Soğuk gecelerin kovaladığı, yalnızlık yüklü bulutlar, gökyüzünde dolanırken; insanoğlundan şen şakrak, sıcak gülümsemeler bekleyemezsiniz. Nitekim, Ahmet Bey’de somurtkanlığını takındığı suratını, günün ilk ışıklarıyla birlikte keyfi…
Yorum BırakAy: Ocak 2016

Filmin tarihçesini bilmiyordum ama vizyona girmesine yakın takip etmeye başladım. Ben ki TRT Çocukta zaman zaman Keloğlan izleyen bir şahıs bu animasyon filmini neden izlemeyeyim dedim kendi kendime. Hem de sinemada. Planımı ona göre yaptım. Sonuçta memlekette çok fazla animasyon yapılmıyor. Sinemada izleyip destek olmak şart. Ancak ben filmin vizyona girme tarihini beklerken birden filmin basın gösteriminin iptal edildiği haberini duydum. Ancak aynı gün filmin galası yapılmış ancak filmden yirmi dakika gösterilmiş. Sonrası da filmin hazır olmadığı öne sürülerek yayın tarihi ertelenmiş. Tabi yayın tarihi ertelenince bende takibi bıraktım.
Geçtiğimiz günlerde de film tekrar aklıma geldi. Şöyle bir internette ne olmuş diye dolandım ve filmin internet ortamına düştüğünü gördüm. Eh yapacak işte yok oturup izleyeyim dedim. İzledim izlemesine de çok memnun kaldığımı söyleyemeyeceğim. Tabi akabinde biraz daha araştırma yaptım ve hakkında çıkana yazıları okudum. Filmin yönetmeni, Fetih 1453 filminin görsel efekt süpervizörü Serkan Zelzele olduğunu gördüm. Fetih 1453’ün efektleri neydi ki bu ne olacaktı ama çıkmadık candan umut kesilmezmiş. Tabi araştırmaların akabinde filme harcanan para, devlet desteğini falan görünce aslında filmin hükumet yandaşları tarafından yapıldığını olayın sadece para içeride dönsünden ibaret olduğunu gördüm. Olsun iyi bir şey çıkacaksa bu da kabulüm (!). Ancak bu da mümkün değil gibi.
Yorum BırakRobert Dugoni ismini daha önce duymamıştım. Kardeşimin Mezarı (My Sister’s Grave)’nı alma sebeplerimin başında da kitap fuarında Altın Kitaplar standında koca koca afişleri olmasıydı. Hatırlıyorum da…
Yorum Bırak
Son James Bond filmi olan Spectre aynı zamanda yirmi dördüncü James Bond filmiymiş. En iyi Bond filmlerinin en eskileri olduğunu düşünen ben bu film sonrasında da fikrimin değişmediğine takıl oldum. Bu filmin bir öncekinden ne farkı vardı diye sorarsanız aslında yoktu. Ama son deride biraz daha iç hesaplaşmaya dönerek kendi içinde kurgusu oturmaya başladı. Ancak aksiyonun yanında konunun pek bir değeri kalmıyor. Birden aksiyon içinde kayboluyorsunuz.
Aksiyon dedim de aslında görmediğimiz James Bond serisini James Bond yapan dudak uçuklatıcı aksiyon sahneleri yoktu. Tamam aksiyon sahneleri olmayabilir ama kamera kullanımıyla bunları farklı hale getirmek farklı haz vermek gibi bir durum da yoktu. Şimdi yiğidi öldürüp hakkını da yemeyelim. Filmde bu zamana kadarki yapılmış en büyük patlama sahnesi mevcut. Güzel de patlamış, ancak patlama sahnesi artık montajdan mıdır nedir ortada çok yapay durmuş. Zaten bu yapaylığı bir kaç sahnede de hissettim. Bence film montaj konusunda sınıfta kalmış.
Yorum Bırak
Filmin kadrosunu görünce açıkçası beni bir ziyafet beklediğini düşündüm. Tabi birde bildiğimiz o masal kahramanlarının da karşımda olması umutlarımı bir arttırmıştı. Hatta film açılışından sonra baya bir umutlanarak izlemeye koyuldum filmi. Ancak devam eden sahneler sürekli kendini tekrar eder nitelikteydi. Evet açılış şarkısı iyiydi ama film boyunca “i wish, i wish” sürekli tekrar edince bana bir süre sonra afakanlar basmaya başladı.
Filmin en büyük izlenme etkenlerinden biri de kadrosuna eş değer olarak karakterlerinde sevilen karakterler olması. Bu bağlamda ben oyunculardan çok karakterleri merakla izledim. Evet bendeki en büyük meraklardan biri de Rapunzel, Kül Kedisi, Jack, Kırmızı Başlıklı Kız ve Fırıncı Barker’in hangi payda altında buluşacağıydı. Tabi bu payda da cadı oldu. Evet film ne istediğimize dikkat etmemiz hususunda bizde diktede bulunuyor ama biraz abartmış gibi.
Yorum Bırak
İlk filmi beğenmiş, ikinci filmi klişe bulmuş biri olarak üçüncü filmden pek haz etmediğimi söylemek zorundayım. Öyle ki film benim için sıkıcı geçti, sıkıcı geçmesiyle beraber de film sonunda aklımda kalan hiç bir sahne olmadı. Sanırım Insidious’ın da Paranormal Activity gibi serisi çıkacak. Öyle ki ailenin geçmişine kadar indik. Bu durum çok mu gerekliydi, gördüğüm kadarıyla buna evet diyemeyeceğim. Keşke hiç çekilmeseydi.
Üçüncü bölüm birinci bölümün öncesi olarak karşımıza çıkıyor. Ancak filmin sonunda bu ne birinci bölüme tam olarak bağlanıyor nede ikinci bölüme atıfta bulunuyor. Muhtemel bir dördüncü filmin hikayesinin temelleri atılmış oluyor bu şekilde.
Filmin yönetmeni diğer iki filmin senaristi ve oyuncusu Leigh Whannell. Bu kendisinin ilk yönetmenlik deneyimi ve aslında yazmakla yönetmek arasındaki fark ortaya burada çıkıyor. Yönetim çok kötü olmamakla birlikte ilk iki filmin yanından geçmiyor. Hikayenin de sönük olması yönetimdeki eksikler filmin keyifli izlenimini ortadan kaldırıyor. Yönetimde eksiklik olmasına rağmen ses kullanımı benim hoşuma gitti. Oyunculuklar da beni tereddütte bıraktı. Belki de filme tam olarak giremediğimdendir.
Yorum BırakSon dönemlerde iş için İzmit’e fazla gitmeye başladım. Hal böyle olunca yemek yiyecek yeni yerlerde keşfetmek gerekti. Tabi bu keşifleri ben yapmıyorum. İzmitli arkadaşlar var…
Yorum BırakSöz konusu merak olunca aslında ne diyeceğimi bilemiyorum. “Meraklı mıyım acaba?” diye bazen soruyorum kendime. Tam bir cevap veremesem de aslında evet meraklıyım. Lakin merakım…
Yorum BırakHerkes susmuş, Herkes sindirmiş, Herkes kulplarin efendisi olmuş Herkes iyi Herkes güzel Herkes kendinden beter yansımasına düşman olmuş…
Yorum Bırak