İçeriğe geç

Ay: Aralık 2013

Limit

Uzun zamandır Japon dizisi izlemiyordum. Son izlediğim ilki dizide gerek gizem yönünden gerekse gerilim yönünden hoşuma gittiği için bende şöyle gerilim korku tarzında Japon dizisi aramaya başladım. Tabi bunu eş zamanlı olarak Kore dizisi ile birlikte yaptım. Gerek Japon dizisinin her bölümünün otuz dakika olması gerekse diziye sinir olmam başlayıp bitirmemde hız yapmama sebep oldu.

Efendim bu dizi bana göre değilmiş onu anladım. Aslında bu dizi size göre de değil onu da söyleyeyim. Şayet liseli üniformalı Japon kızları izlemekten hoşlanmıyorsanız. Söylemem gerek ki buradaki kızların da pek bir albenisi yok. Dizinin aslında baştan kabak vereceği belliydi. Ne bileyim otobüsün dağda kaybolması belki gizemin artacağını düşünmeme sebep oldu ancak olan ne, hiç bir şey?

Yorum Bırak

The Alphabet Killer

İnternetten legal film izleyeyim deyip bedava yayınlanan bu filmi izlemeye koyuldum. Tabi genelde üçüncü sınıf filmlerde rastladığım, filmin başında gerçek bir hikayeden uyarlamadır yazısı hiç mi hiç dikkatimi çekmedi. Zaten iyi bir film olsa koca site bunu bedava vermezdi. Beklentim fazla değildi ancak filmi izlerken de güzel bir hikayenin de nasıl (tabiri caiz ise) piç edildiğine tanık oldum. Film korku filmi olarak lanse edilmiş olsa da aslında başarısız bir polisiyeden öteye gitmiyordu.

Burada değineceğim bir hususta, hikayenin gerçekten de yaşanmış bir olaydan esinlenmesi.Yani filmin başına yalandan yere yazmamışlar adamlar. Film 1970’li yıllarda New York’da meydana gelen cinayetleri konu alıyor. Katil adı ve soyadı aynı harfle başlayan küçük kızları öldürmektedir. Gerçekte katilin kim olduğu bulunamamış. Buna ek olarak filmde senaristin de kafası karışmış ve katili bulsam mı bulmasam mı edasında film ilerlemiş. Final bu filmin devamı gelebilir niteliğinde olmuş ama muhtemelen beklenen gişeyi yapmaması devamının çekilmemesine neden olmuş.

Yorum Bırak

Soluksuz kaldım Uykunun en tatlı noktası ve korkunun en deriz kök gezdiği yer Vücudum buz kesmiş Titremelerim hala devam etmekte Havanın birden bire sogumasinin sebebi…

Yorum Bırak

Sis ve Gece

Ahmet Ümit romanlarını okumaya başlamışken birde romanların film uyarlamasını izleyeyim dedim. Sanıyorum bu Ahmet Ümit kitaplarının ilk sinema uyarlaması. Baştan söyleyeyim keşke hiç uyarlamasalarmış daha iyiymiş. Bilhassa romanını filmi izlemek için okumamıştım ve doğru yapmışım. Şimdi bile filmi izlerken kahroldum romanı okusaydım ne olurdum bilmiyorum.

Oyuncu kadrosu iyi olmasına rağmen yönetmen nasıl olmuşta bu oyuncu kadrosunu bu kadar başarısız bir şekilde yönetmiş anlayamadım. Zaten romanın bir kurgusu var. Az çok Ahmet Ümit romanlarını üslubunu da bildiğimden kendisinin böyle bir kurgu yapacağını düşünmüyorum. Ancak yönetmen hikayeyi almış resmen boş bir hale getirmiş. Ne bir merak uyandırıyor izleyende ne de aksiyonundan dolayı izleyiciyi içine çekiyor.

Yorum Bırak

Terliklerimle gelsem sana, Yüzündeki gülümseme neyin ifadesi Bir intihar tetikçisi mi, bir mutluluk sözcüsü mü? Sadece bir yalan beklediğim Bir tımarhaneyi sevmek gibi belki de…

Yorum Bırak

Museoun Iyag

Türkçeye “Korku Hikayeleri” olarak çevrilen Museoun Iyag (무서운 이야기) adı ile paralel bir şekilde hareket ediyor. Film ana konu çerçevesinde gelişen kısa hikayelerden oluşuyor. Her hikayenin ayrı bir yönetmeni, senaristi var. Film bana hem gerilim açısından hemde korku açısından pek bir duygu vermedi. Ama çocuklarla ilgili olan ilk bölüm karakterlerin çocuk olmasından dolayı merakla izlettirdi kendini.

Hikayeler o kadar korkunç olmamakla birlikte pek klişe sayılmazdı. Kurgu fena değildi. Klasik korku sahneleri çokta fazla abartmadan kullanılmıştı. Ancak filmin en güzel tarafı ilk hikayedeki çocukların oyunculuklarıydı. Gerçekten mükemmel oyunculuk çıkarmışlar ortaya. Zaten Korelilerin oyunculuklarına genel olarak hastayım çok başarılılar.

Yorum Bırak

The Mortal Instruments: City of Bones

Fantastik film arayışıma afişi ile çare olan filmlerden biriydi The Mortal Instruments: City of Bones. Her zamanki gibi film hakkında hiç bir şey okumadan sadece afişe odaklı izledim filmi. Sonraki araştırmalarımda gördüm ki film ‘in aynı isimli roman uyarlamasıymış. Son dönem amerikadaki kadın yazarların böyle fantastik hikayeleri el atması oldukça dikkatimi çekti. Fantastiğin yanı sıra abuk sabuk “teen age” aşk hikayeleri benim canımı sıkıyor. Tabi haliyle bizim asil doğa üstü yaratıklarımız da garip bir hal alıyor. Neyse konuyu uzatmaya gerek yok.

Bu hikayede de bildiğimiz yaratıklar var. Cehennemden gelenler, vampirler, kurt adamlar vs… Şöyle bir baktığımda film bana iyi bir uyarlama olmadığını hissettirdi. Ne kurgu ne de hikayenin işlenişi iyi değildi. Eminim ki kitap daha ayrıntılı ve daha güzel anlatıyordur hikayeyi. Ben böyle düşünüyorsam kitabı okumayan biri olarak okuyanlar nasıl bir yorum yapmıştır bilmiyorum.

Yorum Bırak

Gökyüzünün aydınlığı karalara bağlanmış soğukluk Birer birer düşerken rüyalar gözlerime İçimde bir titreme her biri edepsiz Her biri dilime vuran Sana uzanan aşk ellerimde Anlatilmaz,…

Yorum Bırak

The Purge

Senarist ve yönetmen ‘nun ikinci filmi olma özelliğine sahip film The Purge. Öyle ki başarılı bir konu var karşımızda. Bu olumlu eleştirileri yönetmen de duymuş olacak ki filmin ikincisini çekmeye niyetlenmiş. Umuyorum ikinci film de ilk film gibi bir etki bırakmaz izleyenin üzerinde. Bu kez senaryoyu iyi oturtması lazım. Aksi taktirde film silinip gidecektir belleklerden.

Film Türkiye’de “Arınma Gecesi” adıyla gösterime girmiş. Konu olarak baktığımızda aslında ilgi çekici orijinal ve cezbedici. Eğer filmi hakkında hiç bir şey okumadan izliyorsanız, film sonunda bir çok izleyenin yorumunu yaptığı şekilde sizde aynı yorumu yapacaksınız: Konu çok güzel ama olmamış. Eğer hakkında bir şeyler okuyup izliyorsanız bu da beklentinizi yükselteceği için yine olmamış diyeceksiniz. Her halükarda olmamış bir film var karşımızda. Ancak hikayenin özgünlüğü de onu ayrı bir yere koymamızı sağlıyor.

Yorum Bırak

Abone ol