İçeriğe geç

Kategori: Kişisel Denemeler

Deep Throat

Uzun süre yazsam mı yazmasam mı diye bir köşede bekletmiştim bu filmi. E her telden film yazıp filmler arası ayrım yapmak bana yakışmaz. Öyle ki bu film zamanında büyük sansasyon yaratmış.

Film 1972 yılında çekilmiş. Filmin senarist ve yönetmeni Gerard Damiano. Film FBI listesine göre Amerika’da tüm filmler arasında en çok izlenen üçüncü filmmiş. Zamanında sinemalarda bir çok iyi filmi gişe bakımından sollamış. Tabi bu kazançtan ne yönetmen ne de filmin başrol oyuncusu nasiplenebilmiş. Filmin bütçesini veren mafya, tüm parayı götürmüş.Filmin isminin Amerika’daki bir skandala da anılması ününü attırmış tabi.

Yorum Bırak

The Gates

Uzun sürede bitirdiğim bir ABC dizisi The Gates. Dizi 2010 Haziran ayında başlamış ve ilk sezonda öylece kalmış. Daha sonra dizinin devam etmeme kararı çıkmış. Daha ilk bölümlerinden dizinin çok iş yapmayacağını anlıyorsunuz ama 13 bölüm kadar dayanması da beni merak içinde bıraktı. Tam dizi kıvamına geliyor derken sezon finali dolayısı ile dizinin finali oldu.

Yorum Bırak

Kokoro Connect

Uzun zamandır anime yazmıyordum bu vesile ile anime yazılarının başlangıcı olur diye düşünüyorum. Kokoro Connect henüz ilk sezonunu bitirmiş bir anime. Şubat ayında sanıyorum ikinci sezon başlayacak. Anime okul ortamında geçmesine rağmen diğer türüne örnek animelerden biraz farklı.

Kokoro Connect ilginç bir konuya sahip. Bu ilginçlik animeyi ilk dakikalarından itibaren izlenilebilir kılıyor. Aslında sıradan bir okul animesi beklerken bununla karşılaşmama beni şaşırttı. Anime kendi içlerinde sorunları olan beş gencin okulda mevcut kulüplere katılmayıp bir kulüp kurmaları ile başlıyor.

Yorum Bırak

Sorular (mim)

Eskiden daha taze blogger iken sıkça yaptığımız “mim“lemek gibi bir olay vardı. Eskiyip 5. yılı doldurunca mim olayı da gitti tabi ki. Bu işi uzun süreli yapınca ya boş veriyorsunuz, yada sadece yazınızı yazıp çıkıyorsunuz. Ben sanırım ikincisi oldum. Şimdi Ruyayla‘dan mim gelmişken es geçmek olmaz. Cevaplamak bloggerlığın şanından sorular ise şöyle (bu arada üstüne alınan mimlensin şartlandırmıyorum: ) )

Yorum Bırak

The Watch

Nasıl bir filmle karşı karşıya olduğumu ben de bilmiyorum. Film be iyi ne kötü. Kendini izlettiriyor ancak ne veriyor diye sorarsanız ben pek bir şey alamadım. Sanki bana MIB’in birazcık absürd komedisiymiş gibi geldi. Tabi komedi biraz Amerika ile sınırlandırılmış. Öyle ki esprilerin çoğu Amerikalıların anlayacağı dilden. Klasik olarak sistem eleştirisi de yapılmış. Ama bunlar kıyıda köşede kalıyor.

Filmin yönetmeni Akiva Schaffer adında bir şahıs. Kendisini ilk defa duyduğumu söylemeliyim. Yaptığı işlere baktığımızda televizyon sektörüne ait bir çok şey görebiliyoruz. Bu filmde de aslında yapılan iş klasik. Filmin hikayesi ise oldukça basit. Boşluklar konu geçişlerindeki kopukluk çok fazla. Neyin neden olduğuna dair hiç bir bilgi verilmiyor. Sadece durum komedisi olarak düşünülmüş ama durumlar pek belirtilmemiş.

Yorum Bırak

Derrière les murs

2011 yapımı Fransız korku sineması Derrière les murs’un yönetmen ve senarist koltuğunda Julien LacombePascal Sid bulunmakta. Bu her iki yönetmenin de ilk filim. Daha önce kısa filmlerle ekip olarak çalışıp karşımıza çıkmışlar (ben görmedim). Tabi filmin en ağır topu en izlenilebilir kılan tarafı ise baş rolde Laetitia Casta‘nın olması.

Oyunculuklar oldukça başarılı. Laetitia Casta’nın performansını başarılı buldum bir kaç ufak sahne dışında. Zaten onu görmek bile bazı şeyleri gözden kaçırmama sebep oldu. Filmin renkleri ve kostümlerini beğendiğimi söyleyebilirim. Mekan seçimleri de oldukça başarılıydı. Film gerilim korku türünde olmasına rağmen, ne gerdi ne korkuttu. Zaten bir kaç klişe korku sahnesi dışında pek bir şey yoktu.

Yorum Bırak

Películas para no dormir: La habitación del niño

Películas para no dormir serisinden başarılı bir film de La habitación del niño. Películas para no dormir İspanya’nın meşhur korku serisi. Seride 6 film bulunmakta. (sanıyorum daha önce bununla ilgili bir şey yazmadım.) Bu filmin adı ise La habitación del niño. Yani Bebek Odası. Filmin yönetmeni ise The Oxford Murders‘tan da bildiğimiz Álex de la Iglesia. Zaten yönetmen bu filmden sonra The Oxford Murders’ı çekmiş. 

Film oldukça başarılı bir konuya sahip ve izlerken insanı geriyor. Her dakikasında gerilim dozunu arttırıyor. Yalnız hikayede bazı tutarsızlıklar ve açıklar mevcut. Bir de oyunculuklar sanki bana olmamış gibi geldi. Burada erkek oyuncu biraz durumu kurtarır durumda ama yine beni tatmin etmedi. Aslında bu iki öğe tamamlandığı taktirde çok iyi bir gerilim filmi çıkacaktır karşımıza ama film buna rağmen izlerken insanı germeye yetiyor.

Yorum Bırak

Abone ol