İçeriğe geç

Kahve Köpükleri, Dark ve Antik Yunan: Değişim Gerçek mi, Yoksa Bir Göz Yanılması mı?

Sabahları benim için oldukça düşündürücü oluyor. Muhtemelen uykudan tam uyanamayıp beynimin bir yanının hâlâ rüyalar aleminde olmasından kaynaklı. Öyle rüya dediysem de hatırladığım şeyler değil. Sabah ayılmak için kahvemi doldurmuş, kahvenin karalığı üzerindeki köpüklere bakarken, hepsinin bir anda yok olduğunu görünce aklıma şöyle bir soru geldi: “Bu değişim mi, yoksa ben mi yanılıyorum?”

“Ne alaka?” diye sormayın. Şimdi bu baloncuklar patlıyor ve akabinde hava ya da kahve mi oluyor? Sonra beynimin diğer tarafta kalan kısmı beni İlkçağ filozoflarının asırlardır tartıştığı o büyük meseleye götürdü: Evren değişiyor mu, yoksa biz değişiyormuş gibi mi görüyoruz?

Tabi bu, büyük bir soru. Herakleitos der ki: “Her şey akar.” Yani onun deyimiyle aynı suda iki kez yıkanamazsın. Arkasında da düzeni kuran bir yasa, Logos vardır. Dark dizisini bilirsiniz. Sürekli değişen zaman çizgisi ile aklımızı allak bullak ederken, “her şeyin birbirine bağlı olması” mottosu tam bir Logos göndermesidir. O zaman: Panta rhei, her şey akar.

Tabi Parmenides, Herakleitos’a muhtemelen “Ziyaa!” diye seslenir, “Abartma!” derdi.

Ona göre varlık değişmez, çünkü değişmek “var olmayanın var olması” anlamına gelir ki bu mantıksal olarak imkânsızdır. Zor cümle oldu, değil mi? O zaman Inception’ı hatırlayın: Rüya içinde rüya, rüya içinde rüya… Ne gerçek, ne değil? E bu durumda duyularımıza nasıl güveneceğiz? Filmin sonunda bile emin olamıyoruz bundan. Duyular bizi kandırır; değişim sadece görünüştür.

Empedokles ise “Hepimiz kardeşiz, bu kavga ne diye?” diyerek arayı yumuşatmak için dahil olur. Evren dört temel unsurdan oluşur: Hava, su, toprak, ateş. Değişim dediğimiz şey, bu unsurların Sevgi ve Nefret tarafından karıştırılmasıdır. Empedokles için “Avatar: The Last Airbender hayranıdır” derim ama ispatlayamam. Ateş, su, toprak, havayı sevgi ve nefret ile yoğur; al sana Empedokles düşüncesi.

Platon’a uğramadan da olmaz. Ona göre bu dünyada gördüğümüz değişim, “asıl gerçeklik” olan İdealar Dünyası’nın sadece gölgesidir. Severance’a hoş geldiniz. Yoksa The Good Place’e mi? Gerçi Platon bunlara “Yaklaşmışsınız ama tam ifade edememişsiniz,” derdi ve eklerdi: Gerçek olan değişmez; değişen her şey sadece kopyadır. Yani burada gördüğümüz her şey, ideaların buğulu bir yansımasıdır.

Peki hangisi haklı? Bence hepsi. Bazen “Ben aynı insan mıyım?” diye düşündüğümde Herakleitos devreye giriyor. Aynı kahveyi her sabah içtiğimi sanınca Parmenides bana göz kırpıyor. Belki de Empedokles’in dediği gibi; hepimiz aynı malzemelerden yapılmışız ama karışımlarımız sürekli değişiyor.


Resül Efe sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Siz ne düşünüyorsunuz?

Abone ol