İçeriğe geç

Ay: Ekim 2012

Creature Of Darkness

Peş peşe popüler ve iyi film yazınca bunu bünyem pek kaldırmadı. Araya bir gereksiz film sıkıştırmam lazım diye düşündüm. Bu gereksiz filmlerden biri de Creature Of Darkness. Muhtemel bir öğrenci projesi olması da olası diyeceğim ama yönetmen ve senarist Mark Stouffer‘ın 1951 doğumlu olması bunu söylemekten alıkoyuyor beni. Tabi eğitimin yaşı da olmaz diyorum. Ancak 1976’dan beri belgesel ile ulaştığını söylersek yönetmen eskilerden diyebiliriz. Bu sırada sırf yazıyı uzatmak için cümleleri nasıl uzattığımı görmüşsünüzdür.

Yorum Bırak

Prometheus

Son dönem yapılan bilim kurgular içerisinde en iyi filmlerinden biri de Prometheus. Tabi filmin kadrosuna baktığımızda beklentilerde o denli yüksek oluyor. Yönetmen Ridley Scott, senaristler ise Alien serisinden de bildiğimiz (İlk film Ridley Scott imzalı hatırlatma yapmak lazım) Dan O’BannonRonald Shusett ve son dönemin en ses getiren dizilerinden Lost’un senaristlerinden de olan Damon Lindelof var tabi bu isimi Cowboys & Aliens ve Avatar: The Last Airbender‘dan da tanıyoruz. Tabi hal böyle olunca beklentiler oldukça yükseliyor ancak filmin bu beklentileri karşıladığı konusunda tereddütteyim. Film daha iyi olabilirmiş.

Film görsel olarak tam bir şölen. Kesinlikle izlerken sıkmıyor ancak bazı havada kalan eksik noktaları da mevcut. Film biraz Alien serisinin etkisinde kalmış. Tabi bu senaristlerin aynı olmasının etkisiyle yadsınamaz bir şey. Ancak film Alien ile paralel yada bir devam filmi olarak düşünülemez. Filmin sonunda da gördüğümüz üzre bir devam filminin geleceği olası. Bu yönden de filmi Alien’a benzetebiliriz.

Yorum Bırak

Cloud Atlas

Cümlelere bir şekilde başlamak gerekli. Öncelikle yazıda “spoiler” denilen yaratığa bol miktarda yer vereceğimi belirtmeliyim. Yazı, biraz da okuyan bünye üzerinde, olumsuz etkiler yaratabilir. Belirtmem gerek ki film aslında iyi bir film. Ben sadece eksik gördüğüm kısımları ve ufak tefek eleştirilerimi yazacağım. Bu “meyve veren ağaç taşlanır” şeklinde de düşünülebilir. Ancak takdir edersiniz ki, işin içinde Wachowski Kerdeşler ve Tom Tykwer olunca ister istemez beklentiyi yükseltiyorsunuz.

Bu film belki direkt hikaye ve senaryo bakımından Wachowski Kardeşler ve Tom Tykwer’a ait olsa ortaya daha iyi bir iş çıkabilirmiş. Ancak film David Mitchell‘in aynı isimli romanından uyarlama olunca işler biraz karışıyor. Film romanı okuma isteği uyandırıyor içinizde öyle bir şeylerin eksik olduğunu hissediyorsunuz. Bunun için kitabı okumaya ihtiyacınız yok. Ben de yorumlarımı kitabı okumadığımı göze alarak yaptığımı belirtmek isterim.

Yorum Bırak

Coma

2012 yapımı 2 bölümlük mini dizi Coma. Dizi Robin Cook‘un 1977 yılında yazdığı 1978 yılında beyaz perdeye uyarlanan romanından uyarlama bu dizide. Dizinin senaristi ise, Black Swan’dan tanıdığımız John J. McLaughlin var. Dizinin yönetmeni ise Mikael Salomon. Aslında bu dizi için iki parçaya ayrılmış bir film diyebiliriz. Dizinin süresi ise 240 dakika.

Hikaye oldukça akıcı gidiyor. Bazı yerler gereksiz uzatılmış. Bazı ayrıntılarda gereksiz gözüktü gözüme. Ancak dizinin oyunculuğu kadrosuyla da orantılı olarak başarılıydı. Hikayenin akıcı ve meraklandırıcı olması diziyi heyecanla izlemeye yetiyordu. Ancak kurguda sıkıntılar olduğu da kesin. Geçişler oldukça basit ve rahatsız ediciydi. Aslında dizinin bir çok dozunu düşüren kısım kesilip kısaltabilirdi.

Yorum Bırak

Men in Black 3

Diğer filmlere karşılaştırıldığında eğlence dozunun daha düşük bir film olduğunu görüyoruz. Tabi bu filmin yinede eğlenceli olmasının önüne geçmiyor. Bu da bildiğimiz Men In Black eğlencesi. İlk iki filmde gördüğümüz bizi şaşırtan o garip yaratıklar bu filmde de var ama filmin aksiyon düzeyinin fazla olması bir tek düşmanla uğraşılmaması sebebiyle bu yaratıkları ayrıntılı olarak göremiyoruz.

Film 3D olarak çekilmiş Aslında yıllar sonra gelen bir filmden bu kadar şüphelenmeyip filmi sinemada izleseydim daha çok keyif alacağımı düşünüyorum. Diğer iki filmi de hesaba kalıp bir sıralama yaparsak bu üçüncü filmi ilk film olarak görebiliriz. Serinin ilk filmi ise, ikinci film. İkinci film ise sanki bu filmlerden kopuk bir film olarak çıkıyor karşımıza. Bir ve üçüncü filmler birbirini tamamlayan filmlerdi.

Yorum Bırak

6.Yıl

Bu isimle blogun temellerini 6 yıl önce bu gün atmışım. Tabi son dönemlerde vakitsizlik nedeniyle ihmal ettiğim oldu ama sonuçta 6 senedir benle birlikte evrim…

Yorum Bırak

The Sorcerer’s Apprentice

Fantastik film meraklısı olarak aslında bu filmden hiç haberim yoktu. Geçtiğimiz günler içerisinde bir televizyon kanalında son bölümünü görmemle filmi izleyeyim bari demem bir oldu. Tabi televizyondan o iğrenç dublaj ile izlemedim. Orijinal dublaj her zaman iyidir. Tabi filmin fantastik olmasının yanı sıra az ve öz görünen Monica Bellucci‘de filmi izlemem için büyük bir etkendi.

Film Merlin, Morgana dönemlerine atıf yapınca izlemesi oldukça keyifliydi. Dave karakterini canlandıran Jay Baruchel‘in eğlenceli ve sakar oyunculuğu da filmi izleten diğer unsurdu. Horvath karakterinde Alfred Molina başarılıydı. Zaten genel olarak zorlanacak bir durum yoktu. Ama kendine bulduğu meşhur genç sihirbazla oldukça eğlenceli bir ekip oluşturuyordu. Monica Bellucci oldukça az gözüktü. Sanki biraz yaşlı gözüktü gözüme inanamadım. Şimdi filmi izleyenler Nicolas Cage var filmde oğlum onu ne zaman söyleyeceksin diyecektir. Evet var ama gördüğümüz klasik Nicolas Cage bakışlarından ve mimiklerinden öteye gitmiyor.

Yorum Bırak

Abone ol