Şimdi kitabın arka kapağını ve tanıtımları okuduğumda gerçekten kanımın donacağı bir kitapla karşı karşıya kalacağımı düşündüm ama yanılmışım. Gerçi kitabı ucuz cep kitaplarından alamam kapaktaki…
Yorum BırakAy: Eylül 2013

1992 yapımı dizi Taşların Sırrı. Bizim dönemden bilmeyen yoktur. Bende geçtiğimiz günlerde aklıma yer eden bu diziyi sıkılmadan usanmadan tekrar izledim. Zaten altı bölüm pek dokunmuyor. O dönem diziler kırk, kırk beş dakika. Şimdikiler gibi değil. Tabi şu anki dizilerle bir kıyaslamaya girmeyeceğim. Aradaki kalite farklı büyük. Belki teknolojik olarak geliştik ama boş işler çıkarmaya başladık.
Taşların Sırrı benim yaşımda bir çok kişinin arkeolog olmasına neden olan bir dizi. Tabi sadece o dönemlerde böyle arkeoloji ya da başka içerikli dizileri görebilirdiniz. O iki binlerin adam asan kesenleri pek göremezdiniz. Sonra sorun ki yeni nesil neden şiddet meraklısı, boş. Neyse amacım sosyal analiz yapmak değil. Konudan uzaklaşmayalım.
Yorum BırakSon İnsanlar karanlığa alışmış gibiydi. En çok eksiklerini duydukları şey eğlence araçlarıydı. Televizyon yok, internet yok. İnsanlar cep telefonlarını sokaklara konmuş portatif şarj aileleri ile…
Yorum BırakÇocuk programları bile alışverişten bahsederken bakkal pazardan siz etmiyor. Markete ve avm’ye gidecekmisiz. Ne duruma geldik.
Yorum Bırak
Serinin üçüncü ve son filmi olan bu filmde ben o son film tadını yakalayamadım. Marvel seriye bağladı tüm filmleri piyasaya sürüyor ama bu izleyici tatmininden çok kendi parasal tatminleriymiş gibi gözüküyor. Nitekim ilk iki filme oranla saha başarısız bir film var karşımızda. Bu başarısızlık senaryo ve hikaye ile alakalı tabi ki.
Film görsel açıdan tatmin ederken, hikayedeki bazı karakterlerin üzerinde durulmaması. Tabiri caiz ise sadece görüntü olsun diye koyulmuş olmaları canımı sıktı. Aldrich Killian karakteri üstü kapalı geçilmiş kim olduğu yada ne yaptığından çok intikam duygusuyla yanan zeki ama bize aptalmış gibi gösterilen bir karakter olmuş. Bunun yanı sıra aslında film Iron Man filmi değil de Tony Stark filmi olarak çıkıyor karşımıza.
Yorum BırakOkunacaklar listesinin başlarında aylardır duruyordu kitap. Başlamıştım ama tatildi, işti, seyahatti derken kitabı ilerletmeye fırsat bulamamıştım. Eh öyle elde taşınıp okunacak türden de bir kitap…
Yorum BırakKurulayın beni, akmasin ustunden yalnızlığım Bulasmasin buguanmasin silinen camda Kurultayin beni silinmeden
Yorum Bırak
1980 yapımı Maniac filminin yeni çevrimi ile karşımıza çıkıyor bu kez Elijah Wood. Zaten orijinal filmin yazısında da bu konuda üstünkörü bahsetmiştim. Orada merak ettiğim Elijah Wood, Frank rolünde nasıl olur sorusuydu ve sorunun cevabını aldım. Başarılı da buldum kendisini. Zaten aşağıda biraz daha değineceğim bu duruma.
Filmin yönetmen koltuğuna pek ismine rastlamadığımız bazı filmlerde de oyunculuk yapan Franck Khalfoun var. Senaryo ilk filmle paralel ilerliyor günümüze uyarlamak dışında bir şey yapılmamış. Bu uyarlamalar da ortam ve elektronik aletlerle sınırlı. Yani bu filmde manyağımız kurbanlarını genelde daha kolay bir şekilde internetten buluyor. Orijinal filmin senaristi ve baş rol oyuncusu Joe Spinell‘e göre çok çok yakışıklı olan Elijah Wood’un filmde ayarladığı kızlara bir kulp bulamıyoruz. Oysaki 1980 yapımındaki Frank’ın kızlara yaklaşımı biraz daha tereddütte bırakmıştı beni. Ancak Elijah Wood’un da Joe Spinell gibi bir psikopat olamayacağı aşikardı. Bunu görüyoruz ama karşımıza çıkan şeklen düzgün tabir edeceğimiz bir kişinin böle bir sapkınlığa sahip olması aslında ummadık taş baş yarar ata sözünü hatırlamamıza sebep oluyor. Bu yönden, bu çevrim daha etkili diyebilirim.
Yorum Bırak