İçeriğe geç

Kategori: Kişisel Denemeler

The Lords of Salem

2012 yapımı filmin yönetmen ve senaryo koltuğunda  var. Tabi ismi müzik dünyasından da tanıyor olmam filmi izlemem için bir neden oldu. Tabi sonra gördüm ki Rob Zombie’nin daha önce izlediğim ancak o dönemler blog yazmadığım yada izlediklerimi arşiv yapmadığım için aklımda kalmayan bir çok filmi varmış. Hatta Halloween serisinden bir kaç filmde onunmuş. Biz gelelim The Lords of Salem’e.

Vukuatlı Salem şehrini bilirsiniz. Hikayemiz burada geçiyor. Tabi hikaye yönetmeni ve senaristinden dolayı biraz daha ‘underground’ yer altında kalmış film çıkıyor karşımıza. Görüntüler oldukça siyah ortam kasvetli ancak bu olaylara/hikayeye adapte olmanıza pek olanak sağlamıyor. Öyle ki aslında basit görünen hikayede kurgu biraz karışık.

Yorum Bırak

Ne zamandan beri adam vurur olduk İcraatlar patlayıp adalet tecelli ettiğinden beri mi?

Yorum Bırak

Le Magasin Des Suicides

Film 2013 yılında !f kapsamında gösterilmiş ancak o dönem filmin uzunluğunu da göz önünde bulundurarak tercihimi bu filmi izlemek yönünde yapmamıştım. Yani yılda bir iki festivale gidiyorsunuz kısa film izlemek olmaz kanımca. Festival filmlerinin uzunu makbuldür. Neyse biz dönelim Le Magasin Des Suicides’a.

Film 2012 yapımı yönetmen koltuğunda  var. Patrice Leconte filmin senaryosunu da kendisi yazmış tabi ana hikaye ‘nin romanından uyarlama. Tabi romanı okumadığım için bir kıyaslama yapmayacağım ancak izlediğim kadarıyla başarılı bir uyarlama olmuş gibi gözüküyor. Bu sırada yönetmen Patrice Leconte’in bildiğimiz bir çok filmi olmasına rağmen sanıyorum Le Magasin Des Suicides ilk animasyon filmi.

Yorum Bırak

Deo Web-toon: Ye-go Sal-in

Deo Web-toon: Ye-go Sal-in (더 웹툰: 예고 살인 / Killer Toon) korku bakımından pek tatmin etmese de konusu bakımından bana oldukça farklı geldi. Gerçi bu tarz hikaye daha önce film hatta dizi yapılmıştı ama sanıyorum benim çizgi ile gerçeklik arasındaki geçiş fantezileri her zaman hoşuma gitmiştir. Bu filmde benim bu zevkimi başarıyla karşılıyor.

Hikaye asıl olarak web mangaları yapan şirkette başlıyor. Sitenin editörü bir çizerden son hikayesini beklemektedir. Bu esnada firmada kimse yoktur. Yeni hikaye gelir ve editör incelemeye başlar. Editör hikayede kendi geçmişi ile ilgili şeyler olduğunu görür. Yazarı arar ama ona ulaşamaz. Hikayenin sonuna doğru öldüğünü görür ve o dakikadan sonra hikayede gördükleri bire bir olmaya başlar ve kadın ölür.

Yorum Bırak

Doo Gae-eui Dal

Yine ortalıkta bir kaç isimle birlikte anılan bir Kore yapımı var sırada. Filmin adı 두 개의 달 (Doo Gae-eui Dal), yada İngilizce adlarıyla, The Sleepless veya Two Moons. Her halükarda tüm aramalar bu 2012 yapımı filme çıkıyor. Filmin yönetmen koltuğunda The Ring Virus ve Redeu-ai filmlerinden tanıdığımız  var. Senarist ise Yoga filminde senarist asistanı olarak yer alan . İkilinin bir araya gelmesi ile de farklı bir film denemesi çıkmış ortaya.

Yeni bir deneme olmuş olmasınada film o kadar hızlı başlıyor ki bir türlü adapte olamıyorsunuz. Hızlı diyorum ama aksiyon yok. Sadece olaylar, bilinmezlik tam anlamıyla aktarılamamış karakterler filmin ilk on dakikasında bunu hissetmenizi sağlıyor.

Yorum Bırak

The Hobbit: The Desolation of Smaug

Hobbit’i arık IMAX’de izlemek görev oldu hal böyle olunca ve Türkiye’de IMAX salon sayısı az olunca yer bulmak biraz zordu. Neyse ki İstanbul’a ikinci bir IMAX salonu açılmış. Kendisi aslında İsatanbul’un bir ucu olan Marmara Park’ta. Tabi ben filmi IMAX 3D izlemek için kıvransam da ilk Hobbit yazımda belirttiğim gibi düşünmüyorum artık. Filmlerin çoğu derinlik hissi vererek çekiliyor. Yani önümüzde uçuşan şeyler pek yok. Bu da açıkçası beni ilk test gösterimindeki IMAX demosu gibi tatmin etmiyor. Bu arada Hobbit ile birlikte yeni bir teknoloji ile de tanıştık bunun adı da HFR, diğerinden farkı ise 48 fps kare hızı olması. Tabi nedir ne değildir bu şekilde izlediğim bir film yazısında açıklama yapacağım. Şimdi gelelim The Hobbit: The Desolation of Smaug’a yani,Hobbit: Smaug’un Çorak Toprakları’na.

Yorum Bırak

Düğün Dernek

‘i çok sever her işini ilgi ile izlerim. Tabi iyi bir ekip oluşturup içerisinde   gibi isimlerde olunca yapılan işin değeri farklı bir hal oluyor. Diğer İşler Güçler ekibini ve bu filme eklenen usta oyuncuları da hesaba katmıyorum. Tabi ekip sürekli çıta yükselten yapımlarla karşımıza çıkınca ister istemez insan beklentilerini yükseltiyor. Tabi filmin sinema salonlarında rekordan rekora koşması ve izlenecek yer bulunmaması, gidenlerin olumlu eleştirileri bu beklentilerin artmasına ayrı bir sebep. Ancak ne olursa olsun her filme nötr bakmaya çalışıyorum. Bu filme de bu şekilde bakacağım.

Öncelikle sinemada filmi izieyen seyircilerin zaten filme gülmek için geldik gülelim öyleyse deyip reklamlarda bile gülmesine anlam verebilmiş değilim. Öyle ki filmin ilk dakikası jenerik akıyor ortada fol yok yumurta yok insanlar kahkahaya boğuluyor. Sosyal bir tespite girersem “insanlarımızın ne kadar çok gülmeye ihtiyacı varmış arkadaş” derim. “Zaten bunların hepsi bastırılmışlıktan kaynaklanıyor” diye de eklerim. Lakin bu konuya kurduğum iki cümle haricinde değinmeyeceğim. Gelelim filmimize.

Yorum Bırak

Ossakhan Yeonae

İsmini ne yazsam konusunda tereddütte kaldığım film Ossakhan Yeonae (오싹한 연애). Türkçeye çevirdiğimizde “Ürpertici Aşk” ismi çıkıyor ortaya. Ancak film Uluslararası arenada Chilling Romance ve Spellbound adlarıylada bilinmekte. Ben yine orijinal okunuşu olan Ossakhan Yeonae’yi düşünüyorum filmi tarif etmek için.

Film 2011 yapımı. Senarist ve yönetmeni  Hwang In-ho. Kendisini çok sevdiğim bir film olan SISILY 2KM (시실리2KM)‘den tanıyorum. Her ne kadar bu film SISILY 2KM’nin yerini tutmasa da yinede iyi vakit geçirmek için birebir. Küçük bir kıyaslamayla SISILY 2KM’nin komedi dozunun daha yüksek, Ossakhan Yeonae’nin ise daha romantik olduğunu söyleliyim. Ancak bu filmde kendini izletiyor ve başarılı.

Yorum Bırak