İçeriğe geç

Kategori: Kişisel Denemeler

Samâ uôzu

2009 yapımı animenin yönetmen koltuğunda  var. Mamoru Hosoda’yı Toki o kakeru shôjo ile tanımış ve aklıma kazımıştım. Yine karşımızda farklı ve güzel bir anime var. Ancak iki animeyi kıyaslamamı isterseniz ben Toki o kakeru shôjo’yu seçerim. Olay örgüsü, izlenmesi, hikayesi daha etkiliydi.

Tabi bu Samâ uôzu’nun başarısız olduğu anlamına gelmiyor. Oz adındaki sanal dünya belkide pek beklediğim gibi olmadığından yada buradaki karakterler ve çizimler bana pek hitap etmediğinden sanal dünya kısımlarını pek etkili bulduğumu söyleyemeyeceğim. Oz dünyası biraz daha gerçek hayata yaklaştırılarak daha büyük bir etki sağlanabilirmiş.

Yorum Bırak

Q

Desire olarakta bilinen film 2011 Fransa yapımı. Filmin senaryo ve yönetmen koltuğunda  var. Filmi izleyeli bir kaç gün oldu ancak filmin bana çağrıştırdığı tek şey filmin afişinde de göreceğiniz güzel ‘di. Bunun haricinde filmin gerek konusu gerekse işlenişi hakkında çok bir şey hatırlamadım. Bununla birlikte filmin erotik bir film olduğu da aklımdaydı.

Ancak film safi erotikliğe vurulmak istenmemiş. İşin içine dram katıp, biraz daha sanatsal bir çalışma yapılmak istenmiş. Durağan ve diyalogsuz sahneler bunun kanıtı ama pek başarılı olduğunu söyleyemeyeceğim. Filmi izlerken zaten ne karakterlerin psikolojilerini ne de başka bir şeyleri düşünebiliyorsunuz. Hikaye kendine çekmiyor. Anlatılmak istenen tam anlamıyla anlatılamamış.

Yorum Bırak

Excision

İlginç bir film Excision. ‘un ilk film denemesi. IMDB’de aynı isimli bir kısa filmi bulunmakta. Anlaşılan o ki kısa düşünülen ve hayata geçmiş bir projeyi uzatmaya çalışmış. Filmde bu aksaklıklar durağan sahnelerin çoğunluğunun bu sebepten kaynaklandığını düşünüyorum.

Filmin akılcı ve güzel bir afişi var. Ancak filmin afişi kadar iyi olduğunu söyleyemeyeceğim. Film sanat yönetimi açısından başarılı diyebilirim. Ancak kan ve hayallere dayalı film emsallerini düşündüğüm de beni pek tatmin etmedi.

Yorum Bırak

Sinister

‘un izlediğim filmlerine baktığımda genelde filmlerden hoşnut kaldığımı belirtmeliyim. Aynı şekilde Sinister’da beni tatmin etti. Bir korku filmi olarak Sinister tatmin edici olmayabilir ancak bir gerilim filmi için oldukça başarılı. Senaryo ve kurgu oldukça başarılı. Yazar bunalımı, yalnızlık, seri katil, paranormal olaylar derken yönetmen hepsini çok iyi kurgulamış ve karşımıza iyi bir film çıkmış.

Film tek kitapla parlayıp daha sonrasında devamını getirememiş olan Ellison Oswalt’ın başından geçenleri anlatıyor. Ellison Oswalt’un en büyük özelliği ise vahşi cinayetlerin işlendiği kasabaya yerleşerek burada analizlerini yaparak akıllıca kitabında işlemesi. Tabi bunu yaparken yerel polislere yüklenmesi sebebi ile de yerel polisler tarafından pek sevilmemektedir.

Yorum Bırak

Stellet Licht / Sessiz Işık

‘ın Batalla en el cielo‘dan sonra çekmiş olduğu üçüncü uzun metrajlı film Stellet Licht. Kısa süre içerisinde iki filmi de izleyince insan ister istemez iki filmi kıyaslama yoluna gidiyor. Aslında bakıldığında iki filmin bir çok ortak yönü var. Reygadas yine farklı bir konu ele almış. Batalla en el cielo’da sınıflar arası ayrıma daha çok değinilirken, Stellet Licht kendini topluma ve teknolojiye kapatmış bir kesimin yaşantısını gözler önüne sererken, bir yerde karakterlerin kendi inançlarına karşı çıkmasını anlatıyor.

Nasıl Batalla en el cielo’da gereksiz bir süre uzunluğundan söz etmişsem bu film içinde aynısından söz edebilirim. Yüz kırk beş dakikalık süresi ile film bize pek fazla aksiyon sunmadığından yer yer izleyicinin sıkılmasına sebep oluyor. Ancak anlatılanlar ve içerik olarak bu film Batalla en el cielo’dan daha dolu diyebilirim.

Yorum Bırak

Merry Christmas Mr. Lawrence / Mutlu Noeller Bay Lawrence

1983 yapımı filmin yönetmen koltuğunda geçtiğimiz aylarda hayata veda eden  var. Film ‘un romanından uyarlanmış. Nagisa Ôshima kitabı ekrana aktarırken oldukça başarılı olmuş. Bu sebepten dolayı etkileyici bir film çıkmış ortaya.

Filmin yönetmeni senaryosu kadar oyunculuklar ve müzikleri de oldukça başarılı. Müzikler akıllara yer ediyor. Kullanım yerleri hissettirdiği duygu oldukça başarılı. Zaten film sinema kitaplarında da okutuluyor.  oldukça başarılı oyunculuk sergilemişler. Dönem itibari ile hem cinsellik hem de şiddet konusunda film atmosferi oldukça zorlamış.

Yorum Bırak

Elefante Blanco / Beyaz Fil

2012 yapımı Arjantin filminin yönetmen koltuğunda  var. Pablo Trapero bu filminde yapımına 1937 yılında başlamış Latin Amerika’nın en büyük hastanesi olacak, ancak sermaye sıkıntısı, darbeler, ayaklanmalar sonunda inşaatı duran bir yapının hikayesini anlatmakta. Tabi yapıdan çok burayı mesken edinen kenar mahalle insanlarının yaşamı ve şartları değerlendirilmiş. Bu kanar mahalleye de insanlar “Beyaz Fil” adını koymuşlar.

Film gerçek olaylara dayandığı için yönetmen bunu düz bir şekilde anlatmayı seçmiş. Bu da akıcı olmayan, sıkıcı bir film çıkartmış ortaya. Filmin sonuna kadar bir hareket göremiyorsunuz. tam film ne vermek istediğine karar verip bir şeyleri yoluna sokmaya başladığında bir oldu bitti ile film bitiyor. Film yarıdan başlasaymış daha iyiymiş diyorsunuz.

Yorum Bırak