İçeriğe geç

Kategori: Felsefe ve Toplum

Fırıldak Ailesi

Fırıldak Ailesi Türk Televizyon tarihinin ilk yetişkinlere yönelik animasyon olma özelliğine sahip. Animasyon Grafi2000 ekibi tarafından yapılmış Varol Yaşaroğlu imzalı dizi Fırıldak Ailesi. Bu yapımla birlikte Grafi2000 ekibi çıtasını bir adım yukarı çıkartmıştır kanımca. İkinci sezon son bulmakla birlikte üçüncü sezonun ne olacağı konusunda pek fikir sahibi değilim. Ancak bu tarz bir yapımı Türkiye’de izlemek bana keyif veriyor. Her ne kadar dizi Star Tv’de ilk sezon varlığını sürdürmüş sonrasında yer edinememiş olsada böyle bir açılış yapması fena olmadı.

Yorum Bırak

Unknown

2011 yapımı filmin yönetmen koltuğunda Jaume Collet-Serra var. Yönetmenin aklımda kalmış filmi ise Orphan. Orphan’ın afişi bana çok fazla tanıdık geliyor hatta filmi izlediğimi düşünüyordum ama bu yazıyı yazarken izlemediğimi fark ettim. Orphan IMDB’den 7.2 almış ancak sanki fragman bana biraz klasik geldi. Tabi bu arada izlemiş, bloga yazmamış ve aklımdan uçmuş olma ihtimali bile var filmin. İlginç bir tereddüt içerisindeyim. Neyse biz Unknown’a dönelim.

Yorum Bırak

Sen Aydınlatırsın Geceyi

Onur Ünlü’nün İtirazım vardan önce çektiği Sen Aydınlatırsın Geceyi öncelikle festivalde yer bulmuştu. Tabi festivalde de filme yer bulabilene aşk olsun. Sonrasında da vizyona girmiş az salon, az gün derken el mahkum filmin DVD’sini bekler olduk. Ancak DVD çıkmayacak söylentileri etrafta dolanır olunca filmden umudumu iyice yitirmeye başladım. Geçtiğimiz günlerde Star Tv filmi yayınlayacağını duyurdu. Ancak hafta içi yayınlanan film bir de gece on ikiden sonra olunca ertesi gün için işe gidecek biri için filmi izlemek oldukça işkenceydi. Bu sebepten dolayı televizyonda yayınlanmış olmasının verdiği rahatlıkla internette filmi araştırır oldum(sanıyorum hala filmin dvdsi çıkmadı.) Araştırma sonucunda Youtube’da filmin sansürsüz ve hd haline rastladım. Onur Ünlü filmi dvd ile piyasaya sürmek yerine internet ortamına vermişti. Ne diyeyim takdir ediyorum kendisini zaten bu filmden zarar yaptık deyip duruyordu. Olmuşken tam olsun istedi sanırım.

Yorum Bırak

Girdap

2008 yılında çekilmiş filmi vakti zamanında sosyal sitelerde misyonerlik karşıtı bölümü sebebi ile çok görmüştüm. O zaman da çekimler o kadar çok basit gelmişti ki kısa yapılmış bir öğrenci filmi olduğunu düşünmüş ve bu sahnenin üzerinde pek durmamıştım. Geçtiğimiz günlerde ise bir Türk korkusu izleyeyim diye başladığım araştırmalarım sonucunda bu filmi buldum. Gerçi ben filme korku filmi diye başladım ve film ilk dakikalarına kadar öyle gidiyordu ama sonrasında biraz değişikliğe uğradı.

Şimdi filmi değerlendirmeye başlamadan evvel filmin araya sıkışmış olduğunu söylemeliyim. Hikaye iyi senaryo akla takılacak ayrıntılar haricinde iyi işlenmiş yer yer çekim teknikleri iyi ancak, ışık olsun, kurgu olsun çok başarılı değil. Bununla birlikte ana karakterlerin oyuncukları yerlerde sürünüyor diyebilirim. Filmde iyi oynamış diyebileceğim tek isim Ali Sürmeli var bunun yanı sıra az gözüken Selçuk Yöntem, Fuat Saka’da filmin oyunculuklarını bir an için tatmin edici seviyeye çıkarmışlar.

Yorum Bırak

The Lost Skeleton of Cadavra

Çok acayip bir film The Lost Skeleton of Cadavra. Şimdi nasıl anlatılır bilemedim. Film 2001 yapımı ve IMDB’den 7.1 gibi yüksek bir puan almış. Şimdi bu puanı görenler hemen film hakkında sabırsızlanıp salyalarını akıtmaya başlamışlardır eğer B-Movie fanatiği değilseniz ve klasik Amerikan filmlerinden başka filmlerden filmlerle alakanız yoksa bu 7.1’lik film sizin pek işinize yaramayacaktır. Baştan söyleyeyim ki sonradan hayal kırıklığına uğramayın.

Filmin senaristi ve yönetmeni Larry Blamire. Bu film aynı zamanda yönetmenin ilk filmi. Sonrasında bir kaç film daha yapmış. Bunların arasında da The Lost Skeleton Returns Again adında bir devam filmi de var. Yönetmenin en önemli özelliği sürekli bu tarz filmler üzerine çalışması. The Lost Skeleton of Cadavra’nın en önemli özelliği ise eski film usulünde B-Movie olması. Yani 60’larda B-movie çekildiğini düşünün bu düşüncenin tam karşılığı The Lost Skeleton of Cadavra.

Yorum Bırak

This Is the End

Evan Goldberg ve Seth Rogen‘dan süper bir absürt komedi This Is the End. Filmi izlerken oldukça eğlendim. Gerek göndermeleri gerekse kurgusu açıkçası çok hoşuma gitti. Filmin göndermeleri oldukça iyi. Tabi filmi tam anlamıyla anlamak için filmin gönderme yaptığı tüm filmleri izlemiş olmak gerek. Filmde sevdiğim bir diğer konuda karakterlerin kendilerini oynamaları. Film tam bir kurmaca olsa da nedense bana çok doğal tepkiler varmış gibi geldi. İlk dakikadan olaya girmiş olacağım ama Emma Watson’ın arkasından yapılan tecavüz muhabbeti çok iyi ve oldukça doğaldı.

Film Holywood’da ünlülerin yaşantılarından tutunda, dine ve kıyamete kadar ger türlü göndermeyi yapıyor. Tabi bunun yanı sıra, arkadaşlık, dostluk, fedakarlık gibi insan olgularına da güzel giydirmelerde bulunuyor.

Yorum Bırak

Dhoom 3

Serinin ilk iki filmini keyifle izledikten sonra üçüncü filmi merakla bekliyordum. Film Amerika’da gösterime girmişti ancak filmin Türkiye’de gösterime girmesi beni açıkçası oldukça şaşırttı. Ben filmi sinemada izlemedim ama bir Hint filmi izleyeceksem de daha doğal bir film tercih ederdim. Bu filmde ilk iki filmin yönetmenliğini yapan  yerini Vijay Krishna Acharya‘ya bırakmış. Zaten Vijay Krishna Acharya’yı da diğer filmelrde senaryoda görmüştük. İlk iki filmle bu filmi kıyaslarsak bu film aksiyonu daha bol, daha bir saçma daha bir Amerikan vari olmuş. Yani abartılı oyunculuklar ve Hintçe dışında pek Hint filmi gibi durmuyor film.

Kahramanlarımız yine aynı. Başlarına bir şey gelmemiş. Abhishek Bachchan ve Uday Chopra yine baş rolde. Ancak bu kez filmin bir ağır topu var ve tüm film bu ağır topun üzerine dönüyor. O isim de, Aamir Khan. Üç saatlik koca filmi Aamir Khan götürüyor diyebilirim size. Çünkü filmin yarısından fazlasında onu izliyoruz. Yine başarılı oyunculuğu var. Bu sebepten dolayı Uday ve Abhishek biraz sönük kalmış filmde.

Yorum Bırak

Transformers: Age of Extinction

Serinin dördüncü filminin yönetmen koltuğunda ilk üç filmden de bildiğimiz Michael Bay var. Filmin senaristi ise yine diğer filmlerden de bildiğimiz Ehren Kruger. Filmde bu kadar ortak payda olunca ilk üç filmle de alakalı bir hikaye karşımıza çıkacak diye umutlandım ancak Age of Extinction ile karşıma çok farklı bir hikaye çıktı. Biraz da yadırgamadım değil. İlk üç hikaye Sam Witwicky karakterinin etrafında dönerken belli bir akış içerisinde ilerliyordu. Bu filmde ise ilk üç filmlerdeki karakterlerin adı bile geçmiyor en ufak göndermelerde bile bulunulmuyor.

Yorum Bırak

No One Lives

Filmin yönetmen koltuğunda ‘nın olması filmi izlemem için başlı başına bir nedendi. Ancak Japon yönetmenin Amerika macerasının çokta iyi olduğunu söyleyemeyeceğim. Belkide bunun başlıca sebeplerinden biri hikayelerin Amerikalılar tarafından çekilmesi. Keşke Ryûhei Kitamura memleketinde kalsa da Versus, Aragami!Azumi gibi filmler çıksa ortaya.

No One Lives bir karmaşa ile başlıyor. Bunun en büyük sebebi karakterlerin fazlalığı. Tabi karakterler ortada sadece ölmek için var düşünmek için değil. Film hızlı bir giriş yapıyor. Emma Ward arkadaşlarını öldüren katilin elinden kaçmıştır. Tam koşup ana caddeye çıkacakken katilin kurduğu tuzağa yakalanır. Bu esnada elindeki cam parçası ile ağca yaşadığını belirten bir not bırakır.

Yorum Bırak

Kvinden i buret

Dizi kıvamında bir polisiye film Kvinden i buret. Film 2013 Danimarka, İsveç ve Almanya ortak yapımı. Yönetmen koltuğundaysa Mikkel Nørgaard var. Zaten kendisinin yönetmenlik geçmişine baktığımızda genelde diziler ile muhatap olduğunu görüyoruz. Bu bakımdan film neden dizi kıvamında anlamış oluyoruz. Film Jussi Adler-Olsen‘in aynı isimli romanından uyarlama. Roman sanki biraz daha sürükleyicidir diye düşünüyorum.

Hikaye aslında bilindik bir temele oturuyor. Bir çok Holywood filminde bu hikayeye rastladık. Karısından yeni boşanmış, çıktığı görevde kendi yaralanmış, bir arkadaşını kaybetmiş, en yakın arkadaşı hastane de olan üstüne üstlük tüm bunlara kendisi sebep olan bir polis memuru baş rolde. Carl Mørck tüm bu sıkıntı ile uğraşırken işe geri döner. Ancak kendi başına buyruk bu polis memuru polis ofisine geri döndüğünde pek beklediğini bulamaz. Onun için yetersiz raporu çıkmış ve geri bir göreve verilmiştir. Carl Mørck bunu istemez ama kabullenmek zorunda kalır.

Yorum Bırak

Abone ol