Bir de bakmışım uzun zamandır filmler ile ilgili bir şey yazmamışım. E tabi kitaplar nerede diye sorabilirsiniz ama onu da yazıyorum. (Burada kelime oyunu yapmış…
Yorum BırakResül Efe Yazılar
Çünkü bugün yazacağım bir şey yok. Sanıyorum yazmak için biraz dışlanmak lazım bu dünyadan. Sadece yazmak için, yoksa beslenmek için geçerli değil bu söylediklerim. Senenin…
Yorum Bırak
Bu konuda çokta yalnız değilim değil mi? Herkes gibiyim yani… Bir başkasından farkım yok. Peki ya neden böyle? Neden gidemiyorum ya da neden kalamıyorum?
“Neden” hayatımdaki en büyük sorun?
Bazen korkuyorum. Düşünmekten, yapmaktan, yürümekten, konuşmaktan… Kendim olamadığım bir şey mi var içimde? Beni ben olmaktan alı koyan. Tabular, komşular, atıp tutan akrabalar…
Ne yapmalıyım ne olmalıyım? Bir duvar, bir yol, daha iyiyi nefes alan yıllara meydan okumaya çalışan bir ağaç. Onu da kazıyor, söküyor zarar veriyoruz ya. Tüm olan biteni kabullenecek, girdiği şeyin şeklin alacak bir su birikintisi? İstedikleri bu mu? Ya da benim istediğim?
Yorum Bırak
Kedileri sevdim mesela, evimi açtım, odamı verdim, daha kısa cümleler kurdum.
Hem de dinlemek için. Daha fazla duymak, daha fazla anlamak için.
Dans etmeye çalıştım. Bir sağa, bir sola salındım. Bazıları dalga geçti benimle. Ağladım, bağırdım yeri geldi haykırdım.
Yorum BırakO kadar çok tutuyorum ki kendimi. Yemek yerken, kitap okurken, dinlerken, söylerken, konuşurken.. Bir kişi de çıkıp “Kendini Kaybetme Sanatı’ diye kitap yapmıyor. Yırtınmaya ya…
Yorumlar kapalıHer sabah aynı cümle ile başlıyorum güne. Belki herkes gibi, belki de sadece
bana özgü… Ve her sabahın akşamı devamını getiremeden, bir cevap veremeden
kapıyorum gözlerimi. Sonra “iyi ki sonuna soru işareti koymamışım”
diye dua ediyorum.
Bir soruyu cevaplayamamak ne kadar da zor!
Yorum Bırak
Son bir kez ceplerimi yokladım. Telefonum, cüzdanım, sigaram. Kapıyı çekmeden önce, elimde anahtarlarım. Her şey tamamdı. Hatta cebimde yerinde bir türlü durmayan bozukluklar fazlalıktı bile. Yine de bir şeyler eksikti. Ve bozukluklar bunun kanıtıydı. Bir yokluğun üzerini örtmek için vardılar onlar.
Son bir kez evi dolandım. Kapalı perdelerin dikişleri arasından sızan güneş ışığında. Artık her neyi unuttuysam yaklaştığımda bile sıcak sinyalini vermiyordu bana. Çıkmalıydım. Süslenmememe rağmen bir saattir evden çıkamamıştım.
Yorum Bırak
Yazmak zor iş. Hatta ve hatta her hafta yazmak daha zor. O günlük köşe
yazarlarına özenmemek işten bile değil. Peki ya şu YouTube’a içerik üretenlere
ne demeli. Öyle abuk sabuk içeriklerden bahsetmiyorum. Araştırılan sorgulanan
bir bütün halinde sunulan içeriklerden bahsediyorum.
Sanıyorum bunu ben yapamıyorum. Ya da yapmam için çok daha fazla bu işe
zaman ayırmam lazım. Belki de daha fazla araştırıp sorgulamam.
Ancak ben ne yapıyorum? Ne yaptığımı anlatayım, sürekli bir tekrar:
Yorum Bırak
Kuraklık çökmüştü sanki şehre. Her adımı, suyun tadını unutmuş kaldırım üzerindeki toz parçacıklarını soluk borusuna kadar itiyordu. Burnunun direğini sızlatmaya başlayan bir koku toz birikintilerine karışarak usulca yayılıyordu etrafa. Ağzındaki mayhoş tadın sebebi bu olmalıydı. Uzaktan, derinlerden farklı bir koku daha geldi burnuna, kolayca tahmin edebileceği. Çiğ et kokusuydu bu. En son çocukluğunda almıştı bu kadar keskin, taze et kokusunu ve ardından bir daha et yiyememişti.
Burnunu kapattı, parmaklarının uçlarıyla. Vakit gece yarısını geçmiş, sokakta, lambaların çevresinde dolanan sinek seslerinden başka bir ses yoktu. Bir de az önce geçtiği yanıp sönen ve yanıp sönerken de küçük bir patlama sesi çıkaran flaman lambadan başka. Bilindik sessizliğin içinde yürümeye devam ederken birden bir çığlık duydu. Bebek çığlığıydı bu. Bu beklenmedik ses irkilmesine, duraksamasına sebep oldu. Hızlıca etrafını kolaçan etti. Gelebilecek tehlikelere hazır olmak istiyordu. Ürkütücü sessizlik karşısında, biraz daha gözlerine güvendi. Etrafta kimse yoktu.
Yorum Bırak
Başlıktaki cümle Joker filminden alıntı ve cümle şu şekilde devam ediyor. “Her gün yanımdan geçip beni görmüyorsunuz ama bu adamlar, Thomas Wayne TV’de onlar için ağladı diye mi yani?”
Gerçekten de böyle değil mi? Sokakta gördüğümüz olaylara, kişilere bu kadar kayıtsız kalırken bir anda onun birileri tarafından reklam (!) edilmesi duyarlılığımızı nasıl da tavana çekiyor.
Bunun altında yatan gerçek ne? Popüler olmak mı? Ya da popülerleşmiş bir olgu da yer almak mı? Diğer insanların düşünceleri ile bir olup kendimizi onların içinde kamufle etmeye çalışmak mı? Ben bu soruların hepsine “evet” yanıtını veriyorum. Çünkü hepimizde aynı kaygı var: Üzerine basılıp geçilmeme kaygısı.
Yorum Bırak