Sosyal medyada her gün birilerinin doğum gününe denk geliyorsunuzdur. Dikkat ederseniz bu gönderilerde senaryo asla değişmez. Elinde gümüş rengi yaşını gösteren o devasa helyum balonlarla ufka doğru atılmış, “haberim yokmuş gibi” çekilmiş o meşhur pozlar… Kapı ardından süprizmiş gibi yapılan kutlamalar en basidi de kendimi seviyorum kutlamaları. Elbette altında ise mutlaka kopyala-yapıştır bir kişisel gelişim destanı:
“Bu yıl bana çok şey öğretti…”, “Hayatımdan toksik insanları çıkardım, kendimi buldum…”, “Yeni yaşım, yeni farkındalıklarım…”
Sanki o gece saat 00:00’ı vurduğunda, evrenin gizli sırları vahiy yoluyla üzerine inmiş de, bir gecede Buda’ya dönüşmüş gibi bir aydınlanma şovu karşımızda.
Gelin bu işin biraz arka tarafına, yani mutfağına inelim.
365 Günlük Rutin Bir Sistem Güncellemesi
Gerçek şu ki, üzerinde yaşadığımız ve saatte 108 bin kilometre hızla dönen bu devasa kaya parçası, büyük bir ateş topunun etrafındaki sıradan turunu bir kez daha tamamladı. Hepsi bu. Ortada ne bir kozmik uyanış var, ne de aniden yüklenen bir bilgelik yazılımı.
Hayat, o sosyal medya manifestolarındaki gibi epik bir film değil. Sabah uyanıyoruz, kahve demliyoruz, faturayı ödüyoruz, işleri yetiştirmeye çalışıyoruz ve akşam uyuyoruz. Düz, olaysız, gayet sıradan bir simülasyon. Yaş almak bir aydınlanma sekansı değil, sadece rutinin devam ettiğini gösteren bir “sistem güncellemesidir”. Hatta bazen bu güncellemeyle birlikte eklem ağrıları, tahammülsüzlük ve çabuk yorulma gibi yeni “bug”lar da sisteme dahil olur.
Şatafata Gerek Yok, Sistem Çökmedi Yeter
Kendi kendine parti veren, o şatafatlı masalarda adeta bir kraliyet üyesiymiş gibi poz kesenleri izlerken büyülenmek yerine hafif bir ironiyle gülümsüyorum. Çünkü hayatta kalmak, nefes almaya devam etmek elbette güzel bir şey ama bunu her yıl bir Oscar ödül törenine çbir saçmalık.
Yarın, bu kaya parçasının benim için bir turunu daha tamamladığı o gün. Ve ben, “bu yaş bana şunu öğretti” diye başlayan o sahte manifestolardan birini yazmayacağım. Toksik insanları hayatımdan falan da çıkarmadım, muhtemelen yarın onlarla trafikte, markette veya bir mail zincirinde muhatap olmaya devam edeceğim.
Benim kutlayacağım tek şey, sistemin bir yıl daha çökmeden, majör bir arıza vermeden ve hala o düz, pragmatik rutiniyle tıkır tıkır çalışmaya devam etmesi.
Sıradanlık güzeldir. Abartmaya gerek yok; kahvemi içer, yeni yaşın yüklenmesini bekler ve hayata devam ederim.
Eh şimdi sorabilirsiniz hayat sana hiç mi bir şey öğretmedi? Evet öğretti ama bunun yaşla alakası yok. Yaşanmışlıkla var.
Resül Efe sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
