Kategori: Kişisel Denemeler

Bir süredir Gürcistan’a iş sebebi ile girip çıkıyorum. Tiflis sokaklarında bir sürü tiyatro, konser gösteri sahneleri görürken pek faza karşılaşmadığım şey sinema salonlarıydı. Tabi ki yok değil ancak sayıları sanki bana az geldi. En azından merkezde bir kaç tane olabilir diye düşünmüştüm. Tabi iki sinema salonu görüp ikisinde de Gürcü filmi göremeyince açıkçası Gürcü sinemasını merak etmeye başlamıştım. Televizyonda bir kaç dizi görüyordum ama tabi çoğuna anlam verememiştim. Bir de Gürcü kadınlarının genelde Türk dizileri izlediğini hesaba katarsak, zaten kısıtlı zaman içerisinde yaptığım ziyaretler Gürcü sineması hakkında pek bilgi edinmeme sebep olmamıştı. Festival kapsamında da Gürcü filmi görünce dayanamadım desem yeridir.
Film Gürcistan / Estonya yapımı. Filmin yönetmeni Zaza Urushadze. Yönetmen aynı zamanda filmin senaristi de. Ben genel olarak filmi başarılı buldum. Benim gibi bir aynı düşüncede olan bir çok kişi var ki film bir çok festivalden ödülle dönmüş.
Yorum Bırak
Film 2013 Cannes film festivalinde Eşcinsel Palmiye ödülü almış. Şimdi şöyle bir baktığımda filmin bu ödülü alması normal olarak görüyorum ancak filmin ödül alacak seviyede olduğunu düşünmüyorum. Hikayeyi tam olarak anlamamakla birlikte filmin kurgusuna da anlam verebilmiş değilim. Oyunculukları iyi bulmamakla birlikte filmin en büyük özelliği pornografik olması. yada filmi şöyle özetleyeyim. Karşımızda bir gey pornosu var.
Eşcinsel sineması ne demek anlayamamakla birlikte eğer böyle bir sınıflandırma yapılmışsa aslında filmin belli bir anlam içermesini beklerim. Yani dram, aşk yada aksiyon, komedi yönü ağır olsun. Bu film ise biraz polisiyeye göz kırparken aslında hiç bir türe ait olamıyor. Bol bol gördüğümüz seks sahnelerinin ise filmi desteklediği yok.
Yorum Bırak
Bildiğimiz, beğendiğimiz Kore filmlerinin aksine bu film biraz daha Festival filmi kokuyor. Gerek hikayesi, gerek işlenişi, gerekse abartısız oyunculuğu filmin en akılda kalan yönleri. Yönetmenin usule uygun çekim teknikleri ve kamera hareketleri aslında klasik sinema izleyicisi olarak görüntüleri garipsememize neden olsa da bir süre sonra filme alışmamızı sağlıyor.
Film de kullanılan müzikler oldukça başarılı ve tatmin edici. Oyunculuklarda aynı şekilde. Hikaye ve işlenişten dolayı filmde bir başrol var demek zor. Abartısız oyunculuklar bir karakterin öne çıkmasına pek fazla olanak tanımıyor. Tabi buna en büyük sebep hikayenin sakin biz şekilde karakterler arasında paylaştırılmış olması.
Yorum Bırak
Ünlü Norveç’li yönetmen Erik Skjoldbjærg‘in son filmi olan Pionér / Öncü 80′lı yıllarda Norveç’in, sahil şeridinden uzakta deniz altında ki petrol ve doğal gazını çıkarmak için yapılan çalışmaları anlatıyor. Denizin dibine boruları yerleştirmek için üç gönüllü dalgıç yoğun testlerden geçer. Nihayetinde bu zorlu eğitimler ve testler biter ve gün uygulamaya geçmeye gelir.
Dalgıçlardan Petter ve abisi Knut boruyu monte etmek için denizin dibine dalarlar. Tam o esnada bir kaza yaşanır, Peter kazada kardeşini kaybeder. Denizin altından çıktıktan sonra ise kaza hakkında araştırmaya başlar. İşte bir terslik vardır. Peter kazanın sorumlusunu aramaya başlar ancak kime yaklaşsa bir tuhaflık fark eder.
Yorum Bırak
Dancer in the Dark‘tan sonra Lars von Trier filmlerinin hiç birini kaçırmadım. Bir çoğunu buraya yazmamış olabilirim ama Trier’in gizli hayranlarından biriyim. Gerek teknik açıdan gerekse filmlerinin hikayelerini farklı ve başarılı bulurum. Ancak çok adı geçen ve sansasyon olan Nymphomaniac izlemeden önce beni biraz tereddütte düşürdü. Öyle ki bir önceki filmi Melancholia‘yı çok başarılı bulmuştum. Bu filmin daha çekilmeden hakkında başlayan konuşmalar filmin merakının arttırılması aslında içten içe merak uyandırırken bir o kadarda film hakkında tereddütlere kapılmamı sağlıyordu. Filmi !F kapsamında izleyememiş, ancak sinemaya girme durumlarının konuşulmasına istinaden sinemada izlerim demiştim. Ne yazık ki film sinemada gösterime girmedi. Aslında vizyona girmesini de pek beklediğimi söyleyemeyeceğim. Girseydi bile iki üç sinemada bir iki hafta kalırdı film gösterimde. Tüm Trier filmlerinin Türkiye’deki ömrü bu şekilde olmuştur. Ne kadar doğru bilmem ama benim bu düşüncelerim gibi düşünülerek güya film vizyona sokulmamış.
Yorum BırakÖzür dilerim. Hiç bir zaman senin olamam Aramızda hep başka aşklar olur Romeo ve Juliette , Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun Bir dizi olmaktan…
Yorum Bırak
