İçeriğe geç

“Yazılım Öğren” Yalanı, Hibrit Kodlama ve Bir Lansman: Neizlesek Beta Yayında

Son on yılın en büyük, en şişirilmiş ve en acımasız pazarlama yalanlarından biri şuydu: “Çocuklara kodlama öğretin, geleceğin mesleği yazılımcılık!”

Tamam, itiraf edeyim, bu furyada zamanında ben de benzer cümleler kurmuş olabilirim. Ama benim altını çizdiğim kısım her zaman “işin mantığını, algoritmasını ve sistemini öğrenin” yönündeydi. Oturup papağan gibi kod ezberleyin demedim. Hala da demiyorum.

Sonra ne oldu? Bütün bir nesli, önlerinde parlayan çift ekranlarla, süslü ofislerde artisan kahvelerini yudumlayarak dünyayı kurtaracaklarına inandırdılar. Ve sahneye ChatGPT, Claude, Gemini ve türevleri çıktı. Düne kadar “yazılımcı olacağım” diye binlerce doları kurslara döken, ekrana “Hello World” yazdırınca kendini Mr. Robot sanan koca bir jenerasyon, yapay zekanın saniyeler içinde yazıp bitirdiği algoritmaların karşısında bir anda işsiz kalma tehlikesiyle yüzleşti.

O yere göğe sığdırılamayan “geleceğin mesleği”, bir anda yapay zekanın en sevdiği çerezlik atıştırmalığa dönüştü.

Peki kodlamanın sonu mu geldi? Hayır. Sadece ameleliği bitti, “mimarisi” başladı. İşte tam bu noktada, geliştirme süreçlerinin nasıl evrildiğine ve benim son projem Neizlesek‘in (Evet, sonunda beta sürümüne ulaştık!) nasıl ortaya çıktığına, işin mutfağına inelim.

Benim Derdim Ne? Neden Bu Uygulamayı Yaptım?

Beni takip edenler bilir, sinemayla ve film okumalarıyla fazlasıyla içli dışlıyım. Ancak sektörün sırf içerik olsun diye algoritmalarla üzerimize fırlattığı o “çerezlik” yapımlar yüzünden, arkadaşlarla bir araya geldiğimizde ekrana bakıp bir türlü film seçemez hale geldik.

Bir süre sonra fark ettim ki, “Ne izlesek?” diye platformların menülerinde gezinerek harcadığımız saatler, filmin kendi süresini geçmeye başlamış. Sistem çökmüştü. Ben de dedim ki; madem ortada bir sorun var, o zaman kendi çözümümüzü yazarız. Bu film seçme çilesini hem eğlenceli bir hale getirelim hem de o lanet platform arayüzlerinde ömrümüzü tüketmeyelim. Ve işe koyuldum.

Kodlamanın Üç Evresi ve Yapay Zeka İllüzyonu

Şu an sektörde kod yazmanın üç farklı yolu var ve saflar oldukça net:

1. Geleneksel (Normal) Kodlama: Eski usul. StackOverflow’da hata arayarak saç baş yolan, tek bir virgül eksik diye koskoca sistemin ayağa kalkmadığı, kahve, uykusuzluk ve gözyaşı ile çalışan o yorucu, romantik ama artık inanılmaz hantal olan yöntem.

2. Kör Kodlama (Blind / AI Wipe Coding): Şu anki işsiz kalacak neslin en sevdiği yöntem. Ekrana “Bana bir film önerme sitesi yap” yazıp, yapay zekanın kusup verdiği kodu ne olduğunu anlamadan fütursuzca kopyala-yapıştır yapmak. Arka planda veritabanı nasıl çalışıyor, Docker konteynerları nasıl izole ediliyor, PostgreSQL sorguları sunucuya ne kadar yük bindiriyor hiçbir fikirleri yok. Sistem ilk “bug”ı verdiğinde veya 500 hatası fırlattığında, yapay zekaya “Bu çalışmadı, düzelt abi” diye ağlamaktan başka çareleri olmayan, altı tamamen boş bir illüzyon.

3. Hibrit Kodlama (Mimarın Yolu): Benim Neizlesek‘i geliştirirken bizzat kullandığım yöntem. Yapay zekayı bir “karar verici” olarak değil, emirleri ışık hızında yerine getiren çok yetenekli ama ahmak bir “stajyer” gibi kullanmak. Sistem mimarisini siz kurarsınız, tabloların birbiriyle nasıl konuşacağını siz belirlersiniz. Gerekli angarya kodu yapay zekaya yazdırır, ama o kodu okuyup, optimize edip, “Burada mantık hatası var, sil baştan yaz” diyecek teknik altyapıya mecbursunuzdur. İşsiz kalmayacak olanlar sadece bu hibrit mimarlardır.

Ve Karşınızda: Neizlesek (Beta Sürümü)

İşte bu hibrit “sistem mühendisliği” yaklaşımıyla, o bitmek bilmeyen “Akşam ne izlesek?” kaosunu kökünden çözmek için geliştirdiğim uygulamam Neizlesek, an itibarıyla Beta testine hazır.

Arayüzdeki ikonografileri bile bizzat tasarladığım, “bu buton ne işe yarıyor şimdi” diye kaybolmamanız için en kolay haline getirmeye çalışıp test edip, yanına bir de kullanma kılavuzu eklediğim bu projeyi nihayet o kapalı kapılar ardından çıkarıyorum.

Yapay zeka ile saf ameleliğin, veritabanı mimarisiyle insan karar mekanizmasının tam ortasında doğan bir uygulama oldu. Şimdi sıra, bu kurduğum sistemin sizin o sabırsız tıklamalarınız ve yükünüz altında nasıl tepki vereceğini görmekte. Proje basit kullanımı basit.

Sistemi çökertmek, hataları (bug’ları) yüzüme vurmak ve “Burada şu olmamış usta” demek serbest. Beta demek, “elinizi korkak alıştırmayın, sistemi sonuna kadar test edin” demektir.

Hadi, aşağıdaki linke tıklayın ve bu hibrit makineyi birlikte test edelim. Görelim bakalım saatlerce film arama derdi bitiyor mu, bitmiyor mu. Ayrıca kullanım ve mimariyi aşağıya ekledim. Yardım bölümünde de yorumlarınız için bir forum var.

https://neizlesek.resulefe.tr.eu.org


Resül Efe sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Siz ne düşünüyorsunuz?