son günde nasıl olmalıydım? su duygusal safsataları sanırım, geride bırakalı uzun zaman oldu. hayet neşeli ve sevinçli ayrıldım. artık mantık bana doğru yolu gösteriyor sanırım……
Yorum BırakKategori: Felsefe ve Toplum

Ben öyle gösterime girecek diye bekleyemedim. Hem zaten ne zaman gösterileceği de belli değil ya!(27 Martmış) İndirip izleyeyim dedim. İyi de etmişim. Filmin yurt dışında zaten dvdleri falan çıkmış. Neyse…
“Underworld: Rise of the Lycans”, Underworld ve Underworld: Evolution geçmişine dönüyor. Hal böyle olunca Kate Beckinsale bu filmde yok ve dolayısıylada Selena karakteri. Üzüldüm diyordum ki Rhona Mitra‘nın oynadığını öğrendim ve mesud oldum. Kendisini Doomsday‘da izlediğimde “aa bu Kate değil mi?” olmuştum ama değil… sanki daha iyi. Bu arada bir süpriz filmin sonunda gözüküyor kendileri. 🙂
Yorum Bırak 
Artık dizi deyince K-Dramadan başka bir şey anlamıyorum. K-Dramalarının verdiği zevk hiçbirinde mevcut değil. Muhtemelen sebebi pek fazla ticari amaç gütmemeleri olabilir. Ey ahali, buyurun adam gibi dizi istiyorsanız sizi K-Dramalar paklar. Görün ve öğrenin… Beğenmeyene biralar benden. 🙂
Coffee Prince bunlardan birisi. Artık yoğun baskılara dayanamayıp diziyi izledim. Hımm. herkes çok mükemmel dese de bence sıradan bir K-Drama güzelliğine sahip bir dizi. Yani mükemmel.
Yorum Bırak 
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki film boyunca bu senaryoyu Darren Aranofsky harmanlasaydı gözlerimizin önüne nasıl bir görsellik çıkardı diye düşünmeden edemedim. Requiem For A Dream‘daki o göz alıcı yarışma atmosferiyle gerçeğe dönüş arasında nasıl bağlantı kurmuştu izleyen bilir. Slumdog Millionaire’de bana Requiem!i hatırlatmadı değil… Ama bu sefer kamera arkasında Danny Boyle var.
Yorum Bırak 
Sonunda Issız Adam’ı izleyebilme şerefine nail oldum. He bu zamana kadar izlememiştim çok mu şey kaybetmişim, hayır.
Herkes filmi sevsin dursun ben filmi beğenmeyen tayfadanım. Filmin tutma sebeplerinden birisi de her insanın hayatında olabilecek klişelerin bir arada olması. Karakterlere ve filme baktığınızda hayatınızdan bir çok kareyi yakalayabilirsiniz.
Yorum Bırak he zamanki gibi planlarım yine suya düştü. aslında bir daha olan yapmayacağım. evet bunu diyorum ama yine de yapmadan duramıyorum. eh etrafta ki insanların çoğunun…
Yorum Bırak
Aslında bu filmi izeleme sebeplerinden biride sevgili Shin Min Ahcığımın başrolde olması. Gerçi başrol olmasada izlerdim ya Shin Min Ah deyince akan sular durur. Doğrusunu söylemek gerekirse I Jukilnomui Sarang‘daki o göz alıcı performansını pek göremedim Madeleine’da. Film de büyük beklentiler içerisinde izlenecek bir film değil zaten.
Yorum Bırak Eğlenceli bir film izlemekti amaç. Başlarken de öyle başladı. Kendini süpermen salan bir delinin ardına kendimizi kaptırmış gidiyorduk. Öyle ki bu deli tam anlamıyla bir…
Yorum Bırak
Miss Pettigrew Lives for a Day orta yaşlı bir İngiliz mürebbiyenin bir günluk hikayesini anlatmakta. Guinevere Pettigrew bir rahibin kızı olarak dünyaya gelmiş tutucu bir kadındır. Kendi doğrularını yanında çalıştığı aileye kabul ettirmeye çalıştığı anda kendini işsiz bulur. Bu kovulduğu ilk yerde değildir. Sosyal hizmetler sorumlusu bu durumu göz önünde bulundurarak bu kez ona iş vermek istemez. Bir fırsat anında Miss Pettigrew, sosyal hizmetlinin masasının üzeirnde bulunan bir kartviziti alır. Daha sonra kart vizitte yazılı adrese girer ve onu şirketin gönderdiğini söyler. Evine gittiği kişi Delysia Lafosse adında çok güzel ünlü bir şarkıcı ve oyuncudur. Delysia, Bayan Pettigrew’in kaldıramayacağı bir hayat sürmektedir. Ancak ilk anda yardım etmekten kendini alamaz. Daha sonra da Delysia’nın yoğun ısrarlarına kapılarak onun yardımcılığını üstlenir. Yapması gerken planlarını kontrol etmek ve Delysia’nın erkek arkadaşlarından kurtulmak için çözümler üretmektir. Miss Pettigrew’in bir gün içersinde tüm hayatı değişir.
Yorum Bırak Çalışmak insanı paslandırıyor. Eğer yapmak istedikleriniz yaptıklarınızdan daha farklıysa günden güne paslandığınızı hissediyorsunuz. Tembellik aslında çalışı/özgür kılan insanı. Çalışmak nedir ki, günün en az sekiz…
Yorum Bırak