İçeriğe geç

Etiket: Kate Winslet

Wonder Wheel

Wonder Wheel yada Türkçe adıyla Dönme Dolap, Woody Allen’ın en iyi filmi değil. Ancak seksen küsür yaşına gelmiş birinden de beklenebilecek oldukça iyi bir yapım. Ben…

Yorum Bırak

Insurgent

Divergent filminin devam filmi olan Insurgent aklımda çok yer etmemiş olacak ki ben bu filmi de yazmayı atlamışım. Sonra bakınırken “aaa” dedim “ben bu filmi izlemiştim.” Tabi akabinde blogta bir arama yaptım ve bulamadım. Yine gözden kaçmış bir film. Bakıyorum da formdan düşüyorum.

Divergent kitabına başladığımı ve okuyamadan bıraktığımı söylemiştim. Sonradan da elim kitaba gitmedi açıkçası yine okumadım. Bu sebepten dolayı tüm yorumlarım film üzerine olacak. Zaten kitap hakkında yorumumu da ilk filmin yazısında az da olsa yapmıştım.

Yorum Bırak

Divergent

Filmin kitabını okumaya başlamıştım. Ancak yarısına zor geldim. O kadar kesin anlatım dili vardı ki hayal gücünüze hiç bir şey bırakmıyordu. Hikaye de istediğim gibi işlemeyince devam ederim düşüncesiyle kitabı bir yere bırakıp bir daha yüzüne bakmadım. Sonra geçtiğimiz günlerde filminin yapıldığını gördüm. Dedim kitabı okuyamadım bari filmini izleyeyim bakayım belki çok şey kaçırmışımdır. Filmin başrolünde de Shailene Woodley var. Severim de kendisini. Miles TellerAshley Judd ve Kate Winslet‘ı da görünce tamamdır dedim ve izlemeye başladım.

Yorum Bırak

Carnage

Roman Polanski‘nin tek odaya sıkıştırdığı, 2011 yapımı son filmi Carnage. Film Yasmina Reza‘nın Le Dieu du carnage adlı tiyatro oyunundan uyarlanmış ve bu sebeptendir ki bazı bölümlerde uyarlama sıkıntısını hissettiriyor. Bu sıkıntı doğallıktan çok yapay bir atmosferin içerisine sokuyor bizi. Bu yapaylıkta güzel oyunculuklara rağmen hikayenin doğallığını etkiliyor.

Tek mekan olması sebebi ile filmde özellikle renk ve kamera açıları konusunda çok fazla yenilik görmüyoruz. Film zaten diyaloglar üzerine kurulu. Ancak diyaloglar uzun ve güzel olmasına rağmen film karesinde olmasının verdiği durgunluk ve saçmalıkları gözümüze daha çok batırıyor. Bu kareleri tiyatro sahnesinde gördüğümüzde sahnedeki hareket odaklanmamızı sağlarken filmdeki durgunluk konudan kopmamızı sağlıyor.

Yorum Bırak

Little Children

Tom Perrotta‘nın aynı adlı romanından uyarlanan duyumlarıma göre güzel bir kitap olan ki kapağı hakkında süper tanımlamalarını okuduğum bir film Little Children. Tabi biz filme…

Yorum Bırak

The Reader – Okuyucu

Stephen Daldry ve David Hare buluşması The Hours‘tan sonra yine başarılı bir filmle çıkmış karşımıza. Bernhard Schlink‘in aynı adlı romanından beyaz perdeye gayet güzl bir şekilde uyarlanmış. Zaten bu iki ismin uyarama filmler konusundaki başarısı yadsınamaz.
The Reader bol ödüllü bir film. Elbette bu ödülleri de hakkıyla alıyor. Gerek oyunculuk, gerek kostüm, gerekse sahne her biri gayet aşarılı. Ancak makyaj konusunda aynı şeyleri söyleyemeyeceğim her güzelin bir kusuru olur deyip bu konudan sıyrılmak istiyorum. Filmde umduğumdan fazla gereksiz sahnelere rastlamadım. Herşey kıvamında ve sürükleyici gidiyordu. Filmin ilk yarısı gereksiz gibibi gözüken sevişme sahneleri ve karakterler arasındaki etkileşim aslında bize genç bir insanın hayatını nelerin ekleyebileceğini gayet  açık bir şekilde veriyordu bize. Bu sahneler boyunca aklıma yer eden cümle ise bir erkek ilk beraber olduğu kadına aşık olur ve ondan kopamaz yönündeydi. Evet bu bir gerçek. Karakterimiz Michael’de bu durumdan nasibini almış hatta olayı biraz daha abartmıştı.
Yorum Bırak