İçeriğe geç

Etiket: !F 2013

The Paperboy

Benim için izlemesi zor bir filmdi The Paperboy. Yönetmen  bir şeyle yapmayı istemiş yapmış ama ne olduğunu yada ne vermek istediğin pek anlamış değilim. Filmin oyuncu kadrosu oldukça iyi.  gibi isimler var. Ancak bu isimler bana bu film için çok etkileyici gelmedi. Başkaları da bu rollerin üzerinden rahatlıkla kalkabilirmiş.

Film rahatsız edici bir film. Bir cinayetin üzerine yoğunlaşılıyor. Irkçılık, şiddet, erotizm, cinsel istismarla film bunu yer yer yapmayı başarıyor ancak öyle akılda kalacak şekilde etkileyici de değil. Film ‘in romanından uyarlanmış ve uyarlamada sıkıntılar olduğunu düşünüyorum.

Yorum Bırak

Laurence Anyways

‘ın yeni bir yapıtıyla karşımızda ve oldukça başarılı bir filmle. Hayır beni korkutan bu yaşta birinin bu şekilde filmler yapması. Açıkçası sonunun nereye gittiğini düşünüyorum. Bir müneccimlik yapayım ve diyeyim bu çocuk çok yaşamaz. Laurence Anyways’ın senaryosu da Xavier Dolan’a ait. Oldukça da başarılı bir senaryo karşımızda.

Senaryoya laf etmişken eleştiriye buradan başlayalım. Aslında eleştirecek çok fazla bir şey yok. Hikaye on senelik bir süreci kapsamakta. Burada tek gözüme çarpan sıkıntı seneler yavaş yavaş ilerlerken birden arada beş sene atlaması. Bunu yanı sıra ana karakterimiz Laurence Alia’nın durumunu izlerken yan karakterlerin hikayelerinin biraz göz ardı edildiğini düşünüyorum. Film yan karakterlerle daha etkileyici olabilirdi. Laurence ve Fred karakterinin ilişkileri bir yerde kendini tekrar etmeye başlıyor ve izleyici farklı bir şeyler görmek istiyor.

Yorum Bırak

Nobody Walks

‘un izlediğim ilk filmi Nobody Walks. Açıkçası diğerlerini neden izledim diye de düşünmedim. Film oldukça yüzeysel bir şekilde işlenmiş. Ne anlatmak istediği yada ne olduğu konusunda pek bir şey anlayamadım. Film kadınların cinsel yönünü ele almış ve bu bir aile üzerinden yapılmaya çalışmış. Ne kadar başarılı olduğu da tartışılır.

Hikaye Martine karakterinin Peter’in evine gelmesi ile başlıyor. Martine 22 yaşında genç ve güzel bir kadındır. Tabi bu güzelliği karşısında erkekler onu cinsel bir obje olarak görür. Daha filmin ilk sahnesinde uçakta birlikte yolculuk yaptığı adamla ilişkisi göz önüne geliyor. Martine eve vardığında Peter onu karşılar. Martine yapmış olduğu bir film için ses uzmanı olan Peter’den yardım ister. Bu işe anladığım kadarıyla aracı olan ise eşi psikiyatrist olan Julie’dir. Film bu konuda pek açıklayıcı değil.

Yorum Bırak

Holy Motors / Kutsal Motorlar

Sevdiğim bir yönetmen . Kendisini Les amants du Pont-Neuf ile tanımış ve sevmiştim. Tabi bu iki film arasında oldukça büyük bir fark var. Holy Motors tamamen deneysel bir çalışma olmuş. Açıkçası filmin ne anlatmak istediğini anlamak benim için oldukça zordu. Tabi bu zorluk filmin farklı yapısı ve ne anlatmak istediğini anlama kaygımdan kaynaklıydı. Bir dünya sahnesini gözler önüne sermiş yönetmen ve bu işi dokuz epizotta yapmış.

Burada ‘ın oyunculuğunu taktir etmek lazım. He bir karakteri başarılı bir şekilde canlandırmış. Film ilerledikçe ona anlam yüklemeye çalışırken epizotlar arası bağlantıyı kurmak için büyük bir çaba sarf ediyorsunuz. Burada filme adapte olmanızı ayrıntıları kaçırmamanızı sağlıyor. 

Yorum Bırak

Rebelle

Film Burma’da yaşanan gerçek bir hikayeden iham alınarak yapılmış Rebelle. Tabi ilham alınmış ama bunun gerçekle alakalı, ya da nerelerinin esinlendiğini pek anlayamadım. Sanırım sadece ana kahramanımız Komona’nın başından geçenler biraz gerçek.

Filmin yönetimi ve senaryosu ‘a ait. Yönetmen hikayeyi bir belgesel edasında anlatmak istemiş. Anlatım tarzı bakımından ne nasıl davrandığından çok benim aklımdaki soru işaretleri neyi anlatmak istediğine dair. Bu konuda yönetmen bana beklediğimi veremedi diyebilirim.

Yorum Bırak

Margaret

Film IMDB ve festival sitesinde 2011 yapımı olarak çıkıyor karşımıza. Bende 2011 yapımı diye filmi izlemeye koyuldum. İlk verdiğim tepki liseli ergen rolünde ‘i gördüğümde verdiğim tepkiydi. Tabi buna bir de Matt Damon‘un genç halini görünce film benim için soru işretleri oluşturmaya başladı. Daha sonra yaptığım araştırmalar sonunda ise filmin aslında 2005 yılında çekimlerinin bittiğini ve hukiki sebeplerden dolayı vizyona girmemiş olduğunu öğrendim Bu durum açıkçası film hakkındaki yorumlarımı da bir nebze olsun değiştirdi.

Tabi bu eleştiriler Anna Paquin’in bu role gidip gitmediği yönünde yoğunlaşıyordu bu konudan bahsetmek zorunda kalmayacağım burada. Filmin süresi iki buçuk saat ve bana oldukça uzun geldi. Yönetmenin dediğine göre film üç saatmiş ve insanlar izlerken sıkılacağı için kesintiye uğratmış filmi. Filmin kesintiye uğradığı da belli oluyor. Ancak bu konu için bu kadar uzun bir süre lazım mıydı sorusunu soruyorum kendime. Film çok kez kendisini takrar ediyordu. bir çok sahnede dejavu hissi yaşadım. Elbetteki 100 dakikaya da bu film rahatlıkla sığdırılabilirdi.

Yorum Bırak

On the Road / Yolda

‘un aynı adlı romanından uyarlama filmin yönetmen koltuğunda  var. Kerouac romanını yolda edindiği deneyimler ve fikirler doğrultusunda yazmış ve kitap beat kuşağı kitaplarının en iyileri arasında. Ben romanı okumadım bu sebepten dolayı uyarlama yönünde pek yorum yapmayacağım. Ancak filmin gelişimi ve anlatılanlar kitabın uzun soluklu ve zor bir kitap olduğunu da ortaya çıkartıyor.

Zor bir uyarlama olduğu ortada. Bunu filmi izlerken hissediyorsunuz. Filmin ilk yirmi dakikası farklı bir atmosfer yaratarak izleyende umut uyandırıyor. Akabinde gelen dakikalar ise klasik bir yol hikayesi olarak yansıyor bize. Yönetmen / senarist durum değerlendirmeleri, oluşan fikir düşünceler den çok sanki karakterlere daha fazla yüklenmiş. Bu da kitabın edebi yönünü yansıtmayıp (ki eminim bir dönemi başlatan ve bir yol hikayesinin daha fazla fikir oluşumları ve daha iyi anlatımları vardır) düz bir hikaye olarak çıkmış karşımıza. Karakter düşünce ve duyguları açıkçası bana geçmedi.

Yorum Bırak

The Sessions / Aşk Seansları

İzlenmesi oldukça rahat bir filmdi The Sessions. Çeviri Aşk Seansları olunca ilk başlarda karşıma değişik bir aşk filmi çıkacağını düşünmüştüm. Konusunu okuyunca pek fazla yanılmadığımı da gördüm. Ancak hikaye biraz farklı. Hikaye de engellilerin cinsel hayatına değinilmiş.

Film 6 yaşında çocuk felci geçiren gazeteci ve şair Mark O’brien‘ın “On Seeing a Sex Surrogate” adlı makalesinden esinlenerek beyaz perdeye uyarlanmış. Makalede Mark O’brien kendi deneyimlerinden alıntılarla yola çıkmış. Film etkileyici bir konuya sahip olmasına rağmen, çok etkileyici bir film değil. Daha çok düz bir şekilde fazla duygu ve ajitasyon katmadan çekilmiş. Filmde  Mark O’brien’ın gündelik hayatına misafir oluyormuşuz edası hakim.

Yorum Bırak

Seven Psychopaths / 7 Psikopat

Oldukça eğlenceli bir izlenim ve kurguya sahip bir film Seven Psychopaths. Eğlenceli dediysem de komedi değil elbette. Bildiğiniz düşündüğünüz psikopatlar filmde mevcut. !f İstanbul’da Galalar arsında karşımıza çıktı ve aslında Türkiye’ye çok geç geldiğini düşünüyorum. Şu ana kadar izlediğim en iyi festival filmi diyebilirim Seven Psychopaths için. Yazar, yönetmen, senarist ‘in ellerinden çıkmış bu işte. Kurgusu sık dokunmuş başarılı bir film.

Öncelikle filmin adının beni yanılttığını söyleyebilirim. Beklediğim yedi psikopat beni tam olarak tatmin etmedi. Filmin ilk yarım saatinde de zaten aksiyon ve psikopatlılık hat safhadayken film iyi yolda beklediğim gibi gidiyor derken birden beni yanıltmaya başladı. Tabi bu yanılma aklımda kurguladığım filmi suya düşürürken karıma apayrı izlenimi zevkli bir film çıkarttı karşıma. İyi kide böyle olmuş demedim desem yalan olur.

Yorum Bırak

The Imposter / Hayat Avcısı

!F İstanbul kapsamında Oyun bölümü altında gösterilen yapımlardan biri de The Imposter / Hayat Avcısı’ydı. The Imposter canlandırmaya sahip bir belgesel. Konusu oldukça ilgi çekici. Belgesel’in kurgusu oldukça başarılı diyebilirim. Ancak canımı sıkan bazı noktalar vardı.

Hikayenin gerçek olması konunun ilginçliğini arttırıyor elbette. Ancak hikaye bize aktarılırken bir çok ley havada kalıyor. Belgeselin sonuna kadar biz her şeyi çözmüş oluyoruz ama yönetmen bize ısrarla vermekten çekiniyor. Canlandırmalardaki bazı sahneler ise bana gereksiz geldi. Frederic’in Amerikan polislerini araması ve bu aramalara cevap verenlerin Holywood’un klişe polis dedektifi karakterlerinin film karelerinin kullanılması beni gülümsetti ama olay sadece bu boyutta kaldı. Sanki bir çok kısımda bu uygulanabilir keyifli bir anlatım elde edilebilirdi. Ancak bir yerde göster çek yapması bana hikayenin samimiliğini sorgulattı.

Yorum Bırak

Abone ol