İçeriğe geç

Kategori: Kişisel Denemeler

Çocukluk / Boyhood

Film ekiminin ilk filmi olarak seçtiğim Çocukluk / Boyhood Richard Linklater imzasını taşıyor. Yönetmenin bir çok filmi olmasına rağmen izlediğim ve hatırladığım tek film(ler)i Before Serisi (Before Sunrise , Before SunsetBefore Midnight). Açıkçası bu filmleri izlemem için de en büyük faktör Julie Delpy‘di. Filmi seçmemdeki en büyük etken ise filmin 12 senelik bir zaman dilimine yayılması. Film bir çocuğun / ailenin küçüklüğünden tutup üniversiteye girinceki dönemine kadar olan biteni anlatıyor. Tabi film böyle kapsamlı olunca dikkat çekiyor.

Yorum Bırak

Pek Yakında

Zaman akıp giderken yine bir bayram arifesinde vizyona gören Cem Yılmaz filmi ile birlikteyiz. Bu film sanki izleyici yönüyle biraz buruk gibiydi. Buna sebep belki de Cem Yılmaz’a uygulanan anlam veremediğim boykottu. Belki de ben filmi AVM salonlarında izlemediğim için o meşhur yoğunluğa denk gelmedim.

Bu film diğer filmlere kıyasla biraz daha farklıydı. Hokkabaz in tadını yakalayan ancak daha farklı bir yapımdı. Bu da Cem Yılmaz’ı komik olarak görmek isteyen çevre için oldukça sıkıcı bir film olarak çıktı karşımıza. Şimdi son dönemlerde yapılan Cem Yılmaz komik mi polemiğine bende başka bir yönle bakarak Cem Yılmaz sinemayı öğrenmiş diyorum.

Yorum Bırak

Bir yılan geçmişim önümde duran ve üzerinden atlamaya çalıştıkça karşıma çıkan kirli derileri…

Yorum Bırak

Neverwas

Sinema kanallarını gezerken denk geldiğim bir film Neverwas. Aslında filmi izledikten sonra neden daha önce bu filme denk gelip izlemedim diye merak etmeye başladım. Filmin 2005 yapımı ve yönetmen koltuğunda Joshua Michael Stern var. Filmin senaristi de aynı zamanda kendisi. Film Stern’in ilk filmi ve üçüncü ve son film olarakta jOBS geçtiğimiz günlerde karşımıza çıktı. Yönetmenin ilk filmi Neverwas son filmi de jOBS olunca aslında aradaki gerilemeye şahit olmak beni üzdü. Demek ki yönetmenler bağımsız iş yaparken daha kaliteli şeyler ortaya çıkarıyorlar.

Yorum Bırak

Görev

Efendim şurada sizlere film tanıtacağım, yorumlayacağım diye (!?) ne eziyetler çektiğimin kanıtıdır şu film. Şimdi daha nasıl bir açıklama yapayım da filme gireyim bilemiyorum. Ben ki yolalrca o kadar film izledim hemde ayırt etmeden, öyle ki b-movieler en sevdiklerim şimdi bu film için ne diyeceğimi bilmiyorum. Normal film desen değil, b-movie desen değil normal film desen hiç değil. Ne olduğu belli olmayan bir şey Görev.

Yorum Bırak

Mavi Pansiyon

Nezih Ünen‘i yollardır yaptığı müziklerle tanıyoruz. En son Anadolu’nun kayıp şarkıiları adlı belgeselle izlemiştim kendisini. Oldukça başarılı da bulduğum bir yapımdı Anadolu’nun Kayıp Şarkıları. Kamera işinden hoşlanmış olacak ki kendi yazıp yönettiği Mavi Pansiyon ile çıktı karşımıza. Film sanki biraz keyfi çekilmiş. Yani öyle iş olsun derdi yok. Gayet rahat bir film. Senaryo da çok fazla düşünülmemiş. Sanki ekip bir pansiyonda tatildeymiş, burayı çok sevdik haydi film çekelim demişler.

Hemen konuya gireyim daha sonra biraz senaryo hakkında fikirlerimi sıralarım. Ahmet başarılı ve hovarda bir avukattır. Karısı bahardan yeni ayrılmış ve üzerindeki bunalımı yeni atmıştır. Bu durumdan kurtulmak için de her zaman yaz tatillerinde gittiği Ege sahilindeki Mavi Pansiyon’a gider. Ahmet çok sevdiği karısından boşandıktan sonra artık aşkın olmadığını düşünmeye başlamıştır. Aynı pansiyonda tatil yapan iki arkadaş dikkatini çeker. Birisi piyanist Bahar, diğeri ise oyuncu Esra’dır. İkili çok yakın arkadaş olmalarına rağmen çok farklı kişiliğe sahiptirler. Esra rahat ve vurdumduymaz, Bahar ise romantik ve duygusaldır.

Yorum Bırak

The Leftovers

Şöyle diziler bitmiş yaz dönemini nasıl geçiririm derken araştırmaların sonucunda karşılaştığım dizi The Leftovers. True Blood bitmiş tam bir boşluk anına gelmişti. HBO’nun çok fazla boş dizi yapmayacağını düşünerek okuduğum yorumlarda da Lost vari bir dizi olduğunu gördüğümde bende bir kaç bölüm diziyi izleyeyim dedim. Tabi dizinin kadrosuna bakmam izlemem için de bir sebep oldu. Justin TherouxAmy BrennemanLiv Tyler diziyi izlemek için iyi bir nedendi. Gerçi sadece Liv Tyler’ın olması izlemek için bence büyük bir neden.

Dizi Tom Perrotta‘nın aynı isimli romanından uyarlama. Romanı okumadığım için dizi ile arasında bir kıyaslama yapamayacağım ama ben diziyi oldukça başarılı buldum. Genel olarak baktığımızda dizi oldukça yavaş ilerliyor. Bu ilerleyiş sırasında bir çok soru işareti yaratmasına rağmen bu soru işaretlerine çok fazla yanıt vermiyor. Yani dizi sezon finali yapmasına rağmen hala bir çok soru işareti mevcut. Yaptığım araştırmalar sonucunda aslında kitabın da sorulara çok fazla yanıt vermediğini okudum. Gelecek günlerde kitabı da okumayı düşünüyorum açıkçası.

Yorum Bırak

Zaman Makinesi 1973

İzlerken biraz tereddütte kaldığım filmlerden biri oldu Zaman Makinesi 1973. İyi film mi, kötü film mi dilemedim. Aslında ortalama bir film. Ancak izlemesi keyifli. Zaman Makinesi 1973 bende böyle garip tarifsiz duygular uyandırdı izlerken.

Zaman yolculuğu içeren filmlere oldum olası hastayım. Yani bu temalı filmlerin en leşini koysanız merakla izlerim. Bu filmde tema olarak izlemem için büyük sebepti. Tabi filmin yönetmeninin de usta bir isim olan Aram Gülyüz olması izlemem için artıydı. Filmin senaristi Kemal Kenan Ergen‘i de televizyonda bir çok iş yapmasına rağmen Kaygısızlar ile sevmiş benimsemiştim. Tabi senaristin diğer işleri içerisinde sıradan işlerde var. Filmin kadrosuna baktığımızda sevdiğim isim Gürgen Öz bulunmakta. Kadroda Seda Bakan ismini gördüğümde biraz tereddütte kalmıştım ama oyunu fena değildi. Ancak karaktere çok fazla oturduğunu düşünmüyorum. Nedense Seda Bakan ismini duyunca biraz tereddütte kalıyorum ama son dönemlerde beni sürekli yanıltıyor. Bir de kadroda sevdiğim isim Ali Yoğurtçuoğlu vardı.

Yorum Bırak

True Blood

True Blood, 2008 tarihinde yayınlanmaya başladı o günden beri merakla ve zevkle izledim. O zamana kadar neden buraya yazmadım o ayrı bir konu. Ama final yapmışken değinmeden olmaz diye düşündüm. Dizi yedinci sezonunda final yaptı. Bununla birlikte yedi senedir bir fiil izledim diziyi. Zaman zaman sıktı, bezen baydı ama genel olarak yedi sene boyunca izletti kendini. Artık alışkanlık gibi bir şey olmuştu.

Dizi  Charlaine Harris‘in Sookie Stackhouse (Southern Vampire) Series’inden uyarlanmış. Bu seri de 2001 de başlamış ve 2014’de bitmiş. Tabi True Blood ne kadar kitaba sadık kaldı o da ayrı bir konu. Ama benim hissettiğim sanki dizi bir tık üstte gibi. Bu arada kitapları okumadığımı belirtmeliyim bu yorum sadece içime doğanlarla ilgili.

Yorum Bırak

Gomeda

Gomeda… Gomeda… Gomeda… Nedir Gomeda diye lafa gireyim. Filmi bir kaç televizyon kanalında gecenin bir yarısında denk gelmiş tamamını hiç izlememiştim. Ağır konusu anlayamadığım diyaloglar filim aklı selim kafa ile oturup izlememin daha iyi olacağı konusunda şartlandırmıştı beni. Eh bende aynen öyle yaptım. Geçtiğimiz günlerde izleyecek film ararken internet sitelerinde bolca çıktı Gomeda karşıma. Eh o zaman oturup izleyeyim dedim. Film hakkında çok fazla da araştırma yapmadım açıkçası. Sadece filmin yönetmenine baktım.

Yorum Bırak