İçeriğe geç

Kurgudaki “Bug”ları Çözmek: Bir Yazarın Backend Günlüğü

Edebiyat dünyasının çok sevdiği, pazarlaması kolay bir yazar miti vardır: Boğaz’a karşı kahvesini yudumlayan, güzel bir kafe atmosferinde yağan yağmur eşliğinde ilham perilerinin kulağına fısıldadığı efsunlu cümleleri kağıda döken, yazmayı romantizmle yaşayan o atmosferik dahi.

Ben o adam değilim. Olmadım da. Zaten bu da o kadar kolay değil.

Geçen gün elimde, bir köşede çekilmeyi bekleyen 3×2.5 TTR kablo, diğer elimde Wago klemensle mutfaktaki fırının elektrik hattının ölçümlerini defalarca yapmaya çalışırken, bir yandan da bitirdiğim romanın o “vurucu” kurgusunu yine toparlıyordum. Tamam ben bu işi yaparım ama bir yandan da hesabı yanlış yapıp, yanlış şaltere bağlarsam ev yanabilirdi; kurguyu tekrar düşünüyorum çünkü karakterin motivasyonunu, olay örgüsünü yanlış bağlarsam hikaye çökerdi. İkisi de günün sonunda saf bir analiz, mühendislik problemiydi.

Eğer yazdıklarınızın okunmasını istiyorsanız, ilham perilerini beklemeyi bırakıp sistem mimarisini kurmak zorundasınız. Bir roman yazmak aslında devasa bir “backend sistemi” inşa etmekten farksızdır.

Karakter Veritabanını Güncellemek

İşin “mutfağına” (ya da veritabanına) girelim. “Taşların Sırrı” dizisindeki karakter profillerini ele alalım. Neden bu dizi? Çünkü çok severim, hatta devamını yazmaya çalışmışlığım bile var. Neyse. Eğer Kuray bir müze müdürü ve Tomris belirli bir arka plana sahip bir avukatsa, bu sadece bir hikaye detayı değil, bu bir “Foreign Key” (Yabancı Anahtar) kısıtlamasıdır.

Avukat olan Tomris’i, müze müdürü olan Kuray’ın karşısına geçirip rastgele, mantıksız bir diyalog yazamazsınız. Karakterin mesleki arka planı, konuşma tarzı ve tepkileri veritabanında (zihninizde) önceden tanımlanmıştır. Eğer Tomris bir sahnede avukat gibi değil de ergen bir lise öğrencisi gibi davranıyorsa, bu edebi bir “ilham eksikliği” değil, basbayağı bir sistem hatasıdır (bug). Hop, şimdi diziye dönüyorum. Evet, zaman zaman bu bug’a orijinal dizi giriyor. Ama bunu eksik bölümlere de bağlayabiliriz. E bendeki de fil hafızası değil, eski izlediklerimi unutuyorum.

Şimdi normal şartlarda, sistemi durdurur, log kayıtlarına (önceki bölümlere) bakar ve o “bug’ı” ezilene kadar çözersiniz.

Docker Konteynerinde Hikaye Çalıştırmak

Nasıl ki karmaşık bir yazılım projesini Docker kullanarak farklı konteynerlere bölüyorsanız, bir romanı da parçalara ayırmak zorundasınızdır. Gündelik hayatın o absürt koşturmacası, faturalar, yapılacak işler ve mutfak tesisatı bir yanda çalışırken, zihninizdeki o diğer konteynerde hikayeyi hatasız ayağa kaldırmanız gerekir.

Ve inanın bana, o editörden gelen “Karakterin motivasyonu burada tam geçmemiş” revizyon maili, bir yazılımcının ekranda gördüğü “500 Internal Server Error” uyarısıyla aynı hissi yaratır. İkisinde de kapağı kapatıp gidemezsiniz. O koda girilecek, o kablolar doğru klemense takılacak ve o karakterin arka planı mantıklı bir zemine oturtulacaktır.

Edebiyat romantik bir eylem olabilir ama bir romanı bitirmek; ter kokan, disiplin gerektiren, acı çektiren, bol kahveli ve pragmatik bir sistem mühendisliğidir.


Resül Efe sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Siz ne düşünüyorsunuz?