pazartesiden pazartesiye müzik eklediğim yer oldu ya burası hayırlısı.
Yorum BırakKategori: Kişisel Denemeler

Pusher 1996 yapımı aynı isimli filmin yeniden çekilmiş hali. İlk film Nicolas Winding Refn tarafından yazılmış yönetilmiş. Nicolas Winding Refn bu kes ise bu filmin yapımcılığını üstlenmiş. Film bir çok kez yeniden çekilmiş. Başarılı bir kurgusu var. 1996 yapımı ilk filmi izlemedim ama bu kadar çok yeniden yapılması izlemem için neden oluşturdu. Luis Prieto elinden çıkma bu film için de iyi diyebilirim ancak daha iyi olabilirdi. Sanıyorum diğer uyarlamaları da izlediğimde bana aynı tadı verecek ki filmin hala yeniden çekimleri devam etmekte.
Film !f İstanbul kapsamında Karanlık&Köşeli bölümünde gösterildi. Bölüm için gayet uygun bir film olarak görüyorum Pusher’i. Anlatmak istediğini başarılı bir şekilde anlatmış. Kurgu ve diyaloglar güzeli. Daha da güzel olan ise filmin Orbital tarafından yapılan yapılan müzikleriydi. Oyunculuklar gayet başarılıydı. Bilhassa baş rolde görünce şaşırıp sevindiğim Richard Coyle oldu. Kendisinden beklenen performansı başarıyla vermiş.
Yorum Bırak
Serinin ikinci filmi olan Diary of a Wimpy Kid: Rodrick Rules aynı isimli ve Amerika’da çok satan bir çocuk kitabından uyarlanarak yapılmış. Film tam anlamıyla bir çocuk/ergen filmi. Bu sebeptendir ki ben filme pek ısınamadım. Yani aslında film Amerikan çocuk/ergenlerinin (hatta bizde de aynı alt yapı oluşmakta) gündelik sorunlarını iyi bir şekilde anlatmış. Tabi bunlar karikatürize edilmiş.
Karikatürize derken filmdeki çizgi karakterler yani karakterlerin çizgi halleri benim oldukça hoşuma gitti. Keşke filmi normal bir şeklide çekmek yerine bu şekilde bir çizimle animasyon haline geçirselermiş. Filmin uyarlandığı yazılı basım hakkında hiç bir bilgim yok. Bu sebepten dolayı uyarlama konusunda pek yorum yapamayacağım ama sanki karakterler bana pek oturmamış ve yapmacık gibi geldi.
Yorum Bırakayrı yollardaydık, adımızı aşk koydular.
Yorum Bırakİlk film hakkında düşüncelerimi şurada yazmıştım. Bu yazıdaki düşüncelerim beni haksız çıkarmadı. O filmi de şubat ayında izleyip bu filmi de şubat ayına denk getirmem büyük bir tesadüf oldu. Ama aradan dört yıl geçmiş. Film 2007 yılında yapılmış. İlk filmde oyuncu kadrosunda olan Ji Kil-Woong bu kez filmin yönetmenlerinden biri olmuş. Bu filmde ilk film gibi. Hikaye temelde aynı ancak gidişat biraz farklı.
Junko, anne tarafından Güney Koreli olan bir Japondur. Sevdiği erkek Kore’ye gitmiştir. Bunun üzerine o da Kore’ye gitme ve onu bulma kararı alır. Sonunda uğraşları sonuç vermiş ve öğrenci değişim programıyla Kore’ye gitme fırsatı bulmuştur. Gitmesine yakın burada kalacağı pansiyonu ayarlar. Kore’ye vardığında pansiyona giderken biri içe çarpışır ve olaylar bu şekilde başlar.
Yorum Bırak
Son dönem izlediğim başarılı ve eğlenceli animasyonlardan biri Hotel Transylvania. Tabi beni en çok şaşırtan filmin sonunda Kaan Kalyon ismini görmem oldu. Ancak IMDB sayfasında Kaan Kalyon ismini göremedim. Bu da ayrı bir gariplik ama hakkında şurada yaptığı işlerle ilgili ufak tefek şeyler var. Şurada da kendisi ile ilgili küçük bir yaz/söyleşi var. Kendisi filmin karakter tasarımcısıymış.
Film Twilight‘a hatırı sayılır göndermelerde bulunuyor ve bunu da başarılı bir şekilde yapıyor. Tabi söz konusu vampirler olunca bu biraz normal. Hikaye olarak baktığımızda aslında kızını korumaya çalışan babanın basit bir şekilde işlenişini görüyoruz. Lakin hikayede biraz da farklılık var. Bu kez bizi korkutanlar canavarlar değil insanlar. Yani canavarların gözünden baktığımızda insanların kendilerini yok etmeye çalışan bir grup olduğu düşüncesinde olan bir grup canavarla tanışıyoruz.
Yorum Bırak
2012 senesinde yönetmen Ole Bornedal‘in çektiği film The Possession. Film bildiğimiz musallat olan şeytan/ruh ve onu çıkarma konusunu işliyor. Ancak bu biraz daha farklı bir film. Çok klişe bir hikaye karşımızda olmasına rağmen yönetmen bunu izleyiciyi pek fazla sıkmadan vermiş. Konu böyle olunca filmden pek bir şey beklemiyorsunuz. Zaten kurgu da izleyeni pek şaşırtmıyor ama yine de merakla izliyorsunuz.
İzleme sebebi ise burada yapılan şeytan çıkartma ayininin bu kez Hristiyan geleneklerine göre değil de Musevi geleneklerine göre olması Tabi bizde izleyici olarak farklı ne olacak diye merak ediyoruz. Gerçi karşılaştığımız yeni bir şey yok. Filmde dikkatimi çeken bir kaç sahneden biride kızın boğazından yukarı doğru uzanan parmaklar. Buna bir de MR sahnesindeki MR’ı hesaba katarsak iki sahne bana biraz değişik geldi.
Yorum BırakRüyayla he zamanki gibi beni mimlemiş 🙂 mime icabet etmek gerek soruları ve cevaplrı aşağıdaki gibi ancak “kendimle ilgili 11 gerçek” konusu benim için biraz…
Yorum Bırak