İçeriğe geç

Kategori: Kişisel Denemeler

Iron Sky

Vakti zamanında sinemada fragmanını izlemiş ve geldiği zaman gidilmesi gereken filmler arasına eklemiştim. Iron Sky’ı. Ancak fragmanları sinema salonlarında fıldır fıldır dönmesine rağmen, film Türkiye’de vizyona girmedi. Neden vizyona girmediği konusunda yaptığım ufak okumalarla da güya internette vizyona girip girmeme konusunda bir anket yapılmış ve anketten vizyona girmemesi konusunda bir sonuç çıkmış. Enteresan diyorum ve geçiyorum.

Film öncelikle fragmanı ile kendine çekiyor. Nazilerin uzaya çıkma fikri, orada bir üst kurup tekrar dünyaya saldırma hayalleri kurmaları oldukça ilginç bir konu içeriyordu. Tabi bu konu farklı olmasıyla birlikte daha önce de bir kaç kez dile getirilmişti. Film görsellik olarak tatmin edici. 10 milyon dolar gibi düşük bütçeli diyebileceğimiz bir rakama filmin bu şekilde başarılı efektler kullanılarak yapılması takdir edilmesi gereken şeyler arasında.

Yorum Bırak

Lockout

Luc Besson kendini iyiden iyiye senaristliğe verdi. Gerçi senaristlikten çok ben hikaye yazayım fikir ortaya atayım boyutunda bu iş ama yine de senaryoya müdahale ettiği kesin. Ancak son dönem Luc Besson hikayesi imzalı filmlerde izlediğim sorun bu filmde de mevcut. Karşımıza sadece basit bir konu çıkıyor. Hikayenin derinliği ise sürekli göz ardı ediliyor. Lockout’da aynı şekilde çekilen bir film.

Hikayemiz bilindik sıradan bir hikaye. Film 2079 yılında geçiyor. Mahkumlar cezalarını çekmek üzere uzayda özel olarak yapılan bir hapishanede dondurularak ceza sürelerinin geçmelerini bekliyorlar. Bu sırada Amerikan başkanının kızı Emilie Warnock sosyal gönüllü olarak bu hapishanedeki şartların düzgün olup olmadığını kontrol için hapishaneye gider. Burada bir mahkumla görüşürken mahkum görevlilerden silahı alır ve buradaki herkesi öldürür. İkinci iş olarak ise diğer mahkumları da uyandırır.

Yorum Bırak

Des vents contraires

Daha çok aktör olarak görmeye çalıştığımız Jalil Lespert‘in ikinci uzun metrajlı filmi Des vents contraires. Filmin baş rolünde ise Benoît Magimel var. Her ne kadar filmin afişinde Audrey Tautou‘da görüyor olsak bile bu birazda pazarlama amacı ile yapılmış bir şey. Çünkü filmde Audrey Tautou toplasanız on dakika gözüküyor ya da gözükmüyor. Bu esnada oyunculuğa dair çok bir ayrıntı da görmüyoruz kendisinden. Ancak filmde Benoît Magimel oyunculuğu döktürse de kendisine yardımcı olan karakterler de oldukça başarılı. Çocukları rolündeki iki ufaklık ta bunlara dahil.

Yorum Bırak

The Avengers

Marvel’in tüm çizgileri piyasaya uyarlandığında bakıldı ki getirisi büyük biz bunun devamını çekelim dediler. Marvel zaten bunları bir araya toplamıştı. Bunları daha çok insanın izlemesi için ekrana taşımak elbetteki bazı sorunları da bir araya getirdi. En başta benim aklıma gelen soru ise bunların bir şekilde bir arya getirilmesi oldu. Aynı zaman ve aynı mekanda tamam her şey çök güzel ama yer yer kendi başlarına olan filmlere gönderme yaparken, diğer filmlerde, diğer karakterlere azda olsun yer verilmemesi benim aklımda soru işaretlerine sebep oldu. Nasıl mı?

Mesela Iron Man’de de dünya, ülke tehdit altında ama aynı zamanda yaşayan (yaşadığını gördüğümüz) diğer süper kahramanlar neredeydi? Bari her filmde diğerlerinin isimleri de geçseydi de bende bu şekilde gereksiz bir meraka kapılmasaydım. Ama bu filmde diğer filmlere göndermeler yaparken insan ister istemez, bu soruyu da soruyor. Gerçi ileriye dönük filmler listesi de var belki bu açığı kapatabilirler.

Yorum Bırak

Sint

Yönetmen ve senarist Dick Maas‘ın 2010 yılında çektiği film Sint. Türkiye’de ise geçtiğimiz haftalarda vizyona girdi. Neden bu kadar geç girdi, zamanı doğru muydu bilinmez ama, şahsen film vizyona girmeseydi belki filmden haberim olmayacaktı. Film tanıdık sahneler, bildik görseller haricinde aslında bize pek bir şey sunmuyor ama filmin konusu ve eğlenceli anlatımı filmi zevkli bir şekilde izletmeye yetiyor.

Film, Noel Baba’nın Hollanda versiyonu olan Aziz Niklas efsanesine farklı bir bakış açısı ile bakıyor. Aziz Niklas adamları ile birlikte çocuklara hediye dağıtan bir iyilik meleği değilde, büyükleri öldüren, küçükleri ise İspanyaya kaçıran bir cani olarak çıkıyor karşımıza. Tabi bu farklı bakış açısı başta insanı çekiyor. Aziz Niklas gaddarlığına dayanamayan halk tarafından mürettebatı ile birlikte yakılarak öldürülüyor ama Niklas her 23 senede bir 5 Aralık gecesi dolunay çıktığı zaman şehre iniyor ve katliamlarına devam ediyor.

Yorum Bırak

Battleship

Filmi anlatmaya nereden başlasam bilmiyorum. Aslında filmi izleme sebeplerimden biride baş rolerden birinde de Rihanna‘nın oynaması. Ama kızcağıza o  kadar yüklenmişler ki, koskoca donanmanın yükü…

Yorum Bırak

Bir daha gormeyecegim kadınlara aşık oluyorum. Sürekli gorduklerimin acisyla yanarak.

Yorum Bırak

Abone ol