İçeriğe geç

Yazarken Harfler Neden Kayar?

Bazen Harfler Yer Değiştirir

Yazarken em çok yaptığım şeylerden biri, harflerin yer değiştirmesi. Mesela ne zaman “selam” yazsam, o kelimeyle defalarca cebelleşirim. Bir bakmışım “sleam” olmuş, bir bakmışım “selma”. “Selam” bu konudan en madur kelimedir bende.

Bir de şu var; ikinci kelimenin ilk harfi, yanlışlıkla bir öncekinin sonuna eklenir. Mesela şöyle: “Bugünn asılsınız?”

Büyük küçük harf karışlıklılarını, harf atlamalarını, yanlış harflere basmayı saymıyorum bile.

Eskiden bu hataları gördüğümde çok kızardım kendime. Canım sıkılırdı. Ama zamanla onlarla yaşamaya alıştım. Artık nasıl otomatikleştirdiysem, hemen silip yenisini yazıyorum. Bu iş bilgisayarda daha kolay. El yazısında ise tam bir felaket… Psikolojim nasılsa, harfler de öyle oluyor; sağa yatar, sola yatar, ortaya yayılır, büyür, küçülür. El yazımın hiçbir standardı yok. Bütün bu karışıklık ve hata düzeltmelerinden sonra kendi yazımı tanımıyor, okuyamıyorum bile.

Peki siz? Sizde de oluyor mu, yoksa bu bana özgü bir tuhaflık mı?

Görünmeyen Müdahaleler: Zihin, Parmaklar, Dikkat

Klavyede yazmak kolay. En azından yazdıklarını geri alabiliyor düzeltebiliyorsun. Hele son dönem kelime işlemcileri ile bu çok daha rahat oluyor. “Leb” demenle “leblebi”yi anlıyorlar. Bir de hataların altını çizmeleri yok mu? Tam bir kurtarıcı.

Ama tüm bunlara rağmen yine de bu uyarılardan kaçabiliyorum. Klavyede yazarken zihinim daha hızlı çalışıyor ve parmaklarım bazen geride kalıyor. Bir bakmışım daha başladığım kelimeyi bitirmeden bir sonrakine geçmişim. Tabi her şeyin olduğu gibi bunların da bilişsel bir açıklaması var: dikkat eksikliği, otomatikleşme, kas hafızası, yorgunluk… saydıkça sayarım.

Yazmak sadece düşünsel bir aktivite değil, bedensel de bir eylem. Beyin ve vücudun uyum içinde çalışması gerekiyor. Yazmaya çalışırken, nasıl zihnimizi dinginleştiriyorsak, bedenimizi de dinlendirmeliyiz. Benim bu hatalarımın çoğu sürekli klavye değiştirmemden kaynaklanıyor. Birden fazla kullandığım klavyem var ve her birinin açısı, tuş aralığı, hassasiyeti farklı. Bu, oturtmaya çalıştığım kas hafızasını alt üst ediyor. Beşki zihni canlı tutuyordur ama parmaklarım bir türlü bu rutine alışamıyor.

Yazının Altındaki Zihin: Bilinçaltı da Klavye Başında mı?

Yazmak eylemine Freudyen bir bakışla bakıldığında, bilinçaltının klavye başında sinsice devreye girdiği bir alan olarak ortaya çıkar. Bu dil sürçmesinin yazıya yansıması, yani “yazı sürçmesi”dir.

Bastırılmış duyguların, arzuların ya da çatışmaların metne sızması gibi yorumlayabiliriz bunu. Bir harf hatası, yanlış bir kelime seçimi ya da beklenmedik bir ifade, bilinçaltının bize oynadığı bir oyun olabilir.

Aslında bunlar, bir hata olarak görülmekten çok, metnin kendi ritmini ve özgünlüğünü bulma çabası olarak görülebilir. Zira yazarken gösterdiğimiz çaba, çoğu zaman içsel bir gerilimle mücadele ettiğimizin işaretidir.

İtiraf: Kendi Yazımın Yabancısı Olduğum Anlar

Bazen yazdığım metinleri okurken ona çok yabancılaştığımı hissediyor ve “bu cümleyi ben mi kurdum?” diye soruyorum kendime. Bu cümlelerin bazılarını çok seviyor, bazılarını ise hiç beğenmiyorum.

Zaman geçtikçe hem ben değişiyorum hem de cümlelerim. Dün mükemmel dediğim bir cümle, ertesi gün gözüme batabiliyor. Bazen eski yazılarımda -bilhassa “Kişisel Depresyon Anları” döneminden kalanlarda- büyük hatalar görüyorum. Ama onlara dokunmadım. Çünkü onlar hızlı olan arada çıkan bir şeydi bu yüzden geriye dönüp değiştirmedim. Ama şimdi yazdıklarımın onlardan çok fazla esinlendiği de aşikâr.

Kaymış Harfler, Doğru Anlamlar

Yazım hatalarını “teknik sorun” ya da “bilmemezlikten” çok bir iz, bir izlek, hatta yazarın parmak izi. Elbette bunu tamamen profesyonel işler için söylemiyorum. Zaten burada editörler devreye giriyor.  Sadece bu metni okuyan başka yazar, blogger ya da yazı severlere sesleniyorum:

“Bırakın harfler biraz kaysın. Belki de orada başka bir şey söylemek istiyordunuz.”


Resül Efe sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Siz ne düşünüyorsunuz?

Abone ol