İçeriğe geç

Kategori: Kişisel Denemeler

Trance

Ünlü yönetmen ‘un son çektiği ancak pek ses getirmeyen filmi Trance. Bunun sebebi de Danny Boyle’un diper filmlerinde de bulunan eksiklikleri bu filmdede devam ettiriyor olması. Film oldukça güzel bir konuya sahip. Kurgusu, işlenişi oldukça başarılı. Tabi araya atılan gereksiz sahneleri saymazsak. Hikayenin işlenişi açısından filmi algılamak biraz zor olsa da dikkatlice izlendiğinde kendine adapte eden oldukça başarılı bir konusu var filmin. Ancak üzerinde çok fazla durulmamış düşünülmemiş. İyi bir şey çıkacakken ortaya sıradan bir şey çıkmış.

Bir çok kişi filmi Inception‘la kıyaslamış. Aslında iki filmin kıyaslanması sadece gerçeklik ile ilgili konuda olur. Aksi taktirde aslında iki film birbirinin yanından bile geçmiyor. Bu konuda Trance için, Inception devşirmesi bir film takısı takanlara bir şeyi hatırlatmak isterim ki Trance 2001 yapımı ‘nin yazıp yönettiği aynı isimli filmin uyarlaması. Yani Trance daha eski bir film.

Yorum Bırak

Mi-hwak-in-dong-yeong-sang / Don’t Click

미확인 동영상: 절대클릭금지

Filme başlamadan önce yine filmin ismi konusundaki Türkçe çeviri faciasına değineyim. Film Türkiye’de geçtiğimiz haftalarda gösterime girdi ve isim olarakta çevirmenlerimiz Ölüm Kapanı olarak filmin ismini uygun görmüşler. Ancak hangi mantıkla bu isim düşünülmüş anlamıyorum. Sanırım isim belirleyen kurulun (tabi öyle bir kurul varsa) kapanlarla ilgili kötü bir anısı var. Filmin İngilizce lansman adı “Tıklama”. Koreceden nacizene bir şekilde çeviri yaparsak “Bilinmeyen Video: Tıklamak Yasak” gibi bir çeviri çıkıyor karşımıza.

Filme döndüğümüzde aslında film sinemalarda gösterilecek kadar iyi bir film değil. Muhtemelen Kore’de televizyon filmi olarak çekilişte olabilir. Ancak hikaye artık dört bir tarafımızı saran güvenlik kameralarını içerdiği için izlenmesi biraz cazip geliyor. Aslında film güvenlik kamerası reklamı kokuyor (sponsorun çalıştığım şirket olduğunu unutturmayayım kendime). Durum böyle olunca hikaye aslında bildiğimiz uzak doğu korku filmlerinin ötesine geçmiyor. Halka ile başlayan “kasedi izleme”nin, dijitalleştirilmiş “videoya tıklama” versiyonu Mi-hwak-in-dong-yeong-sang. Yine genel olarak uzak doğu korkularında olduğu gibi gençler ön planda.

Yorum Bırak

The Presence

Filmde  ve  gibi isimlerin olması sizi tereddütte düşürmesin film tam anlamıyla sıkıcı ve gereksiz. Hikaye benim için bildik ve tanıdık ama bu konu ile ilgili iyi işler çıktığından dolayı filmi izlemeden geçmedim. Film aynı zamanda senaristi olan ‘un ilk yönetmenlik denemesi. Filmin yönetim konusunda başarılı olduğunu da söyleyemeyeceğim.

Film tek mekanda, ulaşımı kısıtlı bir adada geçiyor. Fazla karakterin dahil olmaması oyunculuk dozunun yüksek olmasını gerektiriyor ister istemez. Aslında oyunculara baktığımızda iyi olduklarını görüyoruz ancak gösterdikleri performans pek etkileyici değil. Buna sebep belkide karakterleri tam anlamıyla tanıyamamış olmamız. Senaryo bu konuda pek bir şey vermiyor bize.

Yorum Bırak

Görünmeyenler

2012 yapımı Türk filminin yönetmen koltuğunda  var. Bu yönetmenin ilk filmi. Senaristler ise . Lakin ben yazılan bir senaryo görmedim desem yalan söylemiş olmam. Çünkü film bize “ah budur” dedirtecek bir senaryoya sahip değil. Paranormal Activity “çakması” bir film karşımızda. Uyarlama yada esinlenme demiyorum bilakis “çakma” kelimesini kullanıyorum çünkü film özellik olarak birebir özentisi olduğu filmin şartlarını sağlıyor. Hal böyle olunca çokta yaratıcı olmayan bir film çıkıyor karşımıza.

Aslında her şey aynı. Çiftimiz yeni büyük bir eve taşınırlar. Evde garip şeyler olmaya başlar ve bunu belgelemek için videoya almaya karar verirler. Gerek kullanılan kamera açıları gerekse efektler oldukça başarısızdı. Film korkutacak sahnenin ne zaman geleceğini size çok net söylüyordu. Gereksiz görsel efektler ve ses efektleri zaten odaklanmakta yada yorum yapmadan izlemeye çalıştığımız filmin dikkat faktörünü üstümüzden alıyordu. 

Yorum Bırak

Galip Derviş

Galip Derviş fragmanı döndüğü anda dikkatimi çekmişti. Tabi dikkatimi çeken ilk şey Türkiye’de az çekilen polisiye olması ve ana kahramanın obsesif kompulsif bir kişiliğe sahip olmasıydı. İlginç bir konuya değindiğini söyleyebilirim dizinin. Tabi baş rolde Engin Günaydın ve Düriye’nin Güğümleri dizisinden aklımda kalan Algı Eke. Tabi daha sonra dizi ile ilgili araştırma yapınca dizinin Amerikan yapımı Monk dizisinden uyarlama olduğunu öğrendim.

Monk’u izlemiş dğeilim bu sebepten dolayı kıyaslamaya girmeyeceğim elbet. Ancak Galip Derviş kadro olarak iyi oturmuş bir dizi diyebilirim. Tabi Ahmet Tekin’i canlandıran Ersin Korkut’u saymazsak . Zaten dizide oyunculuk olarak göze batan bir o var. Dizinin en büyük artılarından biri de her bölümde farklı ünlü kişilerin ekrana gelmesi. Her bölümde yaşanan farklı bir cinayet ve her bölümde farklı karakterler dizinin çıtır çerez olmasını sağlıyor. Yorulmadan rahat bir şekilde izleyebiliyorsunuz diziyi.

Yorum Bırak

İşler Güçler

28 Haziran 2012 tarihinde başlayan, Star Tv’nin yaz disi olarak düşündüğü ancak izlenme rekorlarına da kayıtsız kalamayıp güz döneminde de devam ettirdiği İşler Güçler dizisini elbette bilmeyen yoktur. Benim amacım da blogta dizinin yerini alması ve belleğimde yer edinmesi yönünde.

 Dizinin başrol oyuncuları Çalgı Çengi ile de gönüllerde taht kuran Ahmet Kural ve Murat Cemcir. Bu kez ekibe bir de Sadi Celil Cengiz eklenmiş. Dizinin senarist ve yönetmeni Çalgı Çengi ve Üsküdar’a Giderken gibi yine başarılı fakat tutmayan yapımlara imza atan Selçuk Aydemir

Yorum Bırak

Da Vinci’s Demons

Yazmayı sürekli erteledim ama 2013’ün en iddialı dizilerinden biriydi Da Vinci’s Demons. Tabi hala iddiasını sürdürmekte. Geçmiş zaman eki kullanmam ilk sezonun bitmesinden kaynaklı. İlk bölümle hızlı bir giriş yaparak finalini de aynı şekilde yaptı. Gerçi sekiz bölüm olması hikayenin hızlı gelişmesine bu şekilde de merak etmesine sebep oldu. Filmin kurgusu gayet başarılı.

Dizinin yaratıcısı . Kendisini başarılı filmlerin yapımcısı, yönetmeni ve yazarı olarak görüyoruz. Bu sebepten dolayı dizinin akışının ve kurgusunun başarılı olduğunu düşünüyorum. Ne de olsa işin bu boyutunu yutmuş bir isim var dizinin arkasında. 

Yorum Bırak

Si da ming bu / The Four

四大名捕

Si da ming bu / Four 2012 yapımı Hong Kong – Çin ortak yapımı film. Filmin yönetmen koltuğunda Gordon Chan ve Janet Chun isimlerini görüyoruz. Her iki isimde aksiyon konusunda iki filmler yapmış isimler. Film Wen Ruian‘ın “Si Da Ming Bu” isimli romanından uyarlanmış. Aynı şekilde filmin dizisi de mevcut. Adapte olmamamdan mı kaynaklı yoksa hikayede gariplik mi var bilemedim ama ben filme bir türlü kitlenemdim.

Filmi izlerken tam anlamıyla hikayenin ortasına düşünüyorsunuz. Karakterlerin fazlalığı olan biten derken ne olduğunu anlamıyorsunuz. Filmin ortalarına doğru kimin ne olduğu çıkıyor ortaya ama o dakikaya kadar kafanızı kurcalayan sorular size rahat bir izlenim vermiyor.

Yorum Bırak

Hellowoo Goseuteu

헬로우 고스트

2011 yapımı Güney Kore filmi her ne kadar komedi filmi olarak tanımlanıp sosyal sitelerde yüksek puan alsa da bana pek fazla tatmin edici geldiğini söyleyemeyeceğim. Öncelikle filmi komedi olarak nitelendirmek yazık olur. Komedi filminden çok dram olarak karşımıza çıkıyor film ancak iki türü de tam anlamıyla karşılayamadığından ortada kalmış. Ne hüzünlendirdi ne güldürdü. Sadece arada bıraktı film.

Yalnız yaşayan biri olarak yalnızlığın ne demek olduğunu bununla baş etmenin ya da buna uyum sağlamanın ne demek olduğunu bilirim. Biraz daha bu bakış açısıyla izledim filmi. Ana karakterimiz olan Sang-Man ile emati kurmak bu sebepten benim için kolay oldu. Ancak film sırf sonda sürpriz yapacağım diye Sang-Man hakkında hiç bir bilgi vermemiş. Ana karakteri neden bu durumda olduğundan bi haber izliyorsunuz. Günlük yaşantısı hakkında en ufak bilginiz yok. Sang-Man üniversite mezunu olmuş bir evde yaşıyor, muhtemelen çalışıyor ama film bunları bize anlatmıyor. Ana karakterin durumu ve yaşantısı es geçilmiş.

Yorum Bırak