Kategori: Kişisel Denemeler

Jack Kerouac‘un aynı adlı romanından uyarlama filmin yönetmen koltuğunda Walter Salles var. Kerouac romanını yolda edindiği deneyimler ve fikirler doğrultusunda yazmış ve kitap beat kuşağı kitaplarının en iyileri arasında. Ben romanı okumadım bu sebepten dolayı uyarlama yönünde pek yorum yapmayacağım. Ancak filmin gelişimi ve anlatılanlar kitabın uzun soluklu ve zor bir kitap olduğunu da ortaya çıkartıyor.
Zor bir uyarlama olduğu ortada. Bunu filmi izlerken hissediyorsunuz. Filmin ilk yirmi dakikası farklı bir atmosfer yaratarak izleyende umut uyandırıyor. Akabinde gelen dakikalar ise klasik bir yol hikayesi olarak yansıyor bize. Yönetmen / senarist durum değerlendirmeleri, oluşan fikir düşünceler den çok sanki karakterlere daha fazla yüklenmiş. Bu da kitabın edebi yönünü yansıtmayıp (ki eminim bir dönemi başlatan ve bir yol hikayesinin daha fazla fikir oluşumları ve daha iyi anlatımları vardır) düz bir hikaye olarak çıkmış karşımıza. Karakter düşünce ve duyguları açıkçası bana geçmedi.
Yorum BırakMonologlarim uyumama engel oluyor.
Yorum BırakKalkıp gitmek varsa ahir zaman günlüğü üzerinden Topladığım her şey yanımda dursun Suyu akan, yolu geçen, ellerimizde ceset torbaları Seninki de ben olsun.
Yorum Bırak
Filmin adının Türkçe çevirisinde “Bernienin Suçu Ne?”yi gördüğünüz zaman nasıl bir film acaba diye meraklanıyorsunuz. Baş rol de de Jack Black‘i görünce bu filmin bir komedi olduğunu düşünmeden edemiyorsunuz. Evet film komedi süsü verilmiş bir film. Eğlenceli, akıcı, ancak tatmin edici değil.
Film gerçek bir olaydan esinlenmiş. Bu sebeptendir ki biraz da belgesel tadında çekilmiş. Kasaba sakinleri ile röportajlar yapılmış ve fikirleri alınmış. Film yüzeysel olarakta olsa ahlaki ikilem yaratmaya çalışıyor ancak hikayede pek bir derinlik yok. Hikaye herkes tarafından sevilen, sayılan Bernie’nin, yine herkes tarafından nefret edilen Marjorie Nugent’i öldürmesini konu alıyor. İkilem ise burada vurgulanmaya çalışılmış. Kasaba sakinleri Bernie’nin kurtulmasını isterken çok iyi bir insanda olsa, kötü birini de öldürmüş olsa onu cezalandırmamız gerekir mi?
Yorum Bırakyazmamaktansa bir şeyler yazmak iyidir. Saçma olsa bile.
Yorum Bırak
İzlenmesi oldukça rahat bir filmdi The Sessions. Çeviri Aşk Seansları olunca ilk başlarda karşıma değişik bir aşk filmi çıkacağını düşünmüştüm. Konusunu okuyunca pek fazla yanılmadığımı da gördüm. Ancak hikaye biraz farklı. Hikaye de engellilerin cinsel hayatına değinilmiş.
Film 6 yaşında çocuk felci geçiren gazeteci ve şair Mark O’brien‘ın “On Seeing a Sex Surrogate” adlı makalesinden esinlenerek beyaz perdeye uyarlanmış. Makalede Mark O’brien kendi deneyimlerinden alıntılarla yola çıkmış. Film etkileyici bir konuya sahip olmasına rağmen, çok etkileyici bir film değil. Daha çok düz bir şekilde fazla duygu ve ajitasyon katmadan çekilmiş. Filmde Mark O’brien’ın gündelik hayatına misafir oluyormuşuz edası hakim.
Yorum Bırak
Oldukça eğlenceli bir izlenim ve kurguya sahip bir film Seven Psychopaths. Eğlenceli dediysem de komedi değil elbette. Bildiğiniz düşündüğünüz psikopatlar filmde mevcut. !f İstanbul’da Galalar arsında karşımıza çıktı ve aslında Türkiye’ye çok geç geldiğini düşünüyorum. Şu ana kadar izlediğim en iyi festival filmi diyebilirim Seven Psychopaths için. Yazar, yönetmen, senarist Martin McDonagh‘in ellerinden çıkmış bu işte. Kurgusu sık dokunmuş başarılı bir film.
Öncelikle filmin adının beni yanılttığını söyleyebilirim. Beklediğim yedi psikopat beni tam olarak tatmin etmedi. Filmin ilk yarım saatinde de zaten aksiyon ve psikopatlılık hat safhadayken film iyi yolda beklediğim gibi gidiyor derken birden beni yanıltmaya başladı. Tabi bu yanılma aklımda kurguladığım filmi suya düşürürken karıma apayrı izlenimi zevkli bir film çıkarttı karşıma. İyi kide böyle olmuş demedim desem yalan olur.
Yorum Bırakpazartesiden pazartesiye müzik eklediğim yer oldu ya burası hayırlısı.
Yorum Bırak