İçeriğe geç

Kategori: Felsefe ve Toplum

Peu-rin-seu-eui Wang-ja

Araya 2015 yapımı mini bir Kore dizisi sıkıştırayım dedim ve anladım ki Korelilerin mini dizileri pek iyi olmuyor. Bu ikinci mini dizim ve ben yine olan bitene çok fazla anlam veremedim. Dizimizin adı başlıktan da anlaşılabileceği gibi Peu-rin-seu-eui Wang-ja yani Prince of Prince.

Aslında hikayeden çok fazla şey anladığımı söyleyemeyeceğim. Ben mi kendimi veremedim yoksa gerçekten mi anlaşılır değildi bilmiyorum. Dizi 10 bölüm dokuz buçuk dakika. Tabi ufak bir hatırlatmaydı jenerikti derken sekiz dakika gibi bir süre elimizde kalıyor. Bu da ne kadar tatmin edici size bırakıyorum.

Yorum Bırak

İçimdeki Ses

Senaryosunu Engin Günaydın‘ın yazdığı filmin yönetmen koltuğunda Çağrı Bayrak var. Yönetmeni bazı Galip Derviş‘in ikinci yönetmeni olması sebebi ile tanıyoruz. Zaten film Barakuda Film yapımı ve Galip Derviş ekibine bir kaç ilave yapılarak film çekilmiş. Film konusunda biraz tereddütteyim. Aslında film oldukça samimi ve keyifle izlenen bir film ama Engin Günaydın’ın diğer filmlerine de baktığımızda oldukça basit kalan bir film.

Muhtemelen Erol Günaydın hemen hemen her 35 yaş üstü erkeğin düşüncelerini kaleme alarak oturmuş bir hikaye yazmış ve buna filmde iç ses demiş. Tabi bu şekilde bir senaryo olmuyor derken içeriye aksiyon olsun diye güzel bir kız, bir kaç gereksiz sahne ekleyip, romantik komedi dozunu arttırmaya çalışmış. Bu bölümler genelde filmin ikinci bölümüne tekabül ederken, ikinci bölüm biraz klasik ve olmamış halini almış. Tabi bu ilk başlarda çıtanın yükselmesi ve sona doğru düşmesinden kaynaklı bir algı. Yoksa film genel olarak eğlenceli.

Yorum Bırak

The Hunger Games: Mockingjay – Part 1

İkinci filmde de bir düşüşün olduğunu beni pek tatmin etmediğini belirtmiştim. Aynı tatminsizlik bu filmde de beni sardı. Zaten finali ikiye bölmenin tek mantığı bunun üzerinden daha fazla para kazanırızdan başka bir şey değil. Diğer izleyiciler de benimle aynı düşünüyor olacak ki her bölümde filmin IMDB puanı düşmüş. Açıkçası filmi bir kaç hafta önce izlememe rağmen aklımda film ile ilgili bir şey kalmadı. Ama daha eski izlediğim filmleri hatırlıyorum. Demek ki bu film hakikatten olmamış bir film.

İlk iki film oyunlar üzerinden dönerken bu kez hikaye gerçeğe, bir ayaklanmaya tanık oluyoruz. Yada bu ayaklanmanın şekillenmesine. Belirttiğim gibi bu film sadece arayı uzatalım filmi olmuş. Jennifer Lawrence iyi oyuncu ama ben filmler arasında kıyaslarsam bu filmden o diğer iki filmden izlediğim oyun zevkini alamadım. Performansı bence düşmüştü. Tabi asıl savaş sahnelerinin filmin ikinci bölümünde olacağı söyleniyor ama karşımıza nasıl çıkar bilmem ama bu bölüm sıradan bir dizinin herhangi bir bölümü gibiydi.

Yorum Bırak

Hadi İnşallah

Filmi çok merak ettiğimden izlemedim. Aslında izlemek için bir şey olsun Türkçe olsun derken izledim. İnternet’te Türk korku filmi bulmak biraz zor. Komedi çekmek kolay olsa gerek bu tarz filmler bol miktarda var. Komedi dediğime bakmayın siz. Öyle sınıflandırılmış diye bende öyle dedim.

Filmin yönetmen koltuğunda A.R.O.G ve Hokkabaz gibi Cem Yılmaz filmlerinin yönetmenliğinden de tanıdığımız Ali Taner Baltacı var. Şimdi bu yapımlardan sonra yönetmenin Hadi İnşallah gibi bir filmle karşımıza çıkması çok ilginç olmuş. Burada anlıyoruz ki Senaryo, yapım kaliteliyse yönetim de kaliteli oluyor. Ancak  Hadi İnşallah için bunların hiç birini söyleyemeyeceğim. Yönetmen için bence büyük bir hata olmuş bu film.

Yorum Bırak

Filinta

Kış dönemi izlediğim dizilerden biri de Filinta’idi. Ben eskiden beri tahammül sınırları içerisinde olan Osmanlı dönem filmlerini keyifle izlerim. Hep keşke eski romancılarımızın romanları dizi olsa diye dile getirirdim hep. En son Çalıkuşu‘nun uyarlamasını izlemiştik. Tabi o da hikayesinden sapan diziler arasındaydı sonuçta bir süre sonra final yaptı.

Filinta ise her ne kadar bir roman uyarlaması olmasa da Osmanlı döneminde geçtiği için dikkatimi çekti. Tabi birde işin büyüklüğü dizi için plato kurulması, yurt dışından efektçiler yönetmenler getirilmesi dikkatimi çekti. Dizinin TRT’de yayınlanıyor olması itibari ile bütçesi konusunda yapılmış polemiklere pek girmeyeceğim. İnanıyor musun diye sorarsan, “olabilir” diye yanıt veririm. Lakin şu an için bunlar benim konum dışı. Zaten atı alan Üsküdar’ı geçmiş, ben dilimi yorsam da bu pek bir işe yaramayacak. (kendime karşı çok tereddüt yaşadım, sanki vicdan azabı çekiyorum şu cümle için.)

Yorum Bırak

The Pyramid

Maniac (yeni çevrim), Mirrors gibi yapımların senaristliğini yapmış isim olan Grégory Levasseur‘un ilk yönetmenlik denemesi The Pyramid. Aslında film öyle çok kaile alacak bir film değil. IMDB puanı yalnızca 4,7 ancak işin içinde Mısır ve piramitler olunca ister istemez film dikkatimi çekti ve izlemeye başladım.

Şimdi filmi nasıl anlatsam bilemedim. Oldukça klişe oyunculukları ve çekimlerin çok iyi olmadığı bir film. Muhtemelen çok düşük bütçeyle çekilmiş. Hikaye klasik ilerleyip fazla bir şeyde sunmuyor bize. Korkulacak bir sahne yok. Olayların gizemine de kendinizi kaptırmıyorsunuz. Bu aslında kendini ilk dakikalardan hissettiriyor. Gerçi düşünüyorum da neden izledim diye. Gerçi izlerim ben izlememe gibi bir sıkıntım yok. Vakit bol ya… Neyse…

Yorum Bırak

Aşk Yeniden

Kore dizisi merakımı takip edenler bilir. Yine tam bir Kore dizisi arayışına girmiştim ki Aşk Yeniden’in fragmanları dönmeye başladı. Fox bu işi yapıyor bu dizinin de Kore uyarlaması olma ihtimali var dedim. Beklemeye koyuldum. Öyle ki fragmanlar Kore dizisini aratmıyordu. Tabi diziyi izleme fikri oluşması sebeplerinden biri de fragmanlardaki müzikleriydi. Sayısı azdı ama özgün dizi müzikleri güzeldi. Nitekim dizi başladı ben de izlemeye koyuldum. Sonuçta bıraktığım dizi de çok. Bunu da bir süre sonra bırakabilirdim.

Dizi iyi başladı. Hikaye nispeten klasiğe kaysa da karakterlerin klasiği eleştirir tavırları hoşuma gitmişti. Karakterler iyi oluşturulmuştu. Çok uç gıcık karakterler de vardı, çok sakin sevimli karakterler de. Oyunculuklar iyiydi. Bilhassa son bölümlerde de Buğra Gülsoy‘un oyunculuğu oldukça tatmin edici ve iyiydi. Gizi bir yerde Türk milletinin yoksun olduğu mimik olayında tavan yapmıştı.

Yorum Bırak

Night at the Museum: Secret of the Tomb

Serinin üçüncü ve son filmi olduğunu düşünüyorum Night at the Museum: Secret of the Tomb. Bu film aynı zamanda ‘ın da son filmi. Vay be Robin Williams da öldü. Hiç beklemezdim. Yani düzgün nezih bir adamdı. İntihar etmesi çok ilginç geldi bana. Beklemediğim insanlardan biriydi. Bu vesile ile de anmış oldum kendisini. Ben filme döneyim.

Night at the Museum serisini daha önce yazmamışım. Muhtemelen oturup param parça bir şekilde televizyonda izlemişimdir ve gerek duymamışımdır. Geçtiğimiz günlerde sıkılırken çok kafa yormayacak bir şey ararken gözüme çarptı ve izleyeyim dedim. Öyle çok eğlendim, kahkahalara boğuldum mu, hayır ama vakit bir şekilde geçti işte.

Yorum Bırak

The Flash

Benim Flash ile tanışmam çocukluk dönemlerine 90’lara dayanır. O zaman televizyonlarda Flash vardı. Tabi akabinde bunun bir DC Comics çizgi romanı olduğunu öğrendim ve o dönemin şartlarıyla çizgi romanları okumaya çabaladım tabi ki herkes gibi. Son dönem bir Flash vardı neden onu tekrar çekmiyorlar diye düşünürken karşıma 2014 yapımı Flash çıktı. Bu duruma çok mutlu olduğumu söylemeliyim.

Başlarda yadırgamadım desem yalan olur. Beni bıraktığım dönemlerde daha az teknolojik olan Flash günümüze uyarlanmış, eskiden sadece radyo ve televizyon, gazete ile haber alınırken işe cep telefonları ve internet girmiş. Tabi biz bu kadar gelişirken Flash’ın geri kalması olmazdı. Sonuçta aynı şekilde onlarında da zamanda ilerlemesi gerekiyordu. Bu yadırgama bende çok kısa sürdü.

Yorum Bırak

Penguins of Madagascar

Madagaskar penguenlerini sevmeyen yoktur. Zaten bu sevgi üzerine dizileri de yapılmıştı. Bunu bir çıta daha yükseltip geçtiğimz sene içerisinde filmi geldi. Tabi bende oturup izledim. Zaten diziye de ne zaman denk gelsem oturup izlerdim.

Tabi söz konusu penguenler olunca diyecek çok fazla bir şey bulamıyorum. Zaten aşağı yukarı karşımıza ne çıkacağı belli ve filmde bunu doğruluyor. Ancak gözüme çarpan bir şey varsa ki o da penguenlerimizin biraz yumuşadığıdır. Yani o sert ve ilginç gurup biraz sosyalizmi kenara atmış ve kapitalizme göz kırpmış gibi. Bunu nereden mi çıkardım, tabi ki maymunları çalıştırmalarından.

Yorum Bırak

Abone ol