İçeriğe geç

Ay: Ekim 2014

Özgürlük Dansı / Jimmy’s Hall

Usta İngiliz yönetmen Ken Loach‘ın son filmi olma özelliğini taşıyor Özgürlük Dansı / Jimmy’s Hall (okuduklarıma göre gerçekten son filmi olacakmış). Ken Loach bu filminde de siyaset ve adaletsizlik üzerine oynuyor. Özgürlük Dansı / Jimmy’s Hall, Jimmy Gralton adında ülkesinden sınır dışı edilmiş Jimmy Gralton’un hayatının bir kısmına değiniyor. Film Donal O’Kelly‘in oyunundan uyarlanmış. Film aslında bilmediğimiz, izlemediğimiz bir şeyi bize vermiyor ancak anlatım bakımından bir ustanın filme elinin değdiği belli oluyor.

İrlanda 1921’de iç savaşın eşiğindeyken komünist olan Jimmy Gralton yaşadığı yerde kardeşinin de yardımı ile bir salon açar. Burada insanlar akşamları dans edip eğlenirken, gündüzleri de sanat dersleri, okumalar, boks dersleri ile kendilerini geliştirirler. Tabi bu olay insanların bir araya gelip konuşup bilinçlenmeleri de sağlar. Bu durumdan hoşlanmayan bir kısım yönetim seviyesindeki kişiler ve kilise Jimmy’e baskı yapar. Jimmy bu sebepte Amerika’ya gitmek zorunda kalır.

Yorum Bırak

Bize neyi enjekte ettiler biliyor musun? Hayalleri. Böylece daha kolay ölüp, öldürebilecektik.

Yorum Bırak

Karda Bir Beyaz Kuş / White Bird In A Blizzard

Film Laura Kasischke‘in aynı adlı romanından uyarlanmış. Yönetmen koltuğunda ise Gregg Araki var. Araki’yi Mysterious Skin ile hatırlıyorum. Ancak uzun zaman oldu başka bir film ini izlemeyeli on yıl sonunda festivale kısmetmiş. Filmi izleme sebeplerinden biri de baş rolde Eva Green isminin geçmesiydi. Ancak baştan söyleyeyim ki, ben bu filmde beklediğim Eva Green oyunculuğunu göremedim. Performansının çok altında bir oyunculuk vardı. Sanki buna sebep karakterin tam olarak filme de ait olamamasıydı.

Yorum Bırak

Eğer sürekli konuşuyorsan bunun sebebi asil söylemek istediklerini maskelemendir.

Yorum Bırak

Dönüş / The Turning

Dönüş / The Turning buraya ayacağım en kısa özetli festival filmi olacak sanırım. Bunun sebebi filmin Avustralyalı ödüllü yazar Tim Winton’un aynı isimli kısa hikayelerinin bulunduğu kitabından uyarlanmış olması. Yani bu film için bir kitaptaki öykülerin görselleştirilmesi diyebiliriz.

Yorum Bırak

Çocukluk / Boyhood

Film ekiminin ilk filmi olarak seçtiğim Çocukluk / Boyhood Richard Linklater imzasını taşıyor. Yönetmenin bir çok filmi olmasına rağmen izlediğim ve hatırladığım tek film(ler)i Before Serisi (Before Sunrise , Before SunsetBefore Midnight). Açıkçası bu filmleri izlemem için de en büyük faktör Julie Delpy‘di. Filmi seçmemdeki en büyük etken ise filmin 12 senelik bir zaman dilimine yayılması. Film bir çocuğun / ailenin küçüklüğünden tutup üniversiteye girinceki dönemine kadar olan biteni anlatıyor. Tabi film böyle kapsamlı olunca dikkat çekiyor.

Yorum Bırak

Pek Yakında

Zaman akıp giderken yine bir bayram arifesinde vizyona gören Cem Yılmaz filmi ile birlikteyiz. Bu film sanki izleyici yönüyle biraz buruk gibiydi. Buna sebep belki de Cem Yılmaz’a uygulanan anlam veremediğim boykottu. Belki de ben filmi AVM salonlarında izlemediğim için o meşhur yoğunluğa denk gelmedim.

Bu film diğer filmlere kıyasla biraz daha farklıydı. Hokkabaz in tadını yakalayan ancak daha farklı bir yapımdı. Bu da Cem Yılmaz’ı komik olarak görmek isteyen çevre için oldukça sıkıcı bir film olarak çıktı karşımıza. Şimdi son dönemlerde yapılan Cem Yılmaz komik mi polemiğine bende başka bir yönle bakarak Cem Yılmaz sinemayı öğrenmiş diyorum.

Yorum Bırak

Bir yılan geçmişim önümde duran ve üzerinden atlamaya çalıştıkça karşıma çıkan kirli derileri…

Yorum Bırak

Neverwas

Sinema kanallarını gezerken denk geldiğim bir film Neverwas. Aslında filmi izledikten sonra neden daha önce bu filme denk gelip izlemedim diye merak etmeye başladım. Filmin 2005 yapımı ve yönetmen koltuğunda Joshua Michael Stern var. Filmin senaristi de aynı zamanda kendisi. Film Stern’in ilk filmi ve üçüncü ve son film olarakta jOBS geçtiğimiz günlerde karşımıza çıktı. Yönetmenin ilk filmi Neverwas son filmi de jOBS olunca aslında aradaki gerilemeye şahit olmak beni üzdü. Demek ki yönetmenler bağımsız iş yaparken daha kaliteli şeyler ortaya çıkarıyorlar.

Yorum Bırak

Görev

Efendim şurada sizlere film tanıtacağım, yorumlayacağım diye (!?) ne eziyetler çektiğimin kanıtıdır şu film. Şimdi daha nasıl bir açıklama yapayım da filme gireyim bilemiyorum. Ben ki yolalrca o kadar film izledim hemde ayırt etmeden, öyle ki b-movieler en sevdiklerim şimdi bu film için ne diyeceğimi bilmiyorum. Normal film desen değil, b-movie desen değil normal film desen hiç değil. Ne olduğu belli olmayan bir şey Görev.

Yorum Bırak

Abone ol