anlatımlar ve yargılar içerir, bu sebepten dolayı izlememiş olanlar bulaşmasın.

Yorum Bırak

Rosemary’s Baby

Tabi şimdi başlığa Rosemary’s Baby yazınca herkes bunun ‘nin başyapıtı olduğunu sanacak ancak öyle değil. Bu Rosemary’s Baby 2014 yılında çekilmiş iki bölümlük mini dizi. Şimdi diziyi değerlendirirken aslına filmi mi baz almak gerek yoksa, kitabı mı bilemedim. Bu arada kitabı okumadığımı belirtmeliyim. Ancak dizide filmdeki etkinin onda birini bile almadığımı belirtmeliyim. Bu sebepten dolayı sönük kalmış.

Yorum Bırak