İçeriğe geç

Ay: Mart 2014

Blue Jasmine

Woody Allen filmlerini pek sağlıklı izleyebilen biri değilim. Bunu diğer yazılarımda da yazmıştım. Nedense filmleri izlerken sıkılırım. Ancak Woody Allen‘in mekan çekimleri ve çalıştığı görüntü yönetmenleri iyi olunca görsel olarak ortaya güzel filmler çıkar, filmin geçtiği şehirleri benimseyerek izledim. Bir çok kişi görsellik konusunda eminim ki benim gibi düşünüyordur. Ben de yine Woody Allen filmlerinden sıkılacağımı düşünerek bu amaçla filmin başına oturdum. Tabi bir de filmin baş rolünde  gibi bir isim vardı ve En İyi Kadın Oyuncu Oscarını almıştı.

Tabi ben ‘in Oscar almasını pek yadırgamadım. Zaten iyi bir performans göstereceği kesindi. Ancak filmi izledikten sonra klasik bir  performansıyla karı karşıya kaldığımı gördüm. Evet performansı iyiydi ama kendisini daha iyi de izlemişliğim olmuştu. Ancak şu ana kadar izlediğim En İyi Kadın Oyuncu adayı oyuncular içinde (Amy AdamsSandra Bullock), ödülü yine ‘e verilmasının taraftarı olurdum. Zaten kadının duruşu, bakışı, varlığı bile ayrı bir karizma.

Yorum Bırak

İleri demokrasi de bir adım daha

Lafa değil icraata bakıyoruz!!!! Özgür, düşünen, bir Türkiye için her şeyi yasaklıyoruz. Korkular daha fazla büyümeden, kıçımız daha fazla sıkışmadan… Twitter’la başladık İnşallah!

Yorum Bırak

Black★Rock Shooter

Black★Rock Shooter (ブラック★ロックシューター Burakku Rokku Shūtā) OVA’sındaki ilk aksiyon çizimlerine aldanıp izlemeye başladığım bir anime. Aldanıp diyorum bir yerden sonra animedeki durağanlık ve hikayenin kendini tekrar etmeye başlaması ve olan bitenler hakkında hiç bir açıklama yapmaması animeden fazla zevk almamama sebep oldu.

OVA’da aksiyon sahneleri biraz daha iyi betimlenirken aksiyonun dibine vuran bu sahnelerden sonra gerçek hayata dönüşte yaşanan durağanlık ve iki dünya arasında bağlantı kurma zorluğu ve havada bırakılan hikayeyle birlikte ne olduğunu pek anlamamama neden oldu.

Yorum Bırak

Thor: The Dark World

İlk filmi adam gibi izlemeden ikinci filmi yazmayayım demiştim ve ilk filmi de ikinci filmi izlemeden araya sıkıştırmış yazmıştım. İlk filmi parça parça izlemiştim sonra oturup bir çırpıda izlemiş ve hakkındaki düşüncelerimi yazmıştım. Şimdi Thor’un kaderinden midir yoksa genel olarak hikayenin sıkıcılığına mı bilmem ama bu filmi de bir oturuşta izleyemedim. Tamam ilk seferinde benim hatam olabilirdi ama ikinci ve üçüncü seferde kesinlikle filmin sıkıcılığına bağlıyorum filmi bir oturuşta izleyemememin nedenini.

Bu film ilk filmden daha iyi diyebilirim. Hikaye açısından değil sadece görsellik açısından. Bu filmde de ilk filmde olduğu gibi hikayenin ve karakterlerin altı doldurulmamış. Belli ki bir sonraki film için temel atılmaya çalışılmış ama 112 dakika izlediğimiz şu filmin hiç bir temeli yok. Tamam Marvel çizgileri genelde komik oluyor ama bu filmde işin biraz dozu kaçmış.

Yorum Bırak

Despicable Me 2

İlk film ile birlikte Gru kalbimizde taht kurmuştu. Kötü olma arzusu ve kötü olmak için harcadığı çaba gerçekten takdire şayandı. Tabi onun önüne çıkan tek engel ise küçük kızlardı. İlk filmde Gru ufak fak doğru yolu bulmaya başlamıştı. İkinci film ile birlikte Gru’yu tam bir aile ve kız babası olarak görüyoruz. Öyle ki Gru o kadar sıradanlaşmıştır ki komşularının kendine eş arama pozisyonuna bile gelmiştir.

Tabi bu eş arama durumuna küçük kızlarda dahil olmuş onlarda Gru’ya eş kendilerine anne aramaktadırlar. Doğum günü partisi sonrası Gru bir ajan tarafından kaçırılır ve gizli bir bölgeye getirilir. Bu ajanın adı Lucy’dir ve dünyanın saadetini korumak için çalışmaktadır. Gru’ya kutuplarda çok gizli bir üssün kaçırıldığı söylerler ve onu bulmak için kendilerine yardım etmelerini isterler. Bu işlerden ellini eteğini çekmiş olan Gru işi kabul etmez.

Yorum Bırak

Asayiş Berkemal Polis Teşkilatının Kuruluşu ve Olay Yeri İnceleme Çalışmaları 1844 1905 / Nail Öztürk

İBB Kültür Yayınları tarafından yayınlanmış olan kitap dönemin yazışmaları ve bazı olaylarını kaleme almış. Her ne kadar ben kitabı o dönemin suç kayıtlarıymış niyetiyle elime…

Yorum Bırak

Miseukoria

미스코리아

K-Drama ihtiyacımı gidermek için izlediğim kısa bir süre öncede final yapan dizi Miss Korea. Öyle ne izlesem diye aranıp durarken karşıma çıkan dizilerden biriydi. Baş rolde de Lee Sun-Kyun ile Lee Yeon-Hee‘yi görünce tamam olur bu iş dedim. Doğrusunu söylemek gerekirse çok sönük bulduğum hikaye, kurgu, diyalog olarakta çok basit bulduğum bir dizi oldu bu. Bence Miseukoria oldukça boş ve sıradan bir diziydi. Hata şöyle hafızamı yokladığımda keyif almadığım izlediğim tek Kore dizisiydi.

Tabi böyle bir giriş yaptıktan sonra bir yerde de acımaz mı davrandım diye düşündüm ama gerçekten de haksız değilim. Dizinin eğlence düzeyi düşük. Hadi onu da geçtim dram yönü de kötü. Hikaye kurgusu sınıfta kalıyor. Dizi boyunca endekslendiğiniz güzellik yarışması finali klasik kurgu haricinde aksiyon yaşatmadan hemen olup bitiyor. Yani dizi bize şaşıracağımız merak edeceğimiz hiç bir şey vermiyor. Üstelik yarışmaya endeksli dizi aslında on altıncı bölümde final yapmasına rağmen üç bölüm daha sürüyor. Bu üç bölüm de ne oluyor derseniz aslında hiç bir şey olduğu yok.

Yorum Bırak