İçeriğe geç

Etiket: Keira Knightley

Anna Karenina

Beyaz perdeye ve ekrana onlarca kez uyarlanan Lev Nikolayeviç Tolstoy‘un ünlü romanı Anna Karenina’nın 2012 yapımı yeni versiyonun yönetmen koltuğunda  var. Wright başarılı bir iş çıkarmış diyebilirim. Tabi zor bir roman ve defalarca uyarlanan bir hikaye olduğu için filmin yeni bir şeyler vaat etmesi gerekiyordu. Görsel olarakta bunu başarmış. Bunun karşılığını da 85. Akademi Ödüllerinde, En İyi Kostüm Tasarımı dalında ödül alarak göstermiş. Gerçi bu filmi izledikten sonra Les Misérables için verilen En iyi makyaj ödülünü de bu filme verebilirlermiş diye düşündüm.

Kurgu, geçişler, görsellik çok güzel film görsel olarak kesinlikle tatmin edici. Her bir karesi bir fotoğraf gibi. Hikayenin bir tiyatro salonunda canlandırılarak geçmesi zaman zaman derinlikte yaşadığım gelgitler dışında yönetmen yeni bir şey denemiş ve bunun altından başarılı bir şekilde kalkmış.

Yorum Bırak

A Dangerous Method

Usta yönetmen David Cronenberg‘in 2011 yapımı filmi A Dangerous Method. Ne yalan söyleyeyim film konu olarak çok iyi olsa da ben David Cronenberg’e bu filmi yakıştıramadım. Kendisini hep sorgulayan filmlerle izledik, bu filmlerde felsefe de vardı ancak genelde bilim kurgu gizem olduğu için izleyiciyi tam anlamıyla ekrana bağlayıp, kült yapımlar ortaya çıkarabiliyordu. Ancak bu film Cronenberg’in diğer filmleri gibi kült film olabilecek bir yapıya sahip değil.

Film John Kerr‘in A Most Dangerous Method kitabından uyarlanmış. Kitabı tiyatro oyunu olarak uyarlayan Christopher Hampton, The Talking Cure adını kullanmış. David Cronenberg ise bu oyunu alarak beyaz perdeye aktarmış. Film uyarlamaların genel sorununu yaşamakta. Yani film kitabı okumayanlar için oldukça havada kalmış. Film yaklaşık dokuz aylık bir süreyi anlatıyor ama film bize bu hissi vermiyor. Sanki her şey bir anda olup bitmiş gibi.

Yorum Bırak

Neverland

 

 

Artık yeni bir hikaye üretemeyen Hollywood’un eskilere sarılmasının bir yansıması Neverland. Ancak bu bir sinema filmi değil SYFY kanalında yayımlamış olduğu mini bir dizi. Dizi kendi çapında bazı açıkları olsa da Peter Pan hikayesini yeniden yorumlamış. Peret Pan nasıl uçmaya başladı, Tinker Bell ile nasıl tanıştılar, dizi bu konuda kendi çapında açıklamalarda bulunmuş.

 

Ancak senaryo ve kurguda boşluklarda mevcut. Buradan anlıyoruz ki senaryo biraz aceleye gelmiş. Üstüne eğilip bekli bir kaç bölüm daha uzatıp iyi bir şeyler çıkartsalarmış daha iyi olurmuş. Öncelikle biz Peter Pan’ı komik sevimli biri olarak tanırdık. Burada ise Peter Pan tam anlamıyla sinir bozucu bir ergen. Kendisi ile yıldızımın barışmadığını söylemem lazım. Tinker Bell ise oyun hamurundan keskin hatlara sahip ilginç bir peri olmuş. Dizinin eksileri oldukça çok ama yinede Neverland’da olup bitecekler için merakla izliyorsunuz.

 

Filmin başında korsanlarla donanmanın savaşını görürüz. Korsanların lideri olan Kaptan Elizabeth Bonny’ye bir küre getirirler  Kaptan Elizabeth küreye ateş ederler ve tüm gemi birden ortadan kaybolur. Daha sonra film Peter ve arkadaşlarının yan kesicilik macerasına döner.

 

 

Peter, James Hook adlı bir adamın altında arkadaşları ile birlikte soygun yaparak çalışmaktadır. James’in Peter’a karşı özel bir ilgisi vardır ve onu özel olarak eğitmektedir. Bir gün James’e bir iş gelir. Peter’la bunun planını yaparlar ancak James, Peter’a beklemesini söyler. Peter ise arkadaşlarını alarak müzeyi soymaya gider. Onların nerede olduğunu tahmin eden Hook müzeye gelir. Müzenin deposuna girer ve orada olduğunu tahmin ettiği bir küreyi bulur. Bu sırada Hook kürede gördüğü bir şey üzerine küreyi düşürür ve birden bire yok olurlar. O sırada içeride olan Peter, arkadaşlarının kaybolduğunu görünce buna anlam veremez. Küreyi alır ve kaçar.

 

Kürenin peşinde başkaları da vardır. Peter bu kişileri izler ve küre hakkında ufak tefek şeyler öğrenir. Küreye vurunca vurma şiddeti ile orantılı olarak etraftaki her şey başka bir dünyaya gitmektedir. Peter arkadaşlarını kurtarmak için küreye vurur ve diğer dünyaya geçiş yapar. Burası Neverland’dır.

 

Yorum Bırak

Abone ol