İçeriğe geç

Kategori: Kişisel Denemeler

6.Yıl

Bu isimle blogun temellerini 6 yıl önce bu gün atmışım. Tabi son dönemlerde vakitsizlik nedeniyle ihmal ettiğim oldu ama sonuçta 6 senedir benle birlikte evrim…

Yorum Bırak

The Sorcerer’s Apprentice

Fantastik film meraklısı olarak aslında bu filmden hiç haberim yoktu. Geçtiğimiz günler içerisinde bir televizyon kanalında son bölümünü görmemle filmi izleyeyim bari demem bir oldu. Tabi televizyondan o iğrenç dublaj ile izlemedim. Orijinal dublaj her zaman iyidir. Tabi filmin fantastik olmasının yanı sıra az ve öz görünen Monica Bellucci‘de filmi izlemem için büyük bir etkendi.

Film Merlin, Morgana dönemlerine atıf yapınca izlemesi oldukça keyifliydi. Dave karakterini canlandıran Jay Baruchel‘in eğlenceli ve sakar oyunculuğu da filmi izleten diğer unsurdu. Horvath karakterinde Alfred Molina başarılıydı. Zaten genel olarak zorlanacak bir durum yoktu. Ama kendine bulduğu meşhur genç sihirbazla oldukça eğlenceli bir ekip oluşturuyordu. Monica Bellucci oldukça az gözüktü. Sanki biraz yaşlı gözüktü gözüme inanamadım. Şimdi filmi izleyenler Nicolas Cage var filmde oğlum onu ne zaman söyleyeceksin diyecektir. Evet var ama gördüğümüz klasik Nicolas Cage bakışlarından ve mimiklerinden öteye gitmiyor.

Yorum Bırak

Resident Evil: Afterlife

Seriyi takip eden biri olarak (nasıl takip ettiğim, belli oluyordur) aslında bu filmi pek beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Tamam filmde aksiyonun dibine vurulmuş, baştan sona kadar, paldır küldür film ilerliyor, ama filmin altı yine boş. Bu kimdi, bu bunu niye öldürdü, olay ne nedir, diye sorup duruyorsunuz. Filmde tek izlenme öğesi, Milla Jovovich ve Ali Larter. Tabi filmin 3D çekildiğini de hesaba katarsak acaba filmin 3D zevki daha farklı olur muydu diye düşünmeden edemiyorum.

Yorum Bırak

Dark Shadows

Yazının başında  belirtmeliyim ki bir Tim Burton hayranı olarak tüm filmlerini keyifle izlemekteyim. Ancak şu da bir gerçek ki, son dönem filmleri eskileri kadar iyi değil. Bir yerde aslında Big Fish ile benim için Burton’un klasiği filmleri bitmiş, sonrası para odaklı film olma yönünde ilerlemiştir. Bu filmde para için yapılmış, film ortasındaki koca koca reklamlarıyla da bunu gözümüze sokan bir film. Film Dan Curtis‘in dizisinden uyarlanmış.

Film karşımıza oldukça iyi bir kadroyla çıkıyor. Tabi bu kadro Burton’un klasik kadrosunun yanı sıra Michelle PfeifferEva Green gibi isimleri de kadroya renk katıyor. Tabi bu kadro filin izlenmesi için başlıca sebebi oluşturuyor. Yani film bir konu dahilinde olmasa bile oyuncuları ile kendini izlettirebilir. Tabi bu cümleyi kurunca yönetmen faktörünü biraz dışarıya itmiş oluyoruz. Aslında bu film Tim Burton haricinde biri tarafından da aynı şekilde çekilebilirmiş. Ancak bu gibi işlere adım atan sadece Burton olduğu için kendisini kamera arkasında görüyoruz.

Yorum Bırak

A Dangerous Method

Usta yönetmen David Cronenberg‘in 2011 yapımı filmi A Dangerous Method. Ne yalan söyleyeyim film konu olarak çok iyi olsa da ben David Cronenberg’e bu filmi yakıştıramadım. Kendisini hep sorgulayan filmlerle izledik, bu filmlerde felsefe de vardı ancak genelde bilim kurgu gizem olduğu için izleyiciyi tam anlamıyla ekrana bağlayıp, kült yapımlar ortaya çıkarabiliyordu. Ancak bu film Cronenberg’in diğer filmleri gibi kült film olabilecek bir yapıya sahip değil.

Film John Kerr‘in A Most Dangerous Method kitabından uyarlanmış. Kitabı tiyatro oyunu olarak uyarlayan Christopher Hampton, The Talking Cure adını kullanmış. David Cronenberg ise bu oyunu alarak beyaz perdeye aktarmış. Film uyarlamaların genel sorununu yaşamakta. Yani film kitabı okumayanlar için oldukça havada kalmış. Film yaklaşık dokuz aylık bir süreyi anlatıyor ama film bize bu hissi vermiyor. Sanki her şey bir anda olup bitmiş gibi.

Yorum Bırak

Lovely Molly

The Blair Witch Project ile kendini tanıtan senarist yönetmen Eduardo Sánchez‘in son filmi Lovely Molly. Tabi haliyle ilk filmi ile orantılı olarak bu filmde de aktüel kamera kullanımını görüyoruz. Hikayemiz klasik bir perili ev hikayesi. Aslında bize bekleneni de vermiyor.Gerilim korkudan çok karşımızda sürekli ağlak bir kadın gördüğümüzden filmi dram olarak izlesek daha iyi diyoruz.

Hikaye alışıldık demiştim. Film Molly ve Tim’in evlilik törenleri ile başlıyor. Bu sahnelerin gereksiz ve uzun olduğunu baştan belirtmek isterim. Filme de herhangi bir katkısı yok. Molly ve Tim evlendikten sonra, Molly’nin babasından kalan ve Molly’nin çocukluğunun geçtiği eve taşınırlar. Tim kamyon şoförü olduğu için vaktinin büyük çoğunluğunu yolda, evden uzakta geçirmektedir. Ancak Molly evde garip şeyler olduğunu hissetmeye başlar.

Yorum Bırak

GP506

Güney Koreli yönetmen, Su-chang Kong‘un ikinci uzun metrajlı filmi. Yönetmenin Coma adında başarılı bir de dizisi mevcut. Bunun haricinde tabi bu ismi senarist olarak görüyoruz. Geçtiğimiz günlerde yönetmenin Arpointeu / R Point isimli filmini yazmıştım. Zaten bu filmi de o filmi referans alarak izledim ve oldukça başarılı bulduğumu söylemeliyim. Yani karşımızda az ve öz film yapan bir yönetmen var. Gerçi Arpointeu mu GP506 mı derseniz Arpointeu’yu seçerim. Ancak iki filminde askeriyede geçmesi bakımından ortak noktalarının olması göze batıyor. Sanıyorum yönetmenin askeriye ile bir sorunu var.

Yorum Bırak

The Hunger Games

Suzanne Collins‘in aynı isimli romanından uyarlama The Hunger Games. Kitabı okumadım ama filmin başarılı bir uyarlama olduğunu söyleyemeyeceğim. Hikayenin altyapısı oldukça boş bırakılmış. Olay ve kişilerin…

Yorum Bırak