İçeriğe geç

Ay: Aralık 2015

Sarmaşık

Aslında planımda bilgisayar açıp bir şeyler yazmak yoktu ama Sarmaşık’ı izledikten sonra bütün fikrim değişti. Hazır sıcağı sıcağına sinemadan çıkmışken film hakkındaki yorumlarımı yazayım dedim. Aslında ne yazabilirim diye de bir yandan düşünüyorum. Okuyanlar bilir benim düşünme şekillerimden biri de böyle gevezelik yapmaktır. Aslında direkt konuya girmek gerekirse, Sarmaşık son dönem izlediğim en iyi Türk filmi ve Türk sinemasında yeri ayrı olacak bir film. Hatta çıtayı biraz daha yükseltip son dönme izlediğim en iyi film diyebilirim. Bunu Avrupa, Amerika filmleri de kapsıyor diyebilirim. Zaten Sarmaşık’ta buna uygun olarak yurt dışındaki festivallerde de bolca ödül aldı.

Filmi izlemeden önce aslında konusunu okumamıştım. Filmi izlemem için iki etken vardı. Bunlar filmde Özgür Emre Yıldırım ve Nadir Sarıbacak’ın oynamasıydı. Tabi sonrasında filmin aldığı ödüller filmin izlenmesini şart kıldı. Ne yazık ki film az kopya ile vizyona girdi. Ben küçük bir sinemada izledim filmi ama tek kişi izledim. Ne yazık ki filmin vizyona girdiği dönemde rakiplerinin büyük olmasının da buna etkisi çok. Tabi birde Türk sinema izleyicisi söz konusu. Neyse filme biraz giriş yapalım.

Yorum Bırak

It Follows

Doğrusunu söylemek gerekirse ben bu filmi beğendim. Beğenme sebeplerinin en başında da filmin kalıplaşmış korku filmlerinin içine çekilmeden gerek hikayesi, kurgusu, işlenişi, mekanları ve görüntü yönetimi ile bana o eski korku filmlerinin keyfini yaşatmış olmasıydı. Aslında biraz daha olayın geçmişine gidip bizi soru işaretlerinden kurtarabilerdi ama bunu yapmamışlar. Filmden en tatminsiz ayrıldığım kısım buydu.

Tabi film hakkında çok abartılı yorumlar var. Bu da beklentiyi yükseltmiyor değil, filmi bu şekilde izlerseniz hayal kırıklığına uğrayacaksınız ancak yukarıda bahsettiğim sebeplerden ötürü evet film son dönemin en iyilerinden. Tabi filmi izlerken başka yapımlara benzetmemek içten bile değil. Ben izlerken biraz Halka’ya benzettim filmi. Ancak o kadar başarılı bir şekilde kurgulanmamış film.

Yorum Bırak

Hannas: Karanlıkta Saklanan

Çocukluktan beri hepimizin duyduğu bir olaydır cin’in bir insanı sahiplenmesi ve onunla ilişkiye girmesi. Tabi günümüz çocukları bunu pek bilmez. Biz zamanında mistik olaylarla fazla ilgilendiğimizden yada büyüklerimiz bu durumu çok ciddiye aldığından mıdır nedir bu tarz hikayeleri çok duyduk. Bu filmde bu hikayelerden birini konu almış kendine. Tabi bu ana konunun yanında birde yan konusu var filmin. O da para için aileleri tarafından akıl hastanesine kapatılan zenginler.

Bu iki konu bir şekilde harmanlanmış ve karşımıza Hannas: Karanlıkta Saklanan çıkmış. Filmi genel olarak eleştirmem gerekirse, eksik kurgu, eksik hikaye, başarısız oyunculuk ve çekimler diyebilirim. Tabi bunların içerisinde en çok göze batan oyunculuklar oluyor.

Yorum Bırak

Jurassic World

Nasıl olsa isminden ekmek yeriz denen yapımlardan biri de Jurassic World. Filmi izlerken ve izledikten sonra bu film bana ne vardi diye sordum ve açıkçası hiç bir cevap alamadım. Film bana hiç bir şey vermedi. Ne bir hikaye keyfi ne de bir aksiyon. Konusu oldukça basitti ve hikaye çok yüzeysel işlenmişti.

Hikaye basitti dedim kısaca özetleyeyim. Jurassic diye genetik bilimi ile dinozorların fosillerinden alınan dna’lar ile dinozorlara yeniden hayat verilmiştir ve bunlar Jurassic World denen bir park alanında sergilenmektedir. Tabi bu arada parkta dinozorlarla ilgili yeni genetik deney yapılmaktadır. Bunların son ürünü de devasa bir dinozordur. Bu dinozorun en büyük özelliğinde bir çok hayvanın geninden yapılmış olması ve bu genlerdeki özellikleri taşımasıdır. Yani büyük olmasına rağmen hızlı, kurnaz, oldukça akıllı, kendini kamufle edebilme gibi özelliklere sahiptir.

Yorum Bırak

Mihrez: Cin Padişahı

Şimdi ne yazsam bilemiyorum. Türk filmi dedim. Hem de Türk korku filmi dedim iyi bir şeyler yazayım diyorum ama yok çıkmayacak gibi gözüküyor. Ve gönül rahatlığıyla şunu da söyleyebilirim ki bu film Türk korku sinemasında izlediğim en kötü film.

Filmin hikayesinden tutun, cast seçimine, oyunculuklara, kurguya kadar her şey çok kötü. Hikaye belli bir temele oturmayan taklidin de taklidi olmuş. Oyuncular ne oynadıklarından bi haber kamera karşısına geçmişler. Diyaloglar boş ve gereksiz. Kamera açıları ne hikayeye odaklanmanızı nede hikayenin içinde yer almanızı sağlıyor. Bir düğün kasedi edasında film gidiyor. 

Yorum Bırak

Erken, düşler

Düşlerim kurulmuş bir saatten ibaret. Kimin saati, kim kaça kurmuş, habersizim. Sadece vakti geldiğinde haykiriyorum. Sadece, elimin tersi ile susturmaya çalışıyorum, haykırışlarımı erken saatlerinde. Bana…

Yorum Bırak

#büyümezamanı

Herkesin bir zamanı var, büyüme zamanı sürekli kaçırdığımız, sürekli ardından vahladığımız Sürekli boğan ve çıldırtan

Yorum Bırak

Adalet?

Bana adaletten, adil olmaktan bahset! Adaletini sikiyim.

Yorum Bırak

Minions

Despicable Me serisinde Minyonlar gönlüme taht kurmuş, hiç oyunlarla alakası olmayan ben Minions oyununu indirmiş oynamaya başlamıştım. Tabi oynamak derken sadece karakterlere bakıyor, garip sesler çıkarışlarına da gülüyordum. Minyonları izlemek benim için ayrı bir keyifti. Bu filmi de aynı keyfi almak için izledim. Keyif aldım mı, evet aldım ama nedense Despicable Me serisindeki kadar keyif vermedi Minyonlar.

Bunun başlıca sebeplerinden biri sayılarının fazla olmasından çok aslında üç minyonun ekipten ayrılmasıydı. Filmin başında da her birinin ayrı özelliklerinden bahsederken içlerinden birilerini ayırıp onları ayrı bir maceraya atmak bence çok mantıklı bir işi değildi. Lakin yapmışlar. Bende izledim.

Yorum Bırak