Sosyal medyadaki o pırıl pırıl arkadaşları görmüşsünüzdür. Gözler parıl parıl, arkada loş neon ışık: “Dostlar, dünya değişti! Artık stüdyoya gerek yok. İki tık, doğru üç kelime ve bum! 4K sinematik şaheseriniz hazır. Treni kaçırmayın!”
Gaza geldim. Dedim ki YouTube’a şöyle felsefi, karanlık, atmosferik bir video patlatayım. Ne kadar zor olabilir ki? İki satır komut yazacağım, sunucular terleyecek, ben de arkama yaslanıp kahvemi yudumlayacağım.
Plan buydu. Gerçekleşen ise kredi kartımı rehin alan beş farklı yapay zeka şirketiyle sabaha kadar süren bir sinir harbi oldu.
“Kartınızdan 19.99 USD Çekildi”
Önce bir görsel aracı açıyorsun. “Ücretsiz deneme” dedikleri şey zaten üç tıkta bitiyor. Diğer ücretsiz, diğer ücretsiz derken mecbur kartı girdik: 20 dolar. Yetiyor mu? Asla. Standart pakette seni hemen kuyruğa alıyor:
“Sıradaki yeriniz: 38…”
Ekranda dönen daireyi izlerken ömrün çürüyor. “Hızlı üretsin” diye bir 10 dolar daha atıyorsun içeri. Kumarhane gibi, girdikçe batıyorsun.
İlk prompt son derece masum:
“Loş ışıkta yağmurlu sokakta yürüyen, pardösülü, hafif yorgun ve hüzünlü bir adam. Sinematik.”
Enter’a bastım. 40 saniye sonra ekrana gelen çıktı: Kırmızı kocaman bir kutu.
“İçerik Güvenlik Politikası İhlali!”
Yahu alt tarafı sokakta yürüyen adam! “Hüzünlü” dedik diye intihar mı sandın, “karanlık” dedik diye adli vaka mı yazdın? Belli değil. Sansüre takılmayayım diye promptu yumuşattıkça adamın karizması uçtu, geriye düğün salonunda dolanan emekli memur kaldı.
İşin kötüsü, sistem her sansür yediğinde hesabından 4 kredi çatır çatır düşüyor. Ahlak zabıtalığının faturasını da bana kesti herifler.
Sahne 1 ile Sahne 2 Arasındaki Boyut Kapısı
Sansürü kırk taklayla aştık. Ekranda fena durmayan, 35 yaşlarında, kirli sakallı bir adam belirdi. Tamam dedim, karakteri bulduk.
İkinci sahneyi yazıyorum:
“Aynı adam köşeyi döner ve dükkana bakar.”
Sonuç? Sarı saçlı, anime tipli, kapüşonlu 18 yaşında bir velet.
Kardeşim, hani “aynı adam”dı? Hani süper zekaydın? Karakter tutarlılığı yakalayacağım diye bu sefer “face swap” aracına geçiyorsun; hoop, oraya da 15 dolar.
Bir sahnede sağ elini cebine sokan adam, diğerinde 7 parmaklı uzaylıya dönüyor. “Kamerayı biraz kaldır” diyorsun, bana adamın ayakkabı tabanını gösteriyor. Sen modelle kavga ettikçe sağ üstteki sayaç eriyor: Kalan Kredi: 11. Telefon da durmuyor, bankadan provizyon mesajları bildirim çubuğunda halay çekiyor.
Seslendirme: Anthony Hopkins’ten Astım Nöbetine
İş görselle bitse iyi. Metni seslendirelim dedik.
Komutu verdim: “Tok, bezgin ve felsefi bir ses tonu.”
İlk cümleyi başlatıyor: Muazzam, tam bir Anthony Hopkins.
Cümlenin ortasında aniden otoyol navigasyonuna dönüyor: “İki yüz metre sonra sola dönün.”
Son kelimede ise astım krizi geçiren ergen gibi tıkanıp kalıyor.
Araya virgül koyuyorsun tonlama kayıyor, duraklama ekliyorsun 5 saniye morg sessizliği çöküyor. Kendi sesimi telefona kaydedip atsam 10 dakikada bitecek iş için kırk farklı ses varyasyonu dinlerken beynim yandı.
En Çıldırtıcı Cevap: “Haklısınız, Özür Dilerim!”
İşin metin tarafındaki sohbet ise bambaşka bir delirme sebebi:
“Bu sahnede dükkan kırmızı olsun, pardösü gri. Sakın dükkanı gri yapma.”
“Harika bir fikir! Haklısınız, hemen düzeltiyorum!”
(Görseli üretiyor: Dükkan gri, adam kırmızı.)
“Ters yaptın diyorum!”
“Çok özür dilerim, hemen düzeltiyorum!”
(Bu sefer adamı kadrajdan tamamen siliyor.)
Karşında süper zeka falan yok. Aşırı kibar, asla laf anlamayan, yüzüne gülümserken arkadan paranı tırtıklayan dijital bir devlet dairesi memuru var.
42 Saniye İçin Çöpe Giden Bir Gece
Saat gece 03:20. Gözler kan çanağı, boyun tutulmuş. Zaten tek elim.
Masanın üstünde üç boş kupa, ekranda açık 16 ayrı sekme. Ortada ne var? Toplam 42 saniyelik bir video.
Dışarıdan bakan “Vay be, geleceğin teknolojisi, tek tıkla film çekmiş” der.
Oysa o 42 saniyenin altında;
3 platforma saçılmış 50 dolar,
Yanan yüzlerce kredi,
350 başarısız render,
Sinirden masayı yumruklamamak için sol elle sıkılan stres topu yatıyor.
Yapay zeka işlerimizi elimizden alacak mı bilmem ama uykumuzu, kemik şeklimizi ve paramızı çoktan aldı. Bizi yaratıcı yapmadı, sadece ayda 20 dolar bayılarak çalışan gönüllü prompt amelelerine dönüştürdü.
Yine de LinkedIn’e girip “Sıfır maliyetle 5 dakikada nasıl sinematik video ürettim?” diye rehber yazasım var. Çünkü yalan söylemek, bu modellerin parmak sayısını beşe indirmeye çalışmaktan hâlâ kat kat daha kolay.
Resül Efe sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
