AÇELYA 1 AÇELYA 2 AÇELYA 3 AÇELYA 4 2. Sabahın en büyük sürpriziydi seni görmek. Soluk kış güneşinde siyah saçlarından yansıyan ışığın sıcaklığıyla güne başlamak.…
Yorum BırakKategori: Kişisel Denemeler

Serinin dördüncü filminin yönetmen koltuğunda ilk üç filmden de bildiğimiz Michael Bay var. Filmin senaristi ise yine diğer filmlerden de bildiğimiz Ehren Kruger. Filmde bu kadar ortak payda olunca ilk üç filmle de alakalı bir hikaye karşımıza çıkacak diye umutlandım ancak Age of Extinction ile karşıma çok farklı bir hikaye çıktı. Biraz da yadırgamadım değil. İlk üç hikaye Sam Witwicky karakterinin etrafında dönerken belli bir akış içerisinde ilerliyordu. Bu filmde ise ilk üç filmlerdeki karakterlerin adı bile geçmiyor en ufak göndermelerde bile bulunulmuyor.
Yorum Bırak
Filmin yönetmen koltuğunda Ryûhei Kitamura‘nın olması filmi izlemem için başlı başına bir nedendi. Ancak Japon yönetmenin Amerika macerasının çokta iyi olduğunu söyleyemeyeceğim. Belkide bunun başlıca sebeplerinden biri hikayelerin Amerikalılar tarafından çekilmesi. Keşke Ryûhei Kitamura memleketinde kalsa da Versus, Aragami!, Azumi gibi filmler çıksa ortaya.
No One Lives bir karmaşa ile başlıyor. Bunun en büyük sebebi karakterlerin fazlalığı. Tabi karakterler ortada sadece ölmek için var düşünmek için değil. Film hızlı bir giriş yapıyor. Emma Ward arkadaşlarını öldüren katilin elinden kaçmıştır. Tam koşup ana caddeye çıkacakken katilin kurduğu tuzağa yakalanır. Bu esnada elindeki cam parçası ile ağca yaşadığını belirten bir not bırakır.
Yorum Bırak
Dizi kıvamında bir polisiye film Kvinden i buret. Film 2013 Danimarka, İsveç ve Almanya ortak yapımı. Yönetmen koltuğundaysa Mikkel Nørgaard var. Zaten kendisinin yönetmenlik geçmişine baktığımızda genelde diziler ile muhatap olduğunu görüyoruz. Bu bakımdan film neden dizi kıvamında anlamış oluyoruz. Film Jussi Adler-Olsen‘in aynı isimli romanından uyarlama. Roman sanki biraz daha sürükleyicidir diye düşünüyorum.
Hikaye aslında bilindik bir temele oturuyor. Bir çok Holywood filminde bu hikayeye rastladık. Karısından yeni boşanmış, çıktığı görevde kendi yaralanmış, bir arkadaşını kaybetmiş, en yakın arkadaşı hastane de olan üstüne üstlük tüm bunlara kendisi sebep olan bir polis memuru baş rolde. Carl Mørck tüm bu sıkıntı ile uğraşırken işe geri döner. Ancak kendi başına buyruk bu polis memuru polis ofisine geri döndüğünde pek beklediğini bulamaz. Onun için yetersiz raporu çıkmış ve geri bir göreve verilmiştir. Carl Mørck bunu istemez ama kabullenmek zorunda kalır.
Yorum Bırak
2006 yapımı film ilginç bir şekilde geçtiğimiz sene (2013) Amerika’da bazı salonlarda gösterime girmiş. Türkiye’de de film 2009’da vizyonda yer bulmuş yine oldukça yaratıcı bir isim bulmuş bizimkiler: “Vahşet Partisi” Filmin Amerika’da tekrar vizyona girmesinin sebeplerinden biri olarak yönetmen Jonathan Levine‘in son dönemdeki başarılarını görüyorum. Her ne kadar hala izlenme listemde beklese de yönetmenin 50/50 ve Warm Bodies filmlerinin methini oldukça duydum. arık ne zaman denk gelirse o zaman izleyip yorum yapacağım.
All the Boys Love Mandy Lane aslında bildiğimiz slasher türünde bir film. Korku filmi olarak lanse etmek ne kadar doğru olur bilmiyorum. Bir gram bile korkuttuğu yok. Zaten film bazı sahnelerinde de saçmalıyor. Gerçi filmden çok şey beklediğimi de söyleyemeyeceğim. Ben IMDB’de B-Movie bakarken karşıma çıktı ve öyle izleyeyim dedim.
Yorum Bırak
Yaz dönemi girerken insanın sıkıntısını almak için B-Movie’ler birebir. Bende bu sıkkınlıkları değerlendirip bu ara B-Movie dozunu arttırdım. İyi mi yaptım. Bence iyi yaptım. Zaten yaz dönemi film izlemekte yazmakta zor. Gerçi izlemek değil ama, yazmak zor. Yazma işlerine bir süre için farklı bir yönden devam edeceğim için haftalık film izleme ve yazma sayısını düşürüyorum bu yazı itibari ile. Boş geçen günler için şurayı takip edebilirsiniz efendim : ). Dönelim filmimize.
Filmin senaryosu ve yönetimi Jake West‘e ait. Bu filmden sonra kendisini takip edeceğim ki bu film 2005 yılında çevrilmiş. Yönetmenin bu güne kadar da oldukça kalabalık bir film geçmişi var. Gerçi bunların bir çoğu video belgeseli olarak geçiyor. Video belgeseli de neyse pek anlam veremedim. Evil Aliens adından da anlaşılacağı gibi garip bir film. Bir o kadar da eğlenceli. Uzaylılar var ortada ama tam olarak neden dünyada oldukları da belli değil. Zaten dünyada olma amaçları muhtemelen bizim ekip onları öldürsün diye. Ancak dikkat edilecek bir husus var bu filmi uzaylılar çekmiş.
Yorum Bırak
Hayao Miyazaki maalesef bu filmde anime sektörüne veda etti. Tabi dayanamayıp tekrar bir şeyler çıkarmaya çalışır mı bilmiyorum. Temennim de yeni animeler yapması yönünde. Kaze tachinu’de güzel bir film olmasına rağmen Miyazaki’nin diğer filmleri yanında biraz sönük kalıyor. Bu film diğerlerinden çok daha farklı bir film.
Filmi diğerlerinden ayıran en büyük özellik Miyazaki’nin her hikayesinde bulunan güçlü kadın karakterini bu hikayeye eklememesi. Evet aslında hikayede böyle kadın karakterler var ama Miyazaki onlara çok fazla yer vermemiş. Hikaye hayaller ve aşk üzerine otutturulmuş. Ben bu animasyonda Miyazaki’nin o etkili müzik kullanımına da pek rastlamadım. Diğer animelerde müzikler dilimize dolanır bizi bizden alırdı. Bu anime ise biraz daha müzik konusunda sade olmuş.
Yorum Bırak
İlginç bir film American Mary. Konusu işlenişi bakımından bana oldukça acayip geldi. Biraz gore’a kaçsa da tam anlamıyla karşılamıyor. Bunun yanı sıra filmde çok fazla kan ve şiddet sahnesi olmasına rağmen ben çok fazla rahatsız olmadım. Tabi alışkın olmayanlar için rahatsız edici olabilir. Lakin finale de neden pembe kan vardı onu da anlamış değilim. Filmin düşük bütçesi sebebi ile sanırım film sonunda kalan son damla kanı da açarak kullandılar.
Yorum BırakAÇELYA 1 AÇELYA 2 AÇELYA 3 Bölüm 3: Tılsım 1. Gözlerimi açtığımda yurttaki yatağımda yatıyordum. Uzun zamandan sonra ilk defa bu kadar zinde açmıştım gözlerimi.…
Yorum Bırak
2013 yılında çekilmiş ve korku filmi olarak sınıflandırılmış bir film Dark Touch. Ancak her zaman ki gibi film korkunu yanına pek yaklaşamıyor. Filmin en güzel kısmı hikayesi. Hikayeye baktığımızda kamu spotu gibi bir şey çıkıyor karşımıza ancak her şey o kadar alelade ortaya konmuş ki izlediğinden pek bir şey anlamıyorsunuz. Aslında anlıyorsunuz ama bir çok kısmı anlamlandıramıyorsunuz. Hikaye biraz eksik kalıyor gibi.
Filmin senaristi ve yönetmeni Marina de Van. Bu ismi Ne Te Retourne Pas ve 8 femmes‘in senaryosundan tanıyoruz. Bu film de Ne Te Retourne Pas’a yakın olmuş. Onun gibi farklı bir konuya ancak onun gibi derli toplu bir yapıya sahip değil. Marina de Van, Dark Touch’ın senaryosunu kendisi yazmış sanıyorum ufak bir yardım ve düzenleme alsaydı daha az soru işareti ile son bulabilirdi film.
Yorum Bırak