Üçüncü gün sabahı, gece yorgunluktan sızmış olmamıza rağmen erkenden uyandık. Bunun sebeplerinden biri, çadıra vuran güneş, bir diğeri ise, etraftaki gürültüydü. Can Mocamp‘ın yol kenarında olduğunu…
Yorum BırakAy: Ağustos 2015
Gece yarısı Pamukkale’ye vardık. Otelimiz Bellamaritimo Hotel aile tarafından işletilmekteydi. Çoğunlukla turistleri ağırlayan otel, yeni ve küçük bir otel. Pamukkale’ye vardığımız belli ki her yer beyaz toz…
Yorum BırakBlogu otomatik pilota aldıktan sonra öyle bir haftalık tura çıkalım dedim. Aslında tur planı Patara‘dan başlıyordu ama biz yollara düşünce kafamıza göre hareket ettiğimizden hiç yaptığımız…
Yorum Bırak
Bir süredir K-Drama izlemeyi bırakmış, öyle küçük kısa dramalarla kendimi oyalamıştım. Onlar beni tatmin etmeyince sonunda standart bir K-Drama ile baş başa kaldım. Ramazan döneminde öyle boş boş iftarı beklerken izlemek iyi oldu. Dizimizin adı Yeonae Malgo Gyeolhon yada genelde bilinen adları ile Marriage Without Love / Marriage Without Dating.
Dizi çok iyiydi diyemeyeceğim ama izlemesi her K-Dramada olduğu gibi keyifliydi. K-Dramaların tüm özeliklerini de bünyesinde barındırıyordu. Buna sahne devamlılığı sıkıntıları da dahil. Gerçi kim takar ki sonuçta keyifle izlemek önemli. Bu dizi de bu gereksinimi karşılıyor.
Yorum Bırak
Aslında filmi sinemada izleyecektim ama bir türlü fırsat bulamamıştım. Şimdi kendime neden fırsat bulamadım diye kızıyorum. Bence Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku kesinlikle sinemada izlenmesi gereken bir film. Neden mi? Sadece destek olmak için. Çünkü bence başarılı bir yapım.
Film İlhami Algör’ün kısa bir romanından uyarlanmış. Kitabı okumadım ama okunacaklar arasında aldım. Filme gelince kitap ile kıyaslamaya giremeyeceğim ama bence başarılı bir uyarlama olmuş. Oldukça doğal, sade, şatafatsız bir anlatımla film aslında vermek istediğini vermiş. Evet standart bir üslupla ilerlemiyor film, belki finalde yada hikaye ilerlerken bir çok kez “e n’olmuş” tabiri kullanabilirsiniz ama bence zaten filmde olması gereken de buydu.
Yorum Bırak
Sosyal medya o kadar içimizdeki artık onlar kendi ünlülerini üretirken bazıları da biraz daha var olmak için paranın daha çok döndüğü medya ya kayıyorlar. Tabi medyayla kalmayıp film çekenlerde var. Tabi kendi halinde espiriler yapıp bunları kurgulamak, bir senaryo eşliğinde oyunculuğa soyunmak aynı şey değil. Beş on saniyelik videolar anlık gülme etkisi yaratabilir ama bir sinema filmi kendi içerisinde tutarlı ve akıcı olmalıdır. Vine ortamında fenomen olmuş Cem Gelinoğlu‘nun yazıp, oynadığı bir film Ali Kundilli.
Filmin konusu çok basit. Bu basitliğe rağmen filmin süresi çok fazla uzatılmış. Sanıyorum senaryodan kaynaklı olarak film parça parça ilerliyor. Yani, ana hikaye ilerlerken arada alakasız komik bir şey oluyor, sonra yine hikaye kaldığı yerden devam etmeye çalışıyor. Sanki baktığımızda bir çok kısa parçanın paylaşımı gibi duruyor film. Genel olarak mahalle ortamı, dayanışması verilmiş bu konuda pek sıkıntı göremedim ama o samimiyeti verecek bir oyunculuk yoktu filmde.
Yorum Bırak