İçeriğe geç

Ay: Temmuz 2015

Peu-rin-seu-eui Wang-ja

Araya 2015 yapımı mini bir Kore dizisi sıkıştırayım dedim ve anladım ki Korelilerin mini dizileri pek iyi olmuyor. Bu ikinci mini dizim ve ben yine olan bitene çok fazla anlam veremedim. Dizimizin adı başlıktan da anlaşılabileceği gibi Peu-rin-seu-eui Wang-ja yani Prince of Prince.

Aslında hikayeden çok fazla şey anladığımı söyleyemeyeceğim. Ben mi kendimi veremedim yoksa gerçekten mi anlaşılır değildi bilmiyorum. Dizi 10 bölüm dokuz buçuk dakika. Tabi ufak bir hatırlatmaydı jenerikti derken sekiz dakika gibi bir süre elimizde kalıyor. Bu da ne kadar tatmin edici size bırakıyorum.

Yorum Bırak

İçimdeki Ses

Senaryosunu Engin Günaydın‘ın yazdığı filmin yönetmen koltuğunda Çağrı Bayrak var. Yönetmeni bazı Galip Derviş‘in ikinci yönetmeni olması sebebi ile tanıyoruz. Zaten film Barakuda Film yapımı ve Galip Derviş ekibine bir kaç ilave yapılarak film çekilmiş. Film konusunda biraz tereddütteyim. Aslında film oldukça samimi ve keyifle izlenen bir film ama Engin Günaydın’ın diğer filmlerine de baktığımızda oldukça basit kalan bir film.

Muhtemelen Erol Günaydın hemen hemen her 35 yaş üstü erkeğin düşüncelerini kaleme alarak oturmuş bir hikaye yazmış ve buna filmde iç ses demiş. Tabi bu şekilde bir senaryo olmuyor derken içeriye aksiyon olsun diye güzel bir kız, bir kaç gereksiz sahne ekleyip, romantik komedi dozunu arttırmaya çalışmış. Bu bölümler genelde filmin ikinci bölümüne tekabül ederken, ikinci bölüm biraz klasik ve olmamış halini almış. Tabi bu ilk başlarda çıtanın yükselmesi ve sona doğru düşmesinden kaynaklı bir algı. Yoksa film genel olarak eğlenceli.

Yorum Bırak

The Hunger Games: Mockingjay – Part 1

İkinci filmde de bir düşüşün olduğunu beni pek tatmin etmediğini belirtmiştim. Aynı tatminsizlik bu filmde de beni sardı. Zaten finali ikiye bölmenin tek mantığı bunun üzerinden daha fazla para kazanırızdan başka bir şey değil. Diğer izleyiciler de benimle aynı düşünüyor olacak ki her bölümde filmin IMDB puanı düşmüş. Açıkçası filmi bir kaç hafta önce izlememe rağmen aklımda film ile ilgili bir şey kalmadı. Ama daha eski izlediğim filmleri hatırlıyorum. Demek ki bu film hakikatten olmamış bir film.

İlk iki film oyunlar üzerinden dönerken bu kez hikaye gerçeğe, bir ayaklanmaya tanık oluyoruz. Yada bu ayaklanmanın şekillenmesine. Belirttiğim gibi bu film sadece arayı uzatalım filmi olmuş. Jennifer Lawrence iyi oyuncu ama ben filmler arasında kıyaslarsam bu filmden o diğer iki filmden izlediğim oyun zevkini alamadım. Performansı bence düşmüştü. Tabi asıl savaş sahnelerinin filmin ikinci bölümünde olacağı söyleniyor ama karşımıza nasıl çıkar bilmem ama bu bölüm sıradan bir dizinin herhangi bir bölümü gibiydi.

Yorum Bırak

Hadi İnşallah

Filmi çok merak ettiğimden izlemedim. Aslında izlemek için bir şey olsun Türkçe olsun derken izledim. İnternet’te Türk korku filmi bulmak biraz zor. Komedi çekmek kolay olsa gerek bu tarz filmler bol miktarda var. Komedi dediğime bakmayın siz. Öyle sınıflandırılmış diye bende öyle dedim.

Filmin yönetmen koltuğunda A.R.O.G ve Hokkabaz gibi Cem Yılmaz filmlerinin yönetmenliğinden de tanıdığımız Ali Taner Baltacı var. Şimdi bu yapımlardan sonra yönetmenin Hadi İnşallah gibi bir filmle karşımıza çıkması çok ilginç olmuş. Burada anlıyoruz ki Senaryo, yapım kaliteliyse yönetim de kaliteli oluyor. Ancak  Hadi İnşallah için bunların hiç birini söyleyemeyeceğim. Yönetmen için bence büyük bir hata olmuş bu film.

Yorum Bırak

Erkekler

Filmin yönetmen koltuğunda Faruk Aksoy var. Hem yapımcısı olduğu hemde yönettiği işlere bakarsak aslında çok iyi iş çıkardığını, beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Bu filmde aslında öyle. Faruk Aksoy filmlerinde sürekli bir Amerikan vari hikaye ve olay örgüsü izliyoruz. Bu olay örgüsüne de Türk karakterler ve mantığı katarak filmi bizmişiz gibi gösterme durumu var. Bu filmde aynı şekilde yola çıkmış.

Erkekler izlenmesi zor bir film. Diyaloglar o kadar uzun ve sıkıcı ki sanki bir tiyatro oyunu uyarlamasıymış gibi geliyor. Aslında bu film bir tiyatro oyunu olsaymış daha iyi olurmuş. Çünkü durağan hikaye sinema filmi olacak aksiyonu yakalayıp bir kademe üste çıkamıyor. Bu işlemi yapacakta yönetmen aslında. İki çok iyi oyuncuyu oturtup kayda alma işini herkes yapabilir yönetmen sahnedeki duygu yükünü vermeli aslında. Bu filmde bu durumla karşılaşamıyorsunuz.

Yorum Bırak

Filinta

Kış dönemi izlediğim dizilerden biri de Filinta’idi. Ben eskiden beri tahammül sınırları içerisinde olan Osmanlı dönem filmlerini keyifle izlerim. Hep keşke eski romancılarımızın romanları dizi olsa diye dile getirirdim hep. En son Çalıkuşu‘nun uyarlamasını izlemiştik. Tabi o da hikayesinden sapan diziler arasındaydı sonuçta bir süre sonra final yaptı.

Filinta ise her ne kadar bir roman uyarlaması olmasa da Osmanlı döneminde geçtiği için dikkatimi çekti. Tabi birde işin büyüklüğü dizi için plato kurulması, yurt dışından efektçiler yönetmenler getirilmesi dikkatimi çekti. Dizinin TRT’de yayınlanıyor olması itibari ile bütçesi konusunda yapılmış polemiklere pek girmeyeceğim. İnanıyor musun diye sorarsan, “olabilir” diye yanıt veririm. Lakin şu an için bunlar benim konum dışı. Zaten atı alan Üsküdar’ı geçmiş, ben dilimi yorsam da bu pek bir işe yaramayacak. (kendime karşı çok tereddüt yaşadım, sanki vicdan azabı çekiyorum şu cümle için.)

Yorum Bırak

Abone ol