Hazır vakit bulmuşken şöyle üç güne üç kitap sıkıştırayım dedim. Üç kitap birden serisi yaptım e hep film olmayacak ya. Zaten son dönem E-kitap okuma…
Yorum BırakEtiket: Stephen King
Bir kitapta okuduğunuz karakterler yaşamaya başlıyor ve sizde dışarıdan da olsa onların hayatına tanıklık ediyorsunuz. Peki bu karakterler kitap bittikten sonra o şekilde oldukları yerde…
Yorum Bırak
Son dönem Stephen King roman uyarlamalarının pek başarılı olmadığını belirtmiştim. Bu film de aslında aynı statüde. Ancak bu filmi aynı statüye sokmadan önce aslında 1976 yılında çekilen filmin yeniden yapımı diyebiliriz. Çünkü o yıllarda film kitaptan ne kadar budanarak kesilmişse, 2013 yılında çekilmiş bu filmde 1976 yapımı Carrie’den o kadar budanarak yapılmış. Tüm bunları söyleme sebebim de yeni çevrim olan Carrie filminde ilk filmin senaristi olan Lawrence D. Cohen ismine rastlamam.
Tabi 1976 yılında çekilen Carrie hala korku sinema tarihinin en iyileri arasında yer alırken bu filmin yanında bu kadar sönük kalması beni hayal kırıklığına uğrattı. Gerçi yönetmen koltuğunda Kimberly Peirce olması sebebi ile ben pek beklentimi yüksek tutmamıştım. Lakin yönetmenin aşina olduğum ve beğendiğim tek filmi olan Boys Don’t Cry‘da biraz olsun meraklanmamı sağlamıştı. Ancak Carrie benim için oldukça düz sıradan bir filmdi.
Yorum BırakStephen King’in 1992 yılınca piyasaya sürdüğü kitap biraz daha gerçeklik üzerine kurgulanmış. Gerilim ve korku açısından çok etkili diyemeyeceğim ancak anlattığı hikaye bakımından başarılı. Hikaye…
Yorum Bırak
Stephen King‘in aynı isimli romanından uyarlama diziyi aylardır bekliyordum. Kitap yorumu da burada.) Dizi yayınlandı ve geçtiğimiz haftalarda sezon finali yaptı. Aslında tek sezon olarak düşünülmüş bir diziydi ancak bilirsiniz ki reyting nelere kadir, filmin ikinci sezonunun da çekilmesi kararı çıkmış ve aslını söylemek gerekirse dizi de çığırından çıkmıştır. Şu an için kitapla tek ortak noktası kubbe kalmıştır. Arada değinilen pembe yıldızlar gibi ufak tefek şeyleri saymazsak.
Tabi dizinin kitaptan bağımsız ilerlemesi benim biraz canımı sıktı. İlk bölümlerde karakterlere ve olaylara alışmak bana oldukça zor geldi. Kubbenin inmesinden sonra anlatılan o muhteşem kazalar dizide oldukça sönük kalmıştı. Merakla beklediğim dizi benim için hayal kırıklığından başka bir şeye dönmemişti doğrusunu söylemek gerekirse. Ama Stephen King‘in hatrı için çiğ tavuk bile yenir. Bu sebepten dolayı diziyi izlemeye devam ettim. Tabi kendimi kitaptan soyutlayarak.
Yorum BırakOkunacaklar listesinin başlarında aylardır duruyordu kitap. Başlamıştım ama tatildi, işti, seyahatti derken kitabı ilerletmeye fırsat bulamamıştım. Eh öyle elde taşınıp okunacak türden de bir kitap…
Yorum BırakBiraz uzun süreli okudum bu kitabı. Hikaye pek istediğim gibi gitmedi başlarda belkide onlardan. Kitabın adının da Maça Kızı olaması sürekli bir şeye bağlamam gerekiyormuş gibi bir…
Yorum BırakStephen King’in Under The Dome (Kubbe’nin Altında) romanı dizi oluyormuş. 24 Haziran gibi bir tarih belirlenmiş. Dizi IMDB‘de yer bulmuş kendine. Kısa bir tanıtımı da…
Yorum BırakKitabı uzun süredir raflarda görüyordum Almak konusunda tereddütteydim. Bunun sebebi kitabın yeni bir pazarlama taktiği olduğunu düşünmemdi. Bir yanım da Türkiye’deki sansür olayına aklım takıldıkça…
Yorum BırakKitap biteli uzun zaman oldu ama yazmaya bir türlü fırsat bulamadım. Kısmet bu güneymiş. Yazmak vakit alıyor okumakta bir o kadar. Ben şurada iki satırı…
Yorum Bırak