Kategori: Kişisel Denemeler

Film 31. İstanbul Film Festivalinde Mayın Bölge bölümünde gösterilmiş an itibari ile dikkat mi çekmedi yoksa dijital kopyaları ortalıkta mu geziyordu bilmem ama filmi izlemeye gitmemiştim. Aslında filmi izledikten sonra filme gitmememi taktir ile karşıladım. Öyle söylendiği gibi pek mayınlı bir film değildi. Yönetmen, Urszula Antoniak‘ın ikinci filmi bu. İlk filmi Nothing Personal‘ı henüz izlememiş olsam da (şu an listede) ismini çok duyduğumu belirtmem lazım. Zaten bu film hatırı sayılır bir yer edindirmişti yönetmene.
Code Blue bana biraz zorlama bir film gibi geldi. Yönetmen ne anlatmak istediğini bir türlü kestirememiş. Ana karaktere dakikalarımızı harcarken onun hakkında kesin bir bilgiye sahip olamıyoruz. Ölüme yakın hastalara hemşirelik yapan ana karakterimiz bazen onların ölüm meleği rolünü üstleniyor. Tabi kendine bu rolü biçmişken o yaştaki insanların da yaşama isteklerine tanık oluyoruz. Bahsettiğim karakter Marian karakteri.
Yorum Bırak
Film adından da anlaşılacağı gibi Romantik Komedi. Yada film için ikinci adı olan Aşk Tadında’yı mı kullanmalıydık bilmiyorum. Velhasıl kelam Film o bildiğimiz Amerikan, Fransız romantik komedilerinden farklı değil. Biraz daha Türk işinden uzaklaşarak daha Avrupai şekilde çıkmış karşımıza. Hikaye hızlı ilerliyor, hareketli ortamlar mevcut. Bu da filmin izlenilebilirliğini arttırıyor.
Tüm bunlara ek olarak romantik komedinin erkeklere hitap etmeyen bir tür olduğunu da hesaba katarsak bu film kadınların tüketmesi için bire bir. Filmi izlerken kıyafetlere çok dikkat ediyorsunuz mesela. Kim olursa olsun her biri, defile adasıyla kıyafet giyiniyor filmde. Bu da bayan izleyicileri filme başlamakta birebir.
Yorum Bırakİlk filmden mest kaldığımı şuradaki yazımda yazmıştım. Ancak ikinci film bazı konularda ilk filmin üstüne çıksa da ilk filmin verdiği zevki vermiyor. Aslında filmden çok…
Yorum Bırakaklıma gelmişken, sen’lik gibi bir şey. iki kayıt arası farklılıklar. iki kelime arsına sığan hayaller. biraz daha umutlandırsa beni.
Yorum BırakNe kadar koşsakta, koşuyormuş olsak ta yerimiz sabit. Çıktığın yeri beğenmemek değil bu aslında yerinde saymak.
Yorum Bırakİlk filmin ardından ikincisini yazmak karakterler hakkında konuşmayı kısıtlıyor. Bu sebeptendir ki, bu yazıda da karakter ayrıntılarına girmeyeceğim. Ancak karakterlerden yeni olan Profesör James Moriarty için…
Yorum Bırak
Ünlü dedektif Sherlock Holmes’un sayısız uyarlamaların biri de Guy Ritchie tarafından 2009 yılında yapılmış. Guy Ritchie’nin en iyi filminin Snatch. olduğunu düşünürsek aslında Sherlock Holmes onun yanında biraz sönük kalıyor. Bu film aslına da pek sağdık kalmayıp daha çok çıtır çerez bir film olmuş. Sürükleyiciliği aksiyon sahneleri oldukça başarılı. Senaryo da yer yer tutarsızlıklar mevcut ancak o da fantastik öğelerin arasında kayboluyor.
Öncelikle Sherlock Holmes karakteri bildiğimiz Sherlock Holmes’lardan farklıydı. Daha kısa boylu, hırçın ve kaba kuvvet meraklısıydı. Bu da hikayelerde okuduğumuz Sherlock Holmes karakterinden çok farklı bir karakter çiziyordu. Yani Sherlok Holmes karakterini canlandıran Robert Downey Jr.bu karakter için fazla iddialı bir isim olmuş ama bu yeni Holmes’ün de altından kalkmış. Dr. John Watson karakteri için de şüphesiz Jude Law,iyi bir seçim olmuş.
Yorum Bırak