İçeriğe geç

Kategori: Kişisel Denemeler

IRIS II / Iris II The Movie

아이리스 2 (A-i-ri-seu 2)

İlk dizinin ardından biz bunun ekmeğini yeriz zaten Athena Goddess of War / Athena Goddess of War The Movie ile de yedik der gibi bir bir dizi daha yapılmış. Tabi biz de aynı kıvamda yiyerek diziyi izlemeye koyulduk. Tabi benim yaptığım birini izledim diğerini izlemesem olmaz mantığıydı. Şimdi baştan belirteyim, dizi yine bize yeni hiç bir şey vermiyor. Hikaye IRIS‘in aynısı. Hikaye NSS’de geçiyor yine. Hikaye biraz daha Beak San etrafında dönüyor. Beak San’ın nasıl bu kadar güçlü konuma geldiği de anlatılanlar arasında. Ancak bu kez kendisini biraz iyi taraf olarak görüyoruz. Çünkü bu kez  Mr. Dark adında bilinmeyen, herkesi yöneten ve Beak San’ın da peşinde olan bir adam var.

Yorum Bırak

Extant

Dizi arayışları içerisinde denk geldim Extant’a. Baktım yapımcılar arasında Steven Spielberg var izleyeyim bari dedim. Gerçi Spielberg’in son dönem yapımcısı olduğu işlerden de çok fazla haz aldığım söylenemez ama bilim kurgu bilim kurgudur, az varsa tüketilmelidir mantığı ile diziyi izlemeye başladım. Tabi birde her na kadar yaşlanmış, artık şu dizideki rolü ile de sinir katsayımı arttırmaya başlamış olsa da baş rolde Halle Berry var. Zaten düşündüm ki dizi bir sezonu anca çıkarır. Ancak ikinci sezon onayını da almış. Bu arada dizinin ana cast’ı bence çok başarısız. İki ana karakter birbirine hiç uymamış bence. 

Aslında Extant karşımıza farklı bir şeyle çıkmıyor. En önemli özelliği bütün bilim kurgu öğelerini aynı çatı altına toplaması. Yapay zekadan tutun, alien’a, ordan tutun ölümsüzlüğe, oradan da sanal hayata kadar her şey var dizide. Bütün bu olmazsa olmazla iyi bir araya getirilmiş ama dizide olmayan kısım biraz aile olgusu. Bunun üzerine basa basa gidiyorlar ama dizinin en olmayan ve itici kısmı da bu. Konuyu biraz daha açar ve hikaye ile odaklarsam şu şekilde devam edebilirim:

Yorum Bırak

fygt Bu gün aynaya baktım. İsteyerek değil. Sanki bir an boşluğuma geldi. Bir an için gözlerimi kaçırdım. Bir cinayete tanık olmak istemezmiş gibi. Hep merakımdan…

Yorum Bırak

Tüm damlalarını tükettim hayatın, korkusuzca tüm kelimeleri ettim. Nasıl olsa bir farkı yok diye insanlardan, duvarları dost eyledim.

Yorum Bırak

Özgürlük Dansı / Jimmy’s Hall

Usta İngiliz yönetmen Ken Loach‘ın son filmi olma özelliğini taşıyor Özgürlük Dansı / Jimmy’s Hall (okuduklarıma göre gerçekten son filmi olacakmış). Ken Loach bu filminde de siyaset ve adaletsizlik üzerine oynuyor. Özgürlük Dansı / Jimmy’s Hall, Jimmy Gralton adında ülkesinden sınır dışı edilmiş Jimmy Gralton’un hayatının bir kısmına değiniyor. Film Donal O’Kelly‘in oyunundan uyarlanmış. Film aslında bilmediğimiz, izlemediğimiz bir şeyi bize vermiyor ancak anlatım bakımından bir ustanın filme elinin değdiği belli oluyor.

İrlanda 1921’de iç savaşın eşiğindeyken komünist olan Jimmy Gralton yaşadığı yerde kardeşinin de yardımı ile bir salon açar. Burada insanlar akşamları dans edip eğlenirken, gündüzleri de sanat dersleri, okumalar, boks dersleri ile kendilerini geliştirirler. Tabi bu olay insanların bir araya gelip konuşup bilinçlenmeleri de sağlar. Bu durumdan hoşlanmayan bir kısım yönetim seviyesindeki kişiler ve kilise Jimmy’e baskı yapar. Jimmy bu sebepte Amerika’ya gitmek zorunda kalır.

Yorum Bırak

Bize neyi enjekte ettiler biliyor musun? Hayalleri. Böylece daha kolay ölüp, öldürebilecektik.

Yorum Bırak

Karda Bir Beyaz Kuş / White Bird In A Blizzard

Film Laura Kasischke‘in aynı adlı romanından uyarlanmış. Yönetmen koltuğunda ise Gregg Araki var. Araki’yi Mysterious Skin ile hatırlıyorum. Ancak uzun zaman oldu başka bir film ini izlemeyeli on yıl sonunda festivale kısmetmiş. Filmi izleme sebeplerinden biri de baş rolde Eva Green isminin geçmesiydi. Ancak baştan söyleyeyim ki, ben bu filmde beklediğim Eva Green oyunculuğunu göremedim. Performansının çok altında bir oyunculuk vardı. Sanki buna sebep karakterin tam olarak filme de ait olamamasıydı.

Yorum Bırak

Eğer sürekli konuşuyorsan bunun sebebi asil söylemek istediklerini maskelemendir.

Yorum Bırak

Dönüş / The Turning

Dönüş / The Turning buraya ayacağım en kısa özetli festival filmi olacak sanırım. Bunun sebebi filmin Avustralyalı ödüllü yazar Tim Winton’un aynı isimli kısa hikayelerinin bulunduğu kitabından uyarlanmış olması. Yani bu film için bir kitaptaki öykülerin görselleştirilmesi diyebiliriz.

Yorum Bırak

Çocukluk / Boyhood

Film ekiminin ilk filmi olarak seçtiğim Çocukluk / Boyhood Richard Linklater imzasını taşıyor. Yönetmenin bir çok filmi olmasına rağmen izlediğim ve hatırladığım tek film(ler)i Before Serisi (Before Sunrise , Before SunsetBefore Midnight). Açıkçası bu filmleri izlemem için de en büyük faktör Julie Delpy‘di. Filmi seçmemdeki en büyük etken ise filmin 12 senelik bir zaman dilimine yayılması. Film bir çocuğun / ailenin küçüklüğünden tutup üniversiteye girinceki dönemine kadar olan biteni anlatıyor. Tabi film böyle kapsamlı olunca dikkat çekiyor.

Yorum Bırak