İçeriğe geç

Kategori: Kişisel Denemeler

The Look of Love / Ateşli Bakışlar

Festival ön yazısı için tıklayınız

9 Songs filminden tanıdığımız ‘un son filmi The Look of Love / Ateşli Bakışlar. Tabi yönetmen arada film çekmiş ancak ben izlemeye fırsat bulamadım. Şimdi yakınmaya başlayayım mı o kadar yönetmen o kadar, film varken nasıl hepsini izleyeyim diye. Sonuçta benim hobim bu.

Neden birden böyle yakınma işine girdim bilmiyorum ama yönetmen  son filmi olan The Look of Love / Ateşli Bakışlar’da biyografi işine soyunmuş. Seçtiği kişi ise,  erotik dergiler ve striptiz kulüpleri sayesinde “porno kralı” olarak ünlenmiş ve zengin olmuş Paul Raymond’un hayat hikayesinin bir kesimini anlatmakta.

Yorum Bırak

konuşamıyorum

Beynim düşünme ve konuşma işlerini birarada yapamıyor, nedendir bilinmez  konuştukça düşüncelerimden uzaklaşıyorum. yazmak sadece parmak yormaktan ibaret değil, yazmak sadece düşünmekten ibaret.

Yorum Bırak

Korkusuzluk

Korkusuzluğum siyah beyaz Türk filmlerinin bıçkın delikanlılarında saklı, bir diğer değişle sığındığım o aptal kutusunda. Sonbahar rüzgarına kapılmış süzülen değersiz altın sarısı cesaretim, bir kaç…

Yorum Bırak

Otisabi

Yılların eskitemediği Yılmaz Aslantürk’ün Otisabi karakterinin televizyon dizisi olarak ekrana geleceğini aylar önce duymuş ve merakla beklemeye başlamıştım. Ancak uzayan süre, bir türlü gösterime başlamaması aklımdan çıkmasına sebep oldu. Altıncı bölümde seriyi yakaladım ve on üçüncü bölümde dizi sezon finali yaptı. Herhangi bir açıklama yok ama muhtemelen bu dizinin son bölümüde oldu.

Dizinin başlama sürecinin uzama sebeplerinden biri de ilk yayınlanan fragmanla birlikte değişen dizi ekibi. İlk fragmanda ana hikayeye daha yakın karakterler görüyoruz. Hatta her biri özenle seçilmiş bu diyeceğimiz tipler. Kullandığı araba, yaşadığı ev hemen hemen hepsi fragmanda uyuyor gözüküyor. Ancak ani bir değişim tüm karakterleri ve ortamı birden değiştiriyor. Nedendir bilinmez ama bence bunun iki nedeni olabilir. Birincisi her şeyi birebir yapmak izleyicideki beklentiyi arttıracak, ikincisi ise işi biraz daha komediye vurarak Otisabi karakterlerini eğlenceli hale getirerek bilmeyenleri de ekrana çekmek.

Yorum Bırak

A Field in England / Büyülü Tarla

Festival ön yazısı için tıklayınız

Bir filmin “sanatsal” olması için anlaşılamaz olması önemli. A Field in England ise anlaşılmazlığın zirvesine oynuyor. Bunu cümlelerimin başında belirttim ki sinemayı sadece eğlenerek izlemek için kullananlara (gerçi hepsi eğlence ama) bu film boş gelebilir. Diğer bir yandan entelektüel sinema izleyicisi olarak film kesinlikle tatmin ediyor. ( Bu arada ben hangi kategoriye girdim bilemedim.)

Kill List / Ölüm Listesi, Sightseers / Garip Turistler’den bahsediyor film siteleri bu filmin de yönetmeni olan Ben Wheatley’den söz ederken. Benim için A Field in England / Büyülü Tarla yönetmenin ilk filmi oldu. Özel olarak takip etmesem de yönetmen ismini duyduğum zaman ilgimi çekecektir. Bunun sebebi alışılmışın dışında bir şeyler önümüze sunması. 

Yorum Bırak

Pieta

Kim Ki Duk’un 2012 tarihli filmi Pieta. Bu Kim Ki Duk’tur sakin kafayla izlemek lazım derken bu güne kadar geldi izleme işi. Kafam sakin miydi peki? Tabi ki değil yani boşa beklemişim. Kim Ki Duk sön dönem filmleri itibari ile biraz daha eski filmlerini aratır olmuştu. Sanki bu film ile ben geriye dönüyorum mesajı vermiş. Elbette her filmi birbirinden güzel ve etkileyici ancak kendi filmleri arasında bu film için çok iyi diyemeyeceğim.

Konu her na kadar artık ezberlediğimiz bir konu olsa da Kim Ki Duk’un anlatımı önemli olan. Bunu filmde açıkça hissediyorsunuz. Aynı hikaye bir başka yönetmenin elinde boş bir hale dönebilirdi ama Kim Ki Duk yine düşündürücü ve etkileyici bir film çıkarmış izleyenleri için.

Yorum Bırak

Eylül giderken

Eylül giderken… Bu kez bizden birilerini götürdü. Her ne kadar beklesekte beklemeye alışmış gibi yapsakta aslında hiç bir şeye hazırlıklı olmadığımızı hatırlattı bize hayat. Şimdi…

Yorum Bırak

V/H/S

Yakın zamanda ikincisi vizyona girecek olan (girmişte olabilir) ve devamının da geleceğini düşündüğüm. Buluntu türünde bir film V/H/S. Eski filmlerden de bildiğimiz derleme 6 hikayeden oluşuyor film. Bu 6 film ayrı bir hikaye içerisinde de yer alıyor. Yani film içinde film diyebiliriz V/H/S için. Peki neden filmin adı V/H/S onuda bilemedim. Sadece filmlerin VHS’ye kayıtlı olmasından kaynaklı sanırım. Yoksa 6 ayrı filmde de ayrı ayrı kameralar kullanılmış.

Filmlere tek tek değineceğim ama biraz film hakkındaki rivayetlere değineyim. Film hakkında “öldüren film” diye haber yapılmış. Sundance Film Festivali’ndeki gösteriminde iki kişi görüntülerden rahatsız salonu terk etmişler ve bu kişiler salondan kaçıp giderken rahatsızlanmışlar. Kalp krizi geçirenler, felç geçirenler ardı arkası kesilmemiş. Ben burada merak ediyorum bu izleyenlerin psikolojilerini. Neyin kafasındalar acaba. Ben filmde öyle çıldıracak delirecek yada kriz geçirecek bir şey görmedim.

Yorum Bırak

eylül giderken…

eylül giderken üstelik iki gün kalmışken şimdi de Turgut Özakman’ı kaybettik. kalan iki günde kimseyi almasa bari. Allah rahmet eylesin.

Yorum Bırak