İçeriğe geç

Kategori: Felsefe ve Toplum

Ant-Man

Marvel’in Ant-Man’ını duymuş, karıncadan süper kahraman mı olur demiş üzerine düşmemiştim. Eh geçenlerde de şöyle sıkmayacak bir film olsun deyip koyuldum filmi izlemeye. Film çok iyi mi hayır, ama iyi olmadığı bilinci ile eğlenceli bir şekilde yapılmış. Film ciddiyete hiç girmiyor zaten ciddiye bağladığında saçmalamaya başlıyor. Bu sebepten filmi çekerken bu filmin komedi filmi olmasına dikkat etmişler. Her şeyi ona göre hazırlamışlar.

Şimdi film eğlenceli dedim. Filmi zaten kurtaran tek şey buydu ama izlerken de Ant-Man Paul Rudd olmalı mıydı demeden de duramadım. Filmde sürekli aynı yüz ifadesi dolanıp durdu. Sanki mimiklerini daha iyi kullanan daha eğlenceli bir tip olsaydı iyi olurdu gibime geldi. Filmin ağır topu ise Michael Douglas‘dı lakin ben onda da pek bir şey göremedim. Bunun sebebi sanırım karakterlerinin içerinin tam olarak doldurulamamış olması yatabilir. Filmin güzelini canlandıran Evangeline Lilly ise bu görüntüsüyle güzelden çok oduna benziyordu bence. Aslında baktığımda oyunculuklar çok iyi olmasa da filmi kurtaran haliyle Paul Rudd ve ona yazılmış komiklikler oluyordu.

Yorum Bırak

Terminator Genisys

Ben vakti zamanında Terminator hastasıydım. James Cameron imzalı ilk iki filmin yani. Hadi sonrasında da üçüncü film kotarır dedik ama dizisi, sonra gelen filmler derken, o hayranı olduğum Terminator birden yerini tiksintiye bıraktı. Bu tiksintinin bir kaynağı da merak edip ne yapmışlar diye izlediğim Terminator Genisys oldu. Tamam Arnold Schwarzenegger‘i yine terminator olarak görmek güzeldi ama yani artık o da durumu kotaracak durumda değildi.

Terminator Salvation‘da da belirttiğim gibi bu filmde sallama bir film olmuş. Ne yazık bırakın eskileri bu iki yakın süreli yapım sırasında da pek konu birlikteliği yok. Bu bağlantıyı farklılaştırmak için de son dönemde popüler olan ve sıkışanın sarıldığı paralel zaman konusunu uygulamışlar. Ancak Terminator’un her ne kadar temelleri sağlam olsa da bu saçma işleyiş filmin kalitesini düşürüyor.

Yorum Bırak

Tomorrowland

Tomorrowland oldukça keyif alarak izlediğim bir film. Filmin yapımcısının Disney olduğunu belirtmem lazım başta. Bu sebeple, film bir aile – çocuk filmi kıvamında ilerliyor. Ancak öyle sıkıcı çocuk filmleri gibi de değil. Sanki biraz daha bakış açısını değiştirseler, bize de hitap eden güzel bir film çıkarmış ortaya.

Aslında filmin afişinde George Clooney‘i gördüğüm zaman beklentimin bir çocuk filmi olmadığını belirtmeliyim. İlk dakikalar beni hayal kırıklığına uğratsa da sonrasında filmin akışı keyifli bir izlenim sundu bana. Yine de George Clooney bu filme olmuş mu derseniz, yok derim.

Yorum Bırak

Avengers: Age of Ultron

Şimdi, Avengers çizgi romanlarını okumuş biri değilim. Tabi bu durumda da Age of Ultron hakkında ahkam kesecek bilgiye de sahip değilim. Zaten şu son filmlerden sonra Türkiye’ye çizgi romanları gelmeye başladı. Eskiden nerede bulacaktınız çizgi roman. Fi tarihinde gazeteler Tenten, Teksas, Tommisk, Swing gibi çizgi romanlar verirlerdi de öyle okurdur. Gazeteler de bu işten çekilince bunları temin edecek yer kalmadı pek.

Şimdi ben bu yazıya neden böyle başladım. Bir seri okumayanı olarak Avengers: Age of Ultron filmi olaylara bodoslama dalıyor. Filmi izlerken The Avengers ile arasında bir bölüm vardı da ben mi kaçırdım diye tereddütte kaldım. Film ne olup bittiği konusunda senaryo olarak hiç bir açıklamada bulunmuyor. Bu sebepten dolayı bende senaryoyu pek değerlendirmeyeceğim ama olması gereken şu ki, siz bir uyarlama yapıyorsanız bunu okumayanlar içinde yapıp bir bilgilendirme yapmalısınız.

Yorum Bırak

The Visit

M. Night Shyamalan filmlerine kuşku ile yaklaşan ben yine bir M. Night Shyamalan filmi izlerken buldum kendimi. Yine bir umuttur başladığım film ilk dakikaları itibari ile dikkatimi çekmedi desem yalan söylemiş olurum. Buna en büyük etki çocuk oyuncuların performansı elbette. Geri kalana baktığımızda fazla performansı yok. Gerçi bu IMBD’ye ne oldu bilmiyorum bu filmde 6,4 gibi bir puan almış.

Tabi bu puanı alma sebebi pekala çocuklar olabilir. Bir korku gerilim filminden çok bir çocuk filmine benziyor The Visit. Çocuklar için çekilmiş korku, gerilim desek sanırım daha yerinde olur. Bir yetişkin olarak film kesinlikle tatmin etmiyor.

Yorum Bırak

Pay the Ghost

Sanırım elimin ayarı kaçmış bu aralar bana iyi filmler denk gelmiyor. Gerçi bu film de Nicolas Cage‘in ayrı bir konu. Kendisinin borçları yüzünden otu boku kabul ettiğini düşünürsek bu filmin de iyi çıkma ihtimali tabi ki biraz düşüktü. Ama ne dersiniz, umut biz sinema severlerin ekmeği. He buradan Nicolas Cage hayranı olduğum çıkmasın ortaya -eski yazılarda da yazmıştım- ben kendisinin oyunculuğunu çok düz bulurum.

Pay the Ghost sanki hikaye olarak iyiymiş gibi bize göz kırparken, hikayenin kurgusu ve işlenişi açısından sınıfta kalıyor. Bu arada filmin Tim Lebbon‘ın romanından uyarlandığını düşündükçe sanıyorum ki bu uyarlamayı yapanlar ve kurgulayanlar bu işi yapamamış. Film yönetim açısında da, görsellik açısından da tatmin etmiyor. ucuz efektler ve klasik tasarımlar kullanılmış ve bu durumda filmin kalitesini iyice düşürmüş.

Yorum Bırak

Hidden

Hidden bana çok ilginç gelen bir film. Aslında ben filmi sevdim ana yinede içe sinmeyen eksikleri mevcuttu. Olay işleyişi kurgusu fena değil ama filmin ilk dakikaları biraz fazla uzun ve zaman zaman sıkar nitelikte. Filmin korku filmi olarak lanse edilmesi sebebi ile ilk dakikaların haddinden fazla sakin ve dramatik geçmesi, izleyiciyi filmin ana hikayesine odaklayamaması filmin en büyük handikabı

Filmin yönetmen ve senaryo koltuğunda The Duffer Brothers var. Bende bu iki kardeşin ilk kez filmlerini izledim. Açıkçası bu şekilde devam ederlerse takip listesine kesinlikle alınabilirler. Hikaye ve kurgu güzeldi. Yönetim de kapalı alanda çekilen filmlere göre oldukça iyi. Küçül alanda gerekli gerilimi alabiliyorsunuz.

Yorum Bırak

Khamoshiyan

Arada bir Hint filmlerine takıyorum. Takıldığım zamanlarda iyi filmlerin yanı sıra korku filmleri de dikkatimi çekiyor. Yine böyle bir akşam Hint korkusu izleyeyim dedim ve Khamoshiyan’a rastladım. Khamoshiyan öyle çok sükse yapmış bir film değil. Zaten bir yerde film biraz da sıkıyor.

Ben Hint korku filmlerindeki hikayeleri seviyorum. Öyle izleyipte hikayesini beğenmediğim bir film çıkmadı. Artık bu Hint kültürünün gizeminden midir nedir bilmiyorum. Bu hikaye de bana fena gelmedi ama film fena halde Amerikan sinemasından etkilenmiş. Bir de ana karakter oldukça itici bir tipti sanırım filmi pek beğenemedim. Hatun kişisine lafım yok.

Yorum Bırak

Mr. Robot

Şöyle sağ tarafta yığılmış bir sürü yazılacak film beklemekte. Bu ara izleme işine biraz ara verdim. Biraz daha okumak, araştırmak ve biraz daha yazmak için. Tabi bloga film yorumlar yapmak için değil bu yazma meselesi. Zaten son dönem dizileri de izlemeyi bıraktım muhtemelen hepsini bir çırpıda çıkarırım aradan içinde bulunduğum tarifsiz ruh halini düzelttiğimde.  Neyse susuyorum başlı başına yazı olma yolunda gidiyor bu gevezeliğim.

Mr. Robot yaz dönemi ne izlesem deyip karşılaştığım bir diziydi. Diziye biraz bakında, bilgisayar, hackerlar falan derken yavaş yavaş satmaya başladı. Tabi bir de konuşulan, yapılan her olayın gerçeklik payının olması diziye daha sıkı sarılmamı sağladı. Bu arada oyunculuklar, görsellik, müzikler, yönetim kısası dizide her şet beni izle diyordu.

Yorum Bırak

Extinction

Post apokaliptik filmleri severim. Extinction’da bunlardan biri. Ancak ne kadar tatmin edici konusunu sorarsanız film bana fazla tatmin edici gelmedi. Biraz daha dram yönü ağırlıklıydı ama her ne ne kadar filmin mekan kurgusunu sevsem de hikayenin dram kısmının işlenişi beni pek tatmin etmedi. Tabi filmde aksiyon da olmadığı için ister istemez film zaman zaman sıktı.

Filmin yönetmeni Miguel Ángel Vivas ve film Juan de Dios Garduño‘nun romanından uyarlanmış. Tabi kitabı da okumadığım için filme nasıl uyarlanmış konusunda bir yorum yapamayacağım. Ancak filmi izlerken karşıma çıkan klişeler film eğer kitaba bire bir bağlı kalmışsa kitabında kurgu yönünden pek iyi olmadığı anlamına gelir. Tabi bunlar var sayımlar. 

Yorum Bırak

Abone ol