İçeriğe geç

Ay: Ekim 2013

V/H/S/2

İlk film ile kıyasladığımda bu film teknik açıdan daha iyi ama nedense ilkinin tadını tam anlamıyla veremiyordu. Ancak bu şekilde bir seri geleceği aşikar. İlk filmin süresi 116 dakikaydı bu filmin süresi ise 96 dakika aradaki yirmi dakikalık fark araya bir dakika daha sığdırılabilirmiş gibi hissettirdi bana ancak hikayelerin bu kadar kısa sürede çekilip yeni bir film olarak piyasaya sunulması iyi gişe başarısını tökezlememesi düşüncesiyle olduğunu düşünüyorum.

Kısa filmlerin yönetmen koltuğunda ilk filmden pek fazla isme rastlamıyoruz. Bu da aslında ikinci filmin karşımıza neden bu şekilde çıktığının kanıtı. İlk filmdeki tarikat hikayesi olumlu tepkileri üzerine yapımcılar bu fikir üstüne oynayarak filmin en uzun hikayesini bir tarikat olayına ayırmışlar ve filmin en başarılı hikayelerinden biri.

Yorum Bırak

Sabit Kanca

Karakter olarak sevdiğim Sabit Kanca’yı film olarak karşımda gördüğümde neler olacağını kestirememiştim. Tabi aylar öncesinden ana cadde direklerinde reklam flamaları asılı rüzgar eşliğinde sallanarak dikkatimi çekiyordu. Tabi sinemada izleyecek kadar iyi olduğunu düşünmüyordum. Tabi bu da ayrı bir tartışma konusu. Sinemada izlenmyecek kadar iyi film?!

Geçtiğimiz günlerde birden aklıma geldi ev içerisinde ses olsun diye filmi izlemeye koyuldum. Bir konu, bir hikaye beklemiyordum zaten. Oyunculuk desem karşılaşacağım şey belliydi. Bir skeç olarak Sabit Kanca güldürmesine rağmen bir film olarak yüz hatlarımı esnetmedi bile.

Yorum Bırak

Stoker

 Holywood’da film çekecek deyince aslında çok kederlenmiştim. Sebep şu ki Holywood’un havasından mıdır suyundan mıdır bilinmez, bir çok iyi yönetmen ilk Holywood denemelerinde hüsranla karşılaşmışlardır. Ancak Chan-wook Park için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Ama burada demek istediğim şu ki, keşke senaryo da senin elinden ya da bir Koreli elinden çıksaydı da film daha da iyi olsaydı.

Burada Chan-wook Park neden bu senaryoyu seçti yada yapım şirketi eline bir kaç senaryoyu tutturdu da bunlardan mı seçeceksin dedi, o da en iyisi olarak bu senaryoyu mu gördü çok merak ediyorum. Aksi taktirde filmin tek falsosunun senaryosu olduğunu söyleyebilirim. Böyle bir senaryoyla ne olursa olsun ben iş çıkartırım diyen Chan-wook Park ve Chung-hoon Chung‘u takdir etmek lazım. Zaten ikisinin haricinde özel efekt haricinde ben başka bir Koreliye rastlamadım. 

Yorum Bırak

Under The Dome

Stephen King‘in aynı isimli romanından uyarlama diziyi aylardır bekliyordum. Kitap yorumu da burada.) Dizi yayınlandı ve geçtiğimiz haftalarda sezon finali yaptı. Aslında tek sezon olarak düşünülmüş bir diziydi ancak bilirsiniz ki reyting nelere kadir, filmin ikinci sezonunun da çekilmesi kararı çıkmış ve aslını söylemek gerekirse dizi de çığırından çıkmıştır. Şu an için kitapla tek ortak noktası kubbe kalmıştır. Arada değinilen pembe yıldızlar gibi ufak tefek şeyleri saymazsak.

Tabi dizinin kitaptan bağımsız ilerlemesi benim biraz canımı sıktı. İlk bölümlerde karakterlere ve olaylara alışmak bana oldukça zor geldi. Kubbenin inmesinden sonra anlatılan o muhteşem kazalar dizide oldukça sönük kalmıştı. Merakla beklediğim dizi benim için hayal kırıklığından başka bir şeye dönmemişti doğrusunu söylemek gerekirse. Ama Stephen King‘in hatrı için çiğ tavuk bile yenir. Bu sebepten dolayı diziyi izlemeye devam ettim. Tabi kendimi kitaptan soyutlayarak.

Yorum Bırak

Erişmek

Her kelimem birine erişmeye çalışmak zorunda mı? cümlelerim daha var olmadan tarumar

Yorum Bırak

The Look of Love / Ateşli Bakışlar

Festival ön yazısı için tıklayınız

9 Songs filminden tanıdığımız ‘un son filmi The Look of Love / Ateşli Bakışlar. Tabi yönetmen arada film çekmiş ancak ben izlemeye fırsat bulamadım. Şimdi yakınmaya başlayayım mı o kadar yönetmen o kadar, film varken nasıl hepsini izleyeyim diye. Sonuçta benim hobim bu.

Neden birden böyle yakınma işine girdim bilmiyorum ama yönetmen  son filmi olan The Look of Love / Ateşli Bakışlar’da biyografi işine soyunmuş. Seçtiği kişi ise,  erotik dergiler ve striptiz kulüpleri sayesinde “porno kralı” olarak ünlenmiş ve zengin olmuş Paul Raymond’un hayat hikayesinin bir kesimini anlatmakta.

Yorum Bırak

konuşamıyorum

Beynim düşünme ve konuşma işlerini birarada yapamıyor, nedendir bilinmez  konuştukça düşüncelerimden uzaklaşıyorum. yazmak sadece parmak yormaktan ibaret değil, yazmak sadece düşünmekten ibaret.

Yorum Bırak

Korkusuzluk

Korkusuzluğum siyah beyaz Türk filmlerinin bıçkın delikanlılarında saklı, bir diğer değişle sığındığım o aptal kutusunda. Sonbahar rüzgarına kapılmış süzülen değersiz altın sarısı cesaretim, bir kaç…

Yorum Bırak

The Broken Circle Breakdown / Kırık Çember

Festival ön yazısı için tıklayınız

Filmin yönetmeni  hakkında iyi şeyler duysam da izlediğim ilk filmi The Broken Circle Breakdown. Film bir tiyatro oyunundan uyarlanmış. Filme genel olarak baktığımızda aslında hikaye olarak bize farklı bir şey vermiyor. Bir çok filmde aynı hikayeye tanık olduk. Bu filmi farklı kılan ise karakterler ve filmin müzik ile harmanlanlanışı.

Eski Türk filmlerinde olurdu ya filmin süresini uzatmak için filmin arasına beş dakika müzik koyulurdu bu filmde aynı politikayı sergilemiş. Ancak müziklerin girdiği sahneler o kadar başarılı olmuş ki, film müzikal edasını elinde tutarken izleyiciyi çok fazla sıkmıyorda. Filmin müzik albümünün 45 dakika olduğunu düşünürsek zaten yüz on dakika olan filmin 45 dakikasını müzikle yemiş oluyoruz. Peki bu beni rahatsız etti mi? Elbette hayır. Filmin en güzel taraflarından biri de müzikleriydi.

Yorum Bırak